ABD Başkanı’nın önerdiğı “Hassas tıp”, başta kanser olmak üzere bir çok hastalığın kişiye özel taraflarını genetik düzeyde teşhis edilip hedefe yönelik tedavi yapılmasına olanak sağlayacak.

ABD Başkanı, her yıl ocak sonu veya şubat başında Kongre’nin birleşik oturumuna, ABD’nin durumu hakkında bir konuşma yapar. Başarılarının yanı sıra o yıl içinde yapmak istediklerinden söz eder ve Kongre’nin bu konularda kanun çıkartmasını ve bütçeden kaynak ayırmasını ister. Bir çeşit tören havasında geçen bu birleşimden sonra, Kongre’den destek bulamazsa Başkan’ın eli kolu bağlanır. Çünkü ABD anayasasında para harcama ve kanun koyma yetkisi Kongre’ye verilmiştir.
Barack Obama’nın bu yıl 28 Ocak’da yaptığı konuşmasında değindiği bir çok programın uygulanmasına, istediği kanununların çıkarılmasına imkân olmadığını herkes biliyor. Çünkü Kongre’nin her 2 kanadındaki koltuklarda Başkan’ı destekleyenlerden çok muhalifler oturuyor. Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler ezici bir çoğunluğa sahip. Demokratlar Senato’da da azınlıktalar.
Birinin ak dediğine öteki partinin kara dediği partizan ortamda Başkan’ın ortaya attığı, Türkçe’ye “hassas tıp” diye çevirebileceğimiz, “Precision medicine” kavramı bir istisna oluşturuyor. Başkan Obama, bu amaca ulaşılabilmesi için bütçeden 215 milyon dolar kaynak ayrılmasını istediğinde Cumhuriyetçilerden muhalif sesler yükselmedi. Hatta bazı kıdemli senatörler, “Bu konuda Başkan ile beraber çalışabiliriz” gibi şaşırtıcı yorumlar yaptılar.

Tıbbın hassası olur mu?

Organlarımızı oluşturan milyonlarca hücrenin her birinin çekirdeğinde genetik bilgilerimiz saklıdır. Kromozomlarda paketlenmiş halde bulunan uzun DNA sarmalında sıralanmış binlerce gen vücudumuzun her türlü fonksiyonu için talimatlarla doludur.

Hassas tıp çığır açıyor

DNA sarmalının her basamağında bulunan protein yapı taşlarının dizilişi genleri oluşturur. Genlerdeki bilgi, hücrenin başka bölümlerinde okunarak gereken işlevi yerine getirecek olan moleküller üretilir. Bu düzenin bozulması bir çok hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.Organlarımızı oluşturan milyonlarca hücrenin her birinin çekirdeğinde genetik bilgilerimiz saklıdır. Kromozomlarda paketlenmiş halde bulunan uzun DNA sarmalında sıralanmış binlerce gen vücudumuzun her türlü fonksiyonu için talimatlarla doludur.

DNA sarmalının her basamağında bulunan protein yapı taşlarının dizilişi genleri oluşturur. Genlerdeki bilgi, hücrenin başka bölümlerinde okunarak gereken işlevi yerine getirecek olan moleküller üretilir. Bu düzenin bozulması bir çok hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.

