GALATANIN DUBLE MEZESİ...Duble Meze, genç okullu şef Emre Çapa’nın, İstanbul yeme-içme ve eğlence dünyasına son yıllarda kazandırdığı kuruluşlardandır. “Kimdir Emre Çapa?” dediğimizde, karşımıza bu başarının sebepsiz olmadığı çıkıyor. Gerçek bir İstanbullu, Galatasaray Lisesi'nde, daha sonra da Fransa’da okuyan ve bir dönem yeme-içme ve eğlence hayatımıza imzasını atan, diğer bir deyimle İstanbul gecelerinin ondan sorulduğu Celal Çapa ile Şebnem Çapa'nın oğlu ve ilk Türk şarkı sözü yazarı Fikret Şeneş’in de torunudur.
Gastronomi konusunda uzun bir süre Amerika’da eğitim almış daha sonra Fransa’da ünlü bir şef olan yenilikçi Pierre Vigato’nun yanında staj yapmış, dönünce de W İstanbul’un içinde Minyon’u açmıştır. Ardından da Duble Meze markasını geliştirmekte karar kılmıştır.

GALATANIN DUBLE MEZESİ...Modernleşme…
Emre’nin deyimiyle, sosyolojik ve teknolojik gelişmeler gastronomi dünyasını büyütürken Türk mutfağı da bu oranda ilerlemiştir. Biz de bu konuya mezeyle bir adım attık.
Aslında burası, önündeki inşaat perdeleri kalktığı zaman 360 derece deniz manzarasıyla tarihi yarımada ve Üsküdar manzarasına sahip açık teras, kapalı tarafında ise minimal dekore edilmiş bir lokanta olarak karşımıza çıkıyor. Çalan müzik muhteşem ötesi, o kadar ki kim hazırlıyor diye sormak ihtiyacı hissettim.
Menüye geçmeden önce şu noktayı belirtmek istiyorum. Burada mezelerinizi ve tatlılarınızı seçiyor ve talep ediyorsunuz, diğer her şey ise gerçek restoran işleyişiyle oluyor. Soğuk mezelerden mücver, zerdeçallı fava, Ege otlu acı ezme, muhteşem tatlardan bazılarıydı. Vişneli yaprak sarma, pancar suyu ile marine edilmiş ızgara enginar en beğendiğim başlangıç olarak öne çıktı.

GALATANIN DUBLE MEZESİ...Farklı lezzetler
Ana yemek yerini tutan sıcak mezelerden Seferihisar mantısı, keçi paçanga böreği, mevsiminde dere otlu ve acılı sosla sunulan çıtır hamsi, ızgara yonga ciğer ve kokoreç bruschetta tadılmalı.
Eğer bu tatları yedikten sonra bastırsın diye kahve öncesi bir tatlı da yiyelim derseniz, tavsiyem damla sakızlı muhallebi veya kaymaklı dondurma ve Antep fıstığıylasunulan ve de anında hazırlanan katmer olacaktır.
Bizde genellikle bu tip mekanlarda bir tepsi içinde mezeler gelir ve seçersiniz, üç aşağı beş yukarı çeşitler birbirine benzer, burada böyle bir durum yok, genellikle masada paylaşılıp değişik lezzetler denenebiliyor.
Hoşuma giden bir nokta da her şey masalara gitmeden ya Emre ya da yetiştirdiği yardımcıları tarafından mutlaka görülüyor. Gerekiyorsa tadılıyor, sonra rötuşlar yapılıyor.
Başarılı tesisin işletmecisi Sabri Apatarkan, salon ise Merit Grubu’ndan yetişmiş ve birlikte çalışmaktan onur duyduğum genç kardeşim Ali Osman Koç’a teslim, inanıyorum ki bu özeni devam ettirdikleri sürece hem servis hem lezzet hem de yönetimiyle başarıları daim olacak.