Dünyada birçok lokanta, menüsünün başına mutlaka birkaç özel ve anlamlı söz yazar. Alancha’nın menüsünde ise şöyle yazıyor: “Bu topraklarda misafir olduğunuz her evde, ev sahibinin tüm samimiyetiyle ağırlanırsınız. Karnınız tok bile olsa, hatırla gönülle sofraya bir tabak da sizin için konulur.”

Ne kadar doğru ve hoş bir söz, değil mi? Alancha’nın konseptinden bahsetmem gerekirse, sahibi Tuna Ozaner’in kaleminden birkaç kelime yazmak istiyorum. İyi yemek, iyi müzik, doğal ve yerel ürünler... Ekip, ülkemizin yedi bölgesinin mutfağından ilham alarak Türk yemeklerine yeni bir kimlik kazandırmış. Genç ve başarılı bir şefin olduğu mekanda, farklı ürünler, sossuz, hafif ve sağlıklı yemekler var diyerek başlayabilirim. Mutfağın kahramanı Deniz Temel, henüz 28 yaşında gözlerinin içi parlayan bir genç. Mesleğe Mersin’deki Merit Otel’de başlamış. Merit markası benim için çok önemli, bu yüzden kendime küçük bir pay çıkarmadan geçemiyorum.

Başlangıçlarda Güneydoğu mutfağı hakim gözüküyor. Biz pastırmalı humusla içli köfteyi tattık. İçli köfte tahmin edileceği üzere kıymayla değil İskenderun karidesiyle doldurulmuştu. Üzerine konan sos da epey enteresandı; zira karideslerin kafa kısımlarıyla yapılmıştı. Sonrasında masanın ortasına tam ‘ekmek banmalık’ diye tabir edebileceğim bir tava geldi. Karadenizli bir ailenin çay toplama dönüşü aceleyle yaptığı gibi ekmek banarak yenilen ve mısır unuyla yapılan mıhlama gayet lezzetliydi. İçine Beşikdüzü peyniri, Tokat fermante bez sucuğu ve Bursa’nın kiraz kurusu da konulmuştu. Arkasından gelen Urfa usulüyle hazırlanan çiğ köftenin yapılışından ziyade sunum şekli keyifliydi. Şef Deniz Temel yanında getirdiği taş ile eti ezdi, içerisine baharatları koydu ve bize neredeyse elleriyle yedirdi. Bu seremoniyi gidip görmek gerek.

ALANCHA’DA DOĞAL VE YEREL LEZZETLER Son olarak kralların, kraliçelerin taçlarına şekil veren defne yaprakları ile pişmiş kuzu eti masayı süsledi. Aslında Alancha’nın mutfağının değişikliği yanında sunduğu müzik de muhteşemdi. Değerli kardeşim Kürşat Başar müziği, saksafonu ve sohbetleriyle yine herkesi mest etti. Bir de kadim dostum Soner Olgun da o gece bu kadroya katılınca ne kadar şanslı olduğumuzu düşünmeden edemedik.

Tatlılarda ise güllü, vişneli sorbeyle sunulan elma pestiline sarılmış sütlaç, uzaklardan bir tat olan çikolatalı mus ve İzmir lokması denenebilir. Bu arada mekanda sürekli olarak fonda çalan müzik çok hoştu. Arkasındaki kişiyi merak ettim, karşıma bir gezgin ve gurme olan Tuncay Eroğlu çıktı. Bu başarılı armoniyi yakaladığı için kendisini tebrik etmek lazım. Yüksek tavanı, şirin bahçesi, değişik dekorasyonu ve tabii ki Burçin Büke gibi değerli müzisyenlerin performanslarıyla Alancha, şehrin değişik gastronomi duraklarından biri haline gelmiş. Kendini her geçen gün yenilemesi de cabası.