Hassas tıp kavramı yeni değil. Özellikle kanser tedavisinde uzun süredir üstünde çalışılan ve bazı kanserlerin tedavisinde önemli başarılar elde edilmesini sağlayan bir yaklaşım.
Hassasından önce hassas olamayan tıbba bakalım. Modern tıbbın çok büyük bölümü hassas değil. Bir örnekle açıklayayım. Bir kişiye kanser teşhisi konulduğunda tedaviyi planlamak için hangi organın kanseri olduğuna bakılır. Örneğin akciger kanseri olan bir kişiden alınan biyopsi, mikroskop altında incelenir ve hücre tipine göre bir sınıflama yapılsa da çoğu hastaya hemen hemen aynı tedavi uygulanır. Halbuki her hastanın kanserinin kendine özgü tarafları vardır. Kemoterapi kimine yarar sağlar, kimine zarar verir, bazılarına hiç etki etmez. Bu durum kanserın dışındaki bir çok hastalıkta da görülür.
Başka bir deyişle düşmanın özellikleri bilinmediği için elde etkin olacağı düşünülen silahla yaylım ateşi açılır. Bazı düşman vurulduğu için ölür, ama bazılarının kalın zırhalar arkasında saklandığı için bana mısın demez. Bazen de, düşmanı vuruyorum diye dost kuvvetler ateşe hedef olduğu için yarar yerine zarar verilir.
Düşman daha iyi tanınabilse, ona göre silahlar geliştirilebilir. Bu yolla dost kuvvetlere zarar vermeden, düşman imha edilebilir. Hassas tıpta da benzer bir yol izlenmek isteniyor. Bir hastalığın hastadan hastaya farklı özellikleri olabileceğini bilerek, molekül düzeyinde soruna yol açan temel bozukluğu saptayıp onu hedef alan tedaviler geliştirmek amaçlanıyor.

Kanser hücresi özel maddeler üretiyor

Hücrelerimiz görevlerini yapmak ve birbirleriyle haberleşmek için hiç durmadan çeşit çeşit maddeler üretirler. Çoğu protein olan bu küçük maddeler biyolojik moleküllerdir.
Kanser hücrelerindeki bozuk düzen nedeniyle bazı moleküller çok üretilir, ya da ortaya eskiden üretilmeyen moleküller çıkar. Biyoayırtaç denilen bu maddeler, hassas tıbbın ilk adımını oluşturur.
Örneğin kısaca PSA denilen madde, biyoayırtaçlara bir örnektir. Normalda kanda çok az miktarda bulunan bu protein, prostat kanseri hücrelerinde bolca üretilir. Doktorlar, kanda PSA düzeyi yükselmişse prostat kanseri olabileceğinden şüphe ederler.

Hassas tıp çığır açıyor

Genetik hedefi netleştiriyor!
Hücredeki protein molekül imalatı, DNA’dan gelen talimatlara göre yapılır. Bir anlamda genetik şifremizin çözülüp uygulanmaya konulması bu yolla gerçekleşir.
Hücrelerimizin, organlarımızın ve sonuç olarak tüm vücudumuzun nasıl olacağını ve nasıl çalışacağını genetik yapımız belirler. Her hücrenin en iyi korunmalı bölümü olan çekirdeğinde bulunan DNA sarmalı genetik bilginin bulunduğu yerdir.
DNAnın her basamağındaki yapı taşlarının sayısı ve dizilişi geni oluşturur. Kimi gen bir kaç, kimisi yüzlerce yapı taşı üstünde yer alır. Yapı taşlarını bir şifrenin harfleri olarak düşünebiliriz. Bir harfin yeri değişse şifre de değişir. Tıpta “mutasyon” denilen bu durumda, genin sorumlu olduğu molekülün üretimi aksar, ya az ya çok üretilir, ya da başka bir molekül yapılır.

Hassas tıp çığır açıyor

Fren tutmazsa üreme durdurulamaz

Genlerin bulunduğu DNA, çok iyi korunsa da hücrenin maruz kaldığı, sigara, radasyon gibi birçok dış faktörden etkilenmeye açıktır. Herhangi bir nedenle geni belirleyen yapı taşlarının diziliminde bir bozulma olursa DNA bunu tamir etmeye çalışır. Çoğu zaman başarılı olur.
Başarılı olmazsa başka çareler aranır. Bu çabalar başarısız olursa çoğu bozukluk sorun yaratmaz. Ama, bazen kritik bir gende oluşan dizim değişikliği, işlerin yoldan çıkmasına yol açar. Örneğin hücrenin üremesini kontrol altında tutan gende bozulma olursa, freni patlamış araba gibi durdurulamayan kontrolsuz bir hücre çoğalması ortaya çıkar ya da normal üreme hızını belirleyen gen bozulursa, gaz pedalı takılmış bir arabanın durdurulamayan bir hızla yol alması gibi hücre hızla ve kontrolsüz çoğalmaya başlar. İki durumda kendini kanser olarak gösterir. Kısacası kanser bir DNA hastalığıdır dense yanlış olmaz.

