Ünlü bir tatlı firması, mağazalarına köpek girişinin yasak olduğunu duyurmak için kapıya “Dostluk buraya kadar” diye bir tabela asmış. Haliyle küçük çaplı bir kıyamet koptu sosyal medyada. Bir iş yaparken hitap ettiğin kitlenin ne hissedeceğini düşünmez, sana komik gelenin herkese komik geleceğini zannedersen böyle olur. ŞİRİNLİK YAPMAYA ÇALIŞIRKEN GÖZ ÇIKARMAK

Bir kere “Dostluk buraya kadar” demek, kusura bakma içeride olan lezzeti sana tercih ediyorum manası taşıyor. Hangi hayvan sahibi kabul eder böyle bir tanımlamayı? İnsanlar “Kızım”, “Oğlum” dedikleri, bir birey olarak kabul ettikleri canlıları, her yerde muadili bulunabilecek bir ürünü tüketmek için terk eder ya da bırakırlar mı? Yasak getireceksen, bunu şirinlik yapmaya kalkmadan yaz geç ama “Dostluk buraya kadar” dedin mi işin rengi değişir haliyle.

Bu sloganı bulan kişinin haberi olsun, en yoksul öğrenci evlerinde bile, kalan son paket makarnanın yarısını kendine, yarısını köpeğine veren insanlar var. Bir de iletişimin ne olduğu konusunda zerre fikri olmayan ama iletişim yaptığını zannedenler var.

İşçisin sen işçi kal...ŞİRİNLİK YAPMAYA ÇALIŞIRKEN GÖZ ÇIKARMAK

Cem Karaca’nın ‘Tamirci Çırağı’ şarkısındaki o sözler var ya, hani ‘İşçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları’ denen bölüm, bu aralar sık sık dilimde o nakarat. Niye diyeceksiniz? Sosyete dediğimiz dünyaya hizmet vererek ünlenen insanlarda bir süredir onlar gibi yaşama, tanınma sevdası dikkatimi çekiyor. Sadece
Nusret değil bu duruma örnek. Kadın ya da erkek berberinden, sosyete terzisine kadar geniş bir yelpaze giriyor bu kümenin içine. Bence yazık ama
herkesin kendi tercihi sonuçta.

Hem ne olursa olsun bu ülkede rezil olmak bile reklam sayılıyor zaten.

ŞİRİNLİK YAPMAYA ÇALIŞIRKEN GÖZ ÇIKARMAK

PARA HARCAMA REKLAMI...

İnsanların gittikleri tatilde harcadıkları para üzerinden konuşulma çabalarını çok itici bulurum. Daha önce Kenan İmizarlıoğlu-Sinem Kobal çiftinin gittikleri Güney Amerika turunun kişi başı maliyetini okumuştuk gazetelerde. Son 3-4 gündür de Hadise’nin ailesiyle birlikte çıktığı Maldivler ve Dubai tatilinin fiyatı konuşuluyor. Üstelik sadece fiyat değil 780 metrekarelik kral dairesi, dairenin özellikleri de haberlere eklenmiş. İddia doğruysa yaklaşık 800 bin TL civarında bir para harcamış Hadise ve ailesi. Soru şu: Hadise, bu fazla pahalı tatile çıkmak yerine, Erdek’te 800 TL’lik bir pansiyonda kalsaydı daha mı az değerli olacaktı?

Ya da 800 bin TL harcadığı için daha mı değerli oldu şimdi? Yıldızların harcadıkları paraya dair bu kadar detaylı servis edilen son haber olur bu umarım...

ŞİRİNLİK YAPMAYA ÇALIŞIRKEN GÖZ ÇIKARMAKHoş geldin Deniz...

5 Haziran her hangi bir gün olacak bizim için ama Deniz Seki için öyle olmayacak. Uzun zaman sonra kendi banyosunda duş alacak, kendi mutfağında çay demleyecek...

