ALSACE’DAN LEZZETLER…Fransa’nın hep gidilen istikametleri vardır. Mesela, Paris, Lyon, Nice ya da Marsilya gibi, ancak bir de bazen ya meraktan ya da mecburiyetten gidilen şehirler vardır. Strazburg ya da Rouen gibi... Bu sefer bir sohbette dinleyip, merak ettiğim Colmar’ı destinasyon olarak seçtim.
Basel Havaalanı’na indikten sonra Fransa gümrüğünden çıkıp, trenle bir saatte Colmar’da oluyorsunuz. Minik ve tarihi bir Alsace evinden modernize edilen çok şık 14 odalı bir butik otelde kaldık. Zaten otelin ismi de oda sayısından mütevellit; Hotel Quatorze. İçinde ne yoktu derseniz, lüzumlu olan her şey mevcuttu diyebilirim. Sahibi hep işinin başında en küçük detayla ilgilenen bir hanımefendi. Hatta o kadar zarif ki, misafirleri tren istasyona bırakıp, valizlerini bile indiriyor. Colmar’ın en güzel tarafı küçük Venedik denen bölgesi, 15 dakikalık bir yürüyüşle varacağınız bu mahalleden çıkmak istemeyeceksiniz. Kafeleri, hediyelik eşya dükkanlari, restoranları, barları, kitapçıları ve de antikacılarıyla tam bir cazibe merkezi. “Adı nereden geliyor?” derseniz, içerisinden geçen Venedik-vari bir kanaldan ötürü böyle adlandırılmış. Gerçekten bildiğiniz Venedik’in onda biri bile değil ama bir açıkhava müzesi gibi tasarlanmış. Rue des Clefs ve Rue des Marchands’ı geçip buraya varınca, şehrin diğer kısımlarından farkını anlayacaksınız.
Menü rahat seçimli
ALSACE’DAN LEZZETLER…Biz buranın en ünlü restoranlarından Wistub de la Petite Venise’de bir akşam yemeği yedik. Kayakçı bir ailenin evlerinin yanında açtıkları bu mekanın dekorasyonu çok enteresan; kayak, kızak, palet, eski dağ batonları ve de tencere tavalar ile çok hoş bir ortam yaratılmış. Sandalyeler, masalar ve örtüler hepsi yöresel, tam tipik bir Alsace lokantası dekorasyonu oluşmuş. Bir misafir evi desem, aslında daha doğru olur.
Menü bir A4 boyutunda; beş başlangıç, sekiz ana yemek ve 3-4 çeşit tatlıyla seçim son derece kolay, içecek menüsü daha küçük tutulmuş.
Başlangıçlarda kaz ciğeri aldık, ev yapımı incir reçeliyle çok değişikti, dileyen için salatalar da var tabii ki. Ama yemeklerin olmazsa olmazı tabii ki choucroute (beyaz lahana sotesi üzerine ağır ateşte pişmiş dana ya da domuzdan yapılan bir yemek) denenmeli. Bunun yanında dana etinin iri tuzlar içinde en az bir gün pişirilmesiyle yapılan ve sote patates eşliğinde sunulan yemekler de çok popüler. Et tercih etmeyenler için bir seçenek dülger balığı ve iri karides şiş.
Rezervasyon şart!
Tatlılara gelmeden evvel bölgede en popüler tat olarak sevilen ‘tart flambe’den bahsedeceğim size; pizzaya benzeyen dikdörtgen şekilde açılmış, çok ince ve kıtır bir hamur üzerine pide malzemelerine benzeyen çok çeşitli lezzetler konularak fırında pişiriliyor. Zaten dikkat ederseniz, her restoranın menüsünde ayrı bir bölüm kapsıyor. Mutlaka bir tane isteyip, paylaşın derim.
Gelelim tatlılara; elmalı tart ve krem brulee tabii ki başı çekiyor. Dekorasyondaki Alsace stili, eski malzemeler, hoş renkler, şık perdeler, bölgesel yemek, güler yüzlü genç servis kadrosu ve makul fiyatlar bu bölgeye gözde turistik bir şehir haline getirmiş. Ancak tabii ki restoranlara rezervasyonsuz gitmemek gerekiyor. Bir de bölgeye daha geniş bir vakit ayırıp Colmar’dan Strasbourg’a uzanan Alsace Şarap Yolu gezisi yapmak ve o rotadaki şirin kasabaları ziyaret etmek değer doğrusu.