Hassas tıp çığır açıyor

Hedef gen bilinirse...

Doğuştan var olan bazı genetik değişilikler, kişinin belli bir kansere eğilimini arttırır. Ama çoğu zaman kansere yol açan genetik değişiklik, çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. 2009 yılında, Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmada Britanya’lı bilim insanları, sigara nedeniyle akciğer kanseri olan bir hastanin DNA’sında 20 bin dizim değişikliği olduğunu saptadı. DNA’nın bunların bir çoğunu onarmayı başardığını ve bazı değişikliklerin zararsız olduğunu gördüler. Az sayıda değişikliğin ise kritik görevleri olan genleri etkileyerek kansere yola açtığını saptadılar.
Hassas tıp, bir kişinin kanser hücresinde var olan kritik gen değişikliklerini saptamayı ve bunları hedef alacak ilaç ve tedaviler üretmeyi amaçlıyor. Bu yönde şimdiye kadar kazanılmış olan başarılar ilerisi için ümit veriyor.

Basketbol ilahını hassas tıp kurtardı

Kerim Abdulcabbar’ın hikâyesi, bu başarılara bir örnek oluşturuyor. Amerikan basketbol ligi NBA’de bir çok rekora imza atıp 1989’da emekli olan ünlü basketbolcu 62 yaşında hastalandı. Teşhis bir çeşit lösemiydi. Yapılan genetik inceleme, kanser hücresinin büyüyüp, üremesini kontroldan çıkmasına özel bir proteinin neden olduğunu gösterdi. 2001 yılında bu proteini bloke eden bir ilaç bulunmuş ve piyasaya çıkmıştı. Kerim Abdulcabbar, Glivec adlı bu ilaç sayesinde sağlığına kavuştu. Şimdi, Barack Obama’nın başlattığı hassas tıp kampanyası için çalışıyor.

Kanser dışında da önemli
Hassas tıp kanserden başka hastalıklar için de çok önemli. Örneğin, hızla artan tip 2 diyabetli hastaları, tümünde sorun aynıymış gibi tedavi ediyoruz. Halbuki diyabetin, bir çok ortak yönü olsa da hastadan hastaya farklılıklar gösterdiğini biliyoruz. Hastalığa yol açan moleküler farklılaşmaları ve bu değişiklikleri yaratan genetik bozulmaları anlayıp daha hassas bir sınıflama yapabilirsek, keskin nişancıların yaptığı gibi hedefe yönelik tedaviler geliştirebiliriz.

Başarı için elbirliği gerek

Başkan Obama’nın ABD Kongre’sine sunduğu planda, 1 milyon gönüllü yurttaşın genetik ve diğer sağlık bilgilerini toplanacağı bir veri bankası kurulması ve kullanılması öngörülüyor. Hassas tıp için 2016 bütçesinden ayrılacak 215 milyon doların yarısından fazlası bu amaç için kullanılacak. Beyaz Saray, bu girişimin gerçekleşebilmesi için paradan başka şeylere de ihtiyaç olacağının farkında.
Araştırmayı yürütecek bilim insanlarının yanı sıra gönüllü olarak katılacak yurttaşların da sesinin duyulacağı bir örgütlenme öngörüluyor. Veri bankasına konulan sağlık bilgilerinin mahremiyetinin titizlikle korunması için her türlü önlemin alınacağının da altı çiziliyor. Elde edilen bilgilerin hızla insanların hizmetine sunulabilmesi için bürokratik engellerin en aza indirilmesi gerektiği de ana başlıklardan biri.
Devlet kurumlarının yanı sıra, üniversitelerin, akademik ekiplerin ve özel sektörün, en önemlisi yurttaşların ortak çabalarıyla hayata geçirilmesi planlanan bu girişimin, uzun vadede tüm insanlık için büyük yarar sağlayacak.