Çok uzun bir zaman sonra isterse tek başına kalabilecek, televizyonda istediği gibi zap yapma şansı olacak. Ve en önemlisi çok uzun bir zaman sonra yıldızlara bakma şansı olacak Deniz Seki’nin. Onca zaman hiç yıldız görmeden yaşamak mecburiyetinde olmanın ne demek olduğuna dair düşündünüz mü hiç? Bir sürü kamera, cezaevi kapısından evine kadar takip edecek 5 Haziran günü Deniz’i. Sonra akşam yiyeceği yemek, özlediği tatlar, berbere ilk gidişi, deniz kıyısında ilk yürüme arzusu hepsi haber olacak. Biliyorum, röportaj talepleri de çığ gibi birikti şimdiden önünde. Peki bunca zaman narkotik suça bulaşıp da Deniz Seki kadar hapis yatan kimsenin olmamasını konuşacak mı medya? Ya da Deniz Seki çıktıktan sonra bunu konuşuyor olmak neye yarayacak? Arkadaş kurbanı bir kader mahkumu deyip, “Hapishanede ne güzel şarkılar üretmiş, bu inziva yaramış diyenler” çıkacak. İyi de cezaevi istediği zaman girip istediğin zaman çıktığın bir Budist tapınağı değil ki... Deniz her hafta çok küçük paralarla yaşadı, giyeceği eşofmanın rengine, okuyacağı kitaba bile başkaları karar verdi. Her gün sayım işlemi yaşadı, başı ağrısa bile ilaca bin bir işlemden sonra ulaştı,yani bize normal gelen bir sürü şeyi yapamadı. Yaklaşık 20 yıl önce, Cine 5’te ‘Başka Yerde Yok’ programına konuk geldiğinde tanımıştım Deniz Seki’yi. Gencecik bir isimdi, hata yapmaktan korkarak konuşuyordu. Sonra, erkek ya da kadın bir sürü insandan daha cesur çıkarak yaşadı sevdasını. Bedel ödemekse ödedi, kimseye borcu kalmadı. Geleceği için ne düşünür bilmem ama Deniz Seki’yi uyuşturucuyla mücadele eden biri olarak görmek benim arzum. Hele şu medyanın ilk hafta ilgisi geçsin, ‘ilk benim programıma konuk ol’ baskıları bitsin, sonra göreceğiz gerçek Deniz’i. Hayata, ait olduğun yere hoş geldin Deniz...

ŞİRİNLİK YAPMAYA ÇALIŞIRKEN GÖZ ÇIKARMAK

Aeneas’ın rotası...

Olanla yetinmek nasıl bir tercihse, daha iyisini yapmak için çaba göstermek de bir tercihtir. Bugün daha iyisi için çaba gösterenlerin hikayelerinden söz edelim biraz. Mesela bu hafta gazete ve televizyonlarda antik kıyafetlerle sunulan, antik bir yemek menüsünün haberini izleyeceksiniz tahminen. O yemek organizasyonunun neden yapıldığını anlatır mı medya bilmem ama ben zevkle anlatacağım: Antandros, bizim temiz havasıyla bildiğimiz Edremit’in Altınoluk Mahallesi’ne 2 kilometre mesafede bulunan antik bir şehir. Efsaneye göre, Troya’nın yıkılmasından sonra onun kadar güçlü bir devlet kurmak için yola çıkan Aeneas gemilerini Antandros’da yapar ve uzun bir yolculuğun ardından karaya çıktığı yerde Roma İmparatorluğu’nun temellerini atar. Antandros Derneği, tarihi gemilerle, aynı rotayı izleyerek, 4 ülke ve tam 21 liman dolaşmaya hazırlanıyor. 4-6 Mayıs tarihleri arasında yapılacak toplantılarla, zeytinin ayak izlerini de takip edecek olan bu yolculuk son şeklini alacak. Yaklaşık 20 yıldır devam eden kazı çalışmalarının duyulmasını beklemek yerine bir efsaneyi yeniden canlandırmaya çalışmak son derece saygı duyulacak bir iş. İyi ki olanla yetinmek yerine daha iyisini yapmaya çalışanlar var...