YENi NESiL ERKEK ERKEĞE RAKI ADABI

Erkek için rakı sofrası son kale niteliğindedir. Bu ritüelin yazılmamış birtakım kanunları vardır

Erkek için rakı sofrası son kale niteliğindedir. Bu ritüelin yazılmamış birtakım kanunları vardır...

Erkek laf arasında baklayı çıkarır ağzından: “Bu arada akşam bizimkilerle rakı yapacağız.” Kadın tüm umursamazlığıyla gürül gürül cevabını verir: “Ne güzel. Ben de gelirim. Özledim çocukları. Görüşmüş oluruz.” “Aşkım erkek erkeğe olacağız ama.” Ve derin sessizlik... Çoğu kadının tahammül edemediği sözcük öbeklerinden biri ağızdan çıkmıştır bir kere. “Erkek erkeğe”... Bu laf karşısında “Peki aşkım” deyip, sevgilisinin sırtını okşayarak kendi elleriyle söz konusu rakı sofrasına teslim eden kadın görmemiş duyulmamıştır. Varsa izninizle tanışmak istiyorum, bir duble rakı eşliğinde.
* * *
Erkek için rakı sofrası son kale niteliğindedir. Kendine ait, yıkılmaz, her daim başını sokabileceği, taşlarını dökebileceği, dertlerini kusabileceği kutsal bir alan olarak görür. Her daim kendisine özel bir ritüel olarak kalmasını istemesi de sırf bu yüzden. Peki, ne oluyor neler dönüyor o masada? Kadınların içini serin sular serpecek açıklamaya önden yapıyorum: Her ‘erkek erkeğe’ lafı çapkınlık mesaisiyle eş değer değildir. Hatta alakası yoktur. İşin içinde çapkınlık varsa başka kılıflar uydurulur.
* * *
Neler konuşulduğuna gelince. Her kadeh tokuşturma sesi masadaki kaba saba adamları daha da çocuksulaştırır. Bu ritüelin yazılmamış birtakım kanunları vardır. Kız arkadaşların gelmesine izin yoktur mesela. Hatun kişi evde çok caz yapmışsa telefon trafiği başlar: “Aslı ‘Ben de geleceğim’ diye tutturdu. Dilara söyle de o da gelsin bari” lafıyla gecenin rengi değişir. Eşli dostlu, kızlı erkekli versiyona itiraz yok, yeter ki son kaleyi fethetme planları yapılmasın.
* * *
YENi NESiL ERKEK ERKEĞE RAKI ADABIBir başka dillendirilmemiş kanun da mekan seçimidir. Asmalımescit’in dar sokaklarından iyice daralmış; sokaktan geçene selam vermekten hallice darlanmışken, üstüne bir de ‘ağız tadıyla’ içme sevdası eklenince bizim buluşmalar coğrafya değiştirdi. 40 yıllık Yakup’u özde entelektüellere, Balıkçı Sabahattin’i elinde makinesi önüne dizilen mezeleri çekmekten yemeğe fırsat bulamayan turistlere, Boğaz hattını kalantor ağabeylere bıraktık; biz Karaköy Lokantası’nın, Münferit’in, Meze’nin, Kalamata Meyhanesi’nin yolunu tuttuk.
* * *
Münferit’te rakı adabı, New York’un şık bir mahalle barında tesadüf eseri mönüde rakıyı görüp memleket kokusu niyetine kana kana içmeye benziyor. Geçen hafta sonu iki kişi gittik. Rezervasyonsuz paldır küldür gidince bara alındık. Bir bar taburesi üstünde, önümüzde gurme işi mezeler, girdik derin mevzulara. Barın diğer ucundaki stil kadınlar, fondaki chill out/house/oldies karışımı müzik rakı havasına girmemize mani olmadı. Aksine bu değişiklik iyi geldi. Kulak zarına dayanmış bir çalgı, beti benzi atmış şakşuka ve haydari ve sesiyle tüm mekanı kaplayan yan masadaki iri kıyım Hamdi amcalar olmadan da rakı seansı yapılıyormuş. Hatta meze olarak sirkeli salatalık ve trüf yağında porçini mantarı, fon müziği niyetine Amy Winehouse gayet de güzel oluyormuş.
Diğer favori mekan Karaköy Lokantası’nda başrolde mutfak var. Gurme işi sıcak ve soğuk başlangıçlar adamı içmeden sarhoş olur. Tam iyice mesken tutmuş, “Yeni buluşma noktası burasıdır” demişken önce belinde silahlı siyah giyinen adamlar, yine siyah Mercedes’lerini kapı önünde durdurup içeri girdiler. Karar verildi. Buraya akşamüstü saatlerinde bir ‘tek’ atmaya gidilecek. Şişhane Meşrutiyet Caddesi üstündeki Meze by Limon Tree ve Asmalı’nın yenilerinden Kalamata Meyhanesi ‘ninse mezeleri güzel, ambiyansı hoş. Fakat kızlı erkekli toplanmalar için daha ideal. Bu perşembe erkek erkeğe rakı gecesi var. Ekibin yengelerine şimdiden duyurulur. Son kale bizimdir, bizim kalacak.