Benim gençliğimde, tarihi Osmanlı’ya kadar uzanan Bomonti Bira Fabrikası’nın ulu ağaçlarının altındaki bahçesinde oturulup, fıçıdan yahut şişeden bira içilirdi. Bira fabrikası adını da bu semte veren işletmedir aslında, sonraları kapandı, şekil değiştirdi hatta şu an bir eğlence kompleksi halini aldı ama anılarda hâlâ eski haliyle hatırlanıyor.
Bir süredir bu eğlence merkezi sayesinde Bomonti adı yeme-içme, konser ve eğlenceyle anılır oldu. Son derece popüler hale gelen şef lokantaları, kaliteli kafeler ve gurme lezzetler, mahallenin vazgeçilmezi oldu. Tabii bunda son yıllarda hızla artan yüksek katlı binalar ve inşaatlar sebebiyle gelişen konut sayısı ve otellerin, özellikle de Hilton Bomonti’nin payı çok büyük.
Fransız esintileri
BOMONTİ’DE BİR GÜN…Bir müddettir bölgede methini duyduğum iki genç şef Cihan Kıpçak ve Üryan Doğmuş’un açtığı Batard’ı merak ediyordum. Bir vesileyle oralardaydım ve fırsat bu fırsat deyip gittim. Kapısından girer girmez Paris’in Marais bölgesindeki küçük bir lokantada gibi hissettim kendimi, büyük ölçüde Fransız esintileri taşıyan mimarisi ve dekorasyonunu özellikle de açık bir şekilde tasarlanmış mutfağını fonksiyonel ve başarılı buldum.
Menüsü az ama öz kurgulanmış, başlangıç olarak tattığımız polenta ve trüflü toplarla pancar ve keçi peyniri ikilisi gayet hoştu. Ana yemek almadan bara geçip bu başlangıçları geniş kokteyl menülerinden seçebileceğiniz tatlarla atıştırma şansınız da var. İlk önce iştah açıcı olarak gelen üzümlü ekşi mayalı ekmek ve hafif tereyağı da birbilerine çok yakışmıştı. Bahsettiğim gayet kapsamlı kokteyl menüsüne karşı sadece tek bir markanın şaraplarına yer verilmesine şaşırdım. Umarım ilerde misafirlerine birkaç farklı marka seçeneği de sunarlar. Ara sıcak olarak sanayi pilavını ortaya istedik, üstünde midyelerle gelen bu pilav ile belli ki bildiğimiz sokak pilavına midye ve aromatizasyon ile alafranga bir yorum katılmaya çalışılmış. Zaten bu iki şefin amacı, restoranın karakteri ve genel konsept olarak ürünleri kendilerine göre yaklaşımlarla harmanlayıp eklektik bir tavır sergilemek olmuş.
Enteresan cheesecake
BOMONTİ’DE BİR GÜN…Ana yemek olarak masada genel olarak dana kaburgayla yaptıkları hamburger ve yanında da truflu patates rağbet gördü ve beğenildi. Bu tabağı sırf ekmeği yüzünden hamburger diye tabir etmek aslında içinde köfte olmadığından yanlış olur, bir çeşit ekmek arası demek daha doğru diye düşündük. Ben farklı bir tat denemek istediğimden levrek tercih ettim. Sonuçta çok mutlu olduğumu söyleyemem, galiba balığı balıkçıda yemek en doğrusu.
Tatlıya gelince menüdeki üç tatlıyı da deneyelim istedik. Fransız havası katmak için ‘le’ eki alıp ‘le baklava’ olan Fransızlar’ın meşhur dijestif içkisi Cointreau da katılan kremalı tatlı hoş bir seçenek ama biz en çok krem karamel havasındaki cheesecake’i enteresan bulduk.
Bomonti’ye yolunuz düşerse Batard’da bir yemek molası verebilir hatta günlerden pazarsa antika pazarına da göz atabilirsiniz.