.

Aslı Enver ile Murat Boz, ilişkilerini ikinci kez noktalamışlar. ‘İlkinde barışmışlardı, belki yine birlikte olurlar’ diye düşünmek mümkünse de aslında durum tam tersi. İlk ayrılık her zaman bilinmezlerle doludur. İnsanlar, birinden ayrı olduğunda ne kadar özlediklerini ya da acı çektiklerini ilk ayrılıkta deneyimler. İlişkilerine ikinci kere şans veren insanlar, bir kez daha ayrılma kararı verdiğinde artık bilinmezlik yoktur. Biriyle beraber olmak yerine, özlemek ya da acı çekmeyi göze alacak kadar tükenmiş bir ilişkidir biten. O yüzden ‘bir kere barıştılar, tekrar barışırlar’ diye düşünmek hiç de mantıklı gelmiyor bana... Ayrılıkların zaman zaman, bir katalizör ya da tetikleyici olarak kullanıldığı ilişkiler olduğunu bilmez değilim.
Üstelik “Enver evlenme şartıyla geri dönmüştü ama Boz ise soğuk baktığı için ayrılmışlar” cümlelerini de duydum. Enver, zengin ve ünlü eş adayı bulmuş, nikahla kendi hayatını garanti altına almaya çalışan bir portre değil. Kaldı ki iyi ve kötü zamanları paylaşabilen insanlar için, belediye önünde imza atmış olmak çok belirleyici olmaz. Ama anne olma arzusu olan bir kadın da, ilişkinin geleceğine güvenmek ister. Enver, çok daha genç gösterse bile, 35 yaşında ve birlikte yaşlanma hayali kurulmayan bir ilişkiyi zaman kaybı olarak değerlendirecek olgunlukta artık...

GELECEK TAMAMDIR

Cumhuriyet Bayramı için dev holdinglerden, yabancı sermayeli şirketlere kadar bir sürü kuruluş, harika işler yapmış. Seyretmesi ve dinlemesi insana büyük keyif veriyor. Onlar kadar keyif veren bir başka şey daha var, Cumhuriyet’in geleceği olan çocuklar... Dün MEF Okulları Ulus Kampüsü’nde, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ anlattı çocuklara Cumhuriyet’i...
Sonra çocuklar çıktılar sahneye... O kadar içten, o kadar benimseyerek kutladılar ki Cumhuriyet’i, insanın gözleri doluyor ister istemez. Bu ülkede demokrasi ve Cumhuriyet, bu çocukların sevinci ve heyecanı sayesinde yaşayacak. Sonsuza kadar...

Kariyer basamağı olarak Emre Mor...

Geçtiğimiz haftalarda, kızmıştım Emre Mor’a, sosyal medya üzerinden çapkınlık denemelerinin, başını derde sokacağını yazmıştım. Şimdi daha kötüsü oldu, Mor’u ifşa etmek kariyer basamağı haline geldi... Son olarak Merve Taşkın adlı genç kadının sosyal medya hesabındaki yazışmalar ifşa oldu. Bu genç hanım açıklama yaptı, “Hesabım hack’lendi, yeni ele geçirdim, ben ifşa etmedim” diye... Doğrusu ne kadar centilmen bir bilgisayar korsanı varmış karşımızda... Yazılanları paylaşırken Taşkın’ın yazdıklarını silip sadece Mor’un olan kısımları paylaşmış.
Her neyse ardından Taşkın bir de açıklama yapmış, “Benim kardeşim gibi” vesaire diye... Genç ve yetenekli bir adamın, kariyer basamağı haline gelen hallerini izliyoruz. Eski Fatih Terim olsa, sosyal medya hesaplarını kapattırırdı ilk olaydan sonra Mor’a... Yazık, bir insan nasıl bu hale düşürür kendisini?

CADILAR BAYRAMI, HRİSTİYAN BAYRAMI MI?

İstanbul’da bazı kolejlerde ‘Cadılar Bayramı’ kutlama geleneği vardı. Şimdi o gelenek eğlence yerlerine de yayıldı. Ramazan ve Kurban Bayramları’nın çocukların zihninde tatile gidilen zaman olarak algılandığı bir ülkede, ithal bayramların kutlanması bana pek mantıklı gelmiyor ama ‘Cadılar Bayramı’ için Hristiyan bayramını kutluyorlar denmesi de saçma... Kökeni Hristiyanlık öncesi Britanya’ya dayanan bir pagan bayramı... Vatikan’ın bir zamanlar değişmesi için uğraştığı sonra da ‘Azizler Günü Arifesi’ diye kabul etmek durumunda kaldığı bir gün aslında... Binlerce yıllık bir kültürün zaman içerisinde dinle birleştirilmiş hali yani... Bugün katı Hristiyanlar için Cadılar Bayramı, ‘Şeytanın doğum günü’ demektir ve kutlanmasına ciddi anlamda muhalefet edilir. Kostümlerin ve makyajın sebebi de cadılık yapmak değil, o gün dünyaya döndüğüne inanılan ölmüş ruhların, kendilerini tanımaması ve zarar vermemesi için alınmış bir önlemdir. ‘Bizim kültürümüz değil’ itirazlarına gelince, biraz haklı biraz haksız. Yakut Türkler’i de sonbahara hazırlık döneminde kötü ruhlara ve cadılara karşı şeker ve değerli hediyeler hazırlarlardı. Sonuç mu, çocuklarımıza kendi bayramlarımızı tatil zamanı diye öğretirken, başkalarından ithal bayramlara kültür nedeniyle itiraz etmek samimiyetsiz geliyor bana...

ÖNEMLİ OLAN DAVET...

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde dün akşam verilen resepsiyona Cem Yılmaz da davet edilmiş. Mehmetçik Vakfı yararına gösterisi olduğu için katılamayacağını açıkladı Yılmaz ama bu kısmı önemli değil. Önemli olan sosyal medya üzerinden zaman zaman siyasi eleştirilerini paylaşan biri olmasına rağmen resepsiyona davet edilmiş olmasıdır. Cumhurbaşkanlığı makamının, tüm ülkeyi kapsadığını gösteren son derece doğru bir hamle olmuş bu davet.