BEYOĞLU’NUN YÜKSELEN DEĞERİ DEMİRÖREN İSTİKLAL

Beyoğlu, bir dönem Osmanlı’nın en nadide gezme ve eğlenme yeriydi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ticaret merkezi olan semt, şimdilerde birkaç büyük eserin restorasyonuyla hayata tutunmaya çalışıyor. Pera kelimesi maalesef artık sadece markalarda ve levhalarda kullanılır oldu. Çok uzun zamandır Beyoğlu’nda yazacak yer bulamıyordum. Geçtiğimiz günlerde gazetemin turizm otoriteleriyle yaptığı toplantıya davet edildim. Bu vesileyle Demirören İstiklal’in leziz yemekleriyle tanıştım. Ertesi gün ise yayın yönetmenim Filiz Aygündüz’ü aradım ve bu güzel tatları okuyucularımla paylaşmak istediğimi söyledim.

BEYOĞLU’NUN YÜKSELEN DEĞERİ DEMİRÖREN İSTİKLAL

Demirören İstiklal, günde 30 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor. Burası, 41 mağaza kapasitesiyle 19 bin metrekarelik bir alanda, klasik ve modern çizgilerin buluştuğu bir mimariye sahip. Dördüncü katı değişik lezzetleri bir arada sunuyor. Özel toplantılar ve çalışmalar için de Work Station adlı toplantı bölümü mevcut. Eğer felsefe, edebiyat, bilim ya da sanat alanında arayıp bulamadığınız bir eser varsa onu da Pami Sahaf Pera’da görebilirsiniz...

BEYOĞLU’NUN YÜKSELEN DEĞERİ DEMİRÖREN İSTİKLAL

Öncelikle Bon Pizza’dan bahsetmek istiyorum. Burası, İtalya’dan gelen fırında hem pizza hem de farklı lezzetler sunuyor. Önerebileceklerimden ilki mozzarella, fırınlanmış soğan, kapari ve ricotta ile yapılan, füme somonlu pizza. Yine çok tercih edilenlerden bir diğeri de mozzarella, şefin domates sosu, ricotta, prosciutto cotto, fesleğen, roka ve parmesanla yapılan ve bizim Karadeniz pidelerini andıran calzone. Bunlar dışında ev yapımı lazanya ile keçi peynirli salata da denenebilir.

Re-Pub’ın iddialı menüsüBEYOĞLU’NUN YÜKSELEN DEĞERİ DEMİRÖREN İSTİKLAL

Şimdi gelelim Demirören İstiklal Palas’ın bir ünitesi olan İstiklal Re-Pub’ın menüsüne... Başlangıçlar oldukça iddialı: Mini kabak, salatalık ve havuç küpleriyle sunulan somon tartar, ahtapot carpaccio, çeçil peynirli kinoa topları, domates, taze fesleğen ve nar ekşisiyle servis edilen kinoa mücveri...

Bu tatların yanı sıra kadayıfla sarılı keçi peynirli salata ve kırmızı soğan, salatalık ve yeşillikler eşliğinde şişte köfte salatası da denenmeli.

Ana yemeklerde ise şiddetle tavsiye edeceğim bir tat var. Osmanlı mutfağı konusunda uzman olan lokantalara taş çıkartan bir lezzet olan kuzu incik. Tabii ki yanında patlıcan beğendi, kırmızı soğan turşusu ve karamelize mantar sos da unutulmamalı...Bir diğer lezzet ise, kızarmış lavaş yatağında yanında yeşil salatayla servis edilen şişe takılmış bonfile. Makarnalarda en çok tercih edilen, taze somon balığı, soğan ve ekşi krema sos eşliğinde sunulan tagliatelle.

Re-Pub’ta bütün bunların dışında çok sayıda snack seçeneği de bulunuyor. Mesela barbeküde ev yapımı sos eşliğinde karamelize soğanlı patates salatasıyla sunulan sosis. Tadı bana lise yıllarında Beyoğlu Atlantik’te yediklerimi hatırlattı.

BEYOĞLU’NUN YÜKSELEN DEĞERİ DEMİRÖREN İSTİKLAL

Ev yapımı patates kızartması eşliğinde sunulan hamburger ve cheeseburger ve bir İngiliz klasiği olan fish and chips. Tempura usulü pişmiş, acı sos eşliğindeki somon parçaları da enteresan ama doğrusu yakışmış.

En can alıcı nokta tatlılar

Tatlılar ise yemeğin en can alıcı noktası oldu. Herkesin hayranlıkla yediği, vanilyalı dondurma eşliğinde çikolatalı sufle vardı. Dondurmalı ve elmalı crumble da çok başarılıydı. Orman meyveleri sosuyla masaya arz-ı endam eden çıtır kadayıflı muhallebi de hafif ve leziz bir bitiş olabilir. Öncelikle bu menüyü oluşturan Fransa’da Michelin yıldızlı şef Jerome Bangtel ile çalışmış, executive şef Haydar Canyurt ve sous şef Nihat Vural’ı kutlamak gerek. Süratli, misafir memnuniyeti odaklı bir ekip ruhuyla çalışıyorlar. Orkestranın şefi yiyecek içecek kökenli genel müdür Blagoy Lerga’yı alkışlamamak elde değil. Yakın bir zamanda Beyoğlu’nun eski şöhretine kavuşmasını beklemek pek mümkün değil. Bir İstanbulsever olarak eminim ki Re-Pub, Beyoğlu’nun eski tatlarına da menüsünde yer verecektir.

Bu hafta başta Re-Pub olmak üzere Demirören İstiklal’in muhteşem odun pizzacısını da paylaştık. Gelecek hafta ise, belki de dünyanın en enteresan sahafını, değişik yiyecek-içecek ünitelerini ama en önemlisi Beyoğlu’nun benim eski Beyoğlum olması için neler yapılabileceğini paylaşacağım. Bence Paris’in Şanzelize’si ne ise, İstanbul’un İstiklal’i de odur.