ÜNİVERSİTELERE  HOCA OLURLARBaşlık, haberin de yazının da kaderini belirler çoğu zaman.
Dikkat edin, gazete ve internette, ilk okuduğunuz haber ya da yazı, başlığı en fazla ilginizi çekendir. Magazin dünyasında uzun yıllar geçiren ünlüler de aslında birer başlık atma uzmanı oldular. Öyle cümleler kuruyorlar ki, alıp başlığa koyuyor ve gereken etkiyi sağlıyorsunuz.
Hülya Avşar’ın “Arabamın içinde anıra anıra ağladım” sözü mesela.
O ‘anıra anıra’ vurgusu olmasa, cümle hafızamızda bu kadar büyük yer tutamazdı.
Başlığı hazır son haber örneği, Banu Alkan’ın “Yalıma mazot alamadığım günler oldu” cümlesi...
Sonra saçını boyatmak için artık Paris’e gidemediğini de söyledi. Yine zenginlik ve yokluk aynı cümlede, tesadüf olabilir mi sizce?
Çelişkisi içinde, hatta söyleyenin zekasıyla dalga geçmeye müsait gibi gözüken cümleler bunlar.
Ama bakın her yerde haber, bu köşede yazı...
Üniversiteler, özellikle de iletişim fakülteleri başlık atma uzmanı haline gelen yıllanmış magazin figürlerinden yararlanmalı mutlaka.

‘Ben yapmadım, Miki yaptı’
ÜNİVERSİTELERE  HOCA OLURLARÇocukların olduğu masada bardak ya da şişe devirenler, utandıkları için olsa gerek garsona “Çocuk yaptı” derler.
‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ filminde de annesiyle koğuşta kalan küçük çocuk, yatağa işediğinde, iç çamaşırındaki Miki baskısını gösterip, “Ben yapmadım, o yaptı” demişti.
Günümüz de, “Ben yapmadım, hacker yaptı” açıklamalarının dönemi diye geçecek tarihe...
Hatırlayın, bir dönem Berk Oktay’ın görüntülerinin paylaşıldığı sosyal medya hesabıyla da ilgili benzer iddialar ortaya atılmıştı, sonra hacker falan olmadığı meydana çıkmıştı.
Ata Demirer’in eski sevgilisi Aslı Turanlı da, tartışılan paylaşımlarıyla ilgili Twitter hesabının ele geçirildiğinden söz eden bir açıklama yapmış.
Durum belki gerçekten öyledir bilmiyorum ama bildiğim bu tarz açıklamaların sayısının çok ama çok arttığı...

Konstantinopolis yazınca...
ÜNİVERSİTELERE  HOCA OLURLAREurovision meselesi, Türkiye’de her zaman tartışma konusu oldu.
Katıldığımız zaman şarkı, aldığımız-verdiğimiz puanlar, katılmadığımız zaman ise puanlama sistemi.
İsrail’de düzenlenen Eurovision 2019’da çoğu kişinin gözünden kaçan bir durum yaşandı.
Artık kim, hangi amaçla yaptıysa, Karabağ ve Nahçıvan, Azerbaycan sınırları dışında getirildi ekrana. “Bu yarışma politik değil” falan diyorlar ya, daha ne kadar politika olabilir ki acaba?
Garabeti anlamak için İstanbul’a Konstantinopolis yazmaları mı gerekiyor?

Bölünerek çoğalan hücredir
ÜNİVERSİTELERE  HOCA OLURLAR“Dünya üzerinde bölünerek çoğalan tek şey, yaşamın yapı taşı hücredir.”
İspanya’da, bir Türk takımı, bir Rus takımıyla EuroLeague finali oynarken geldi aklıma bu lise 1 bilgisi.
Niye diyeceksiniz? Tribündeki Türk taraftarlar arasında kavga çıktı. Türk takımının koçu ile Türk seyirciler arasında gerilim yaşandı.
Acaba ne düşünmüştür
maçı izleyen Rus ve diğer ülkelerdeki seyirciler?
Neden hiç milli bir duygumuz kalmadı bizim?
Denilebilir ki, olaylar durduk yere çıkmadı, Ergin Ataman’ın uzun yıllardan beri kişiselleştirdiği bir sinir savaşı var ortada.
Doğru ama bir Türk takımının Avrupa’nın en büyüğü olmak için mücadele ettiği sırada, o savaşa devam etmenin faydası var mı ya da kime fayda sağladı o kavga?
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, duruma müdahale etmese, canımız çok daha fazla sıkılacaktı, neyse ki oradaydı.
Kaldı ki Anadolu Efes-Fenerbahçe mevzusu değil konu, Galatasaray-Fenerbahçe olsa yine aynı şey olurdu, hiç şüphem yok. Galatasaray, UEFA Kupası kazandığında bu ülkede yaşayan bir Fenerbahçeli olarak kıskanmış ama çok sevinmiştim. Ya ben çok salağım ya da bölünerek çoğalan tek şeyin hücre olduğunu unuttuk ülkece...
Milletçe yazamadım, zira millet olmak için aynı topraklarda yaşamak ya da aynı dili kullanmak yetmez.
Bir de ortak duygu, ortak mutluluk ve ortak hayal gerekir.

Bay Öküz’ün maceraları
Bay Öküz tek bir kişi değil aslında, bir sürü var onlardan.
Birisi de Mersin-Davultepe seferini yapan minibüste ortaya çıktı.
Minibüsün içinde karısının yüzüne defalarca yumruk attı Bay Öküz... Çevreden tepki gösterenlere de, “Karım değil mi? İstediğimi yaparım” diye meydan okudu. Bu Bay Öküz’e, karısı da olsa, çocuğu da olsa, minibüste herkesin içinde ya da evde tek başına da olsa, kimseyi dövemeyeceğini öğretmek lazım.
Mersin Emniyet Müdürlüğü’nün boynuna borç olsun, bu Bay Öküz’ü biraz insan gibi davranmaya mecbur bırakmak.