Akdeniz’in turizm sembolü olan şehirlerinden birisi de şüphesiz ki Nice’dir. Aslında Fransa’nın güneyindeki bu sahillerin en önemli tercih noktaları, küçük balıkçı limanlarıdır. Tabii ki yalnız turistlerin değil, buralarda yaşayan yerli halkın da tercihi, bu limanlardaki balıkçı barınaklarıdır. Yine böyle bir deniz kenarında kafeler, barlar ve brasserie’ler içerisinde dolaşırken, ismi son derece değişik bir gurme restorana rastladım. Bu mekanın tarihi, eskilere dayanıyor. 1954 yılında kurulmuş olan restoranın hem şefi hem de sahibi Michel Devillers...

Bir gece yemek yerken kendisini izledim, her an her yerde her işle meşgul oluyordu. Gelelim, Kırmızı Eşek’in esas hikâyesine... 50’li yılların sonunda öğle yemeklerinin müdavimi olan ünlü ressam, tüm restoran çalışanlarıyla arkadaş olur ve artık onlardan biri gibidir. Bir Noel günü onlar için yaptığı kırmızı eşek tablosunu getirir ve duvarlardan birine asar. Tablo o kadar ilgi görür ki, restoranın adı değişir ve bugünkü adı olan L’ane Rouge (Kırmızı Eşek) adını alır. Bu bir sembol haline gelip, bütün şişelere ve kırtasiyeye de işlenir. Enteresan bir detay da ortaya çıkar. Turistler bunu ilginç bulup, eşeğin kulağını severken fotoğraf çektirir.

NICE’İN KIRMIZI EŞEK’İ

Menü dışında sipariş

Şimdi gelelim menüye... Başlangıç olarak denediğim, domates ve rezeneyle sotelenmiş barbunya balığı fileto, çok başarılıydı. Tercih edenler için, kaz ciğerli ilkbahar ve kuşkonmazlı kinoa salatası da mevcuttu. Nice ve balıkçı liman denince, akla tabii ki balık geliyor. Menüsü de ikiye ayrılıyor. Birincisi, balıkçılar o gün ne getirdiyse, ikincisi ise, zeytinyağı ve çilek sirkesiyle pişen genç uskumru (bizdeki kolyos gibi bir balık). Bence en muhteşemi, papaz usulü polenta (mısırdan yapılan bir püre) yatağında servis ettikleri kuşkonmazlı dil balığıydı. Tamamen natürel ve kısık ateşte pişen bu balık, keyifle yenir. Bu restoranda kalabalık aileler için yapılan değişik bir uygulamaya denk geldim. Özellikle hafta sonları, menü dışından canlarının çektiği bir yemeği önceden sipariş edebiliyorlar. Bu arada kuzunun arzu ettiğiniz yerini de mevsim sebzeleri eşliğinde yiyebiliyorsunuz. Et tercih etmeyenler için, fırında ballı güvercin de seçenekler arasında...

Rengarenk dondurma

Tatlılarda, öncelikle bir ressamın paletindeki renkler gibi gelen sorbe ve dondurmalara dikkat çekmem gerek. Göze çok hoş görünüyorlar. Tabii ki gerçek bir tatlı yemek isteyenler için daha ziyade İtalya’nın güneyine özgü olan ama Fransızların da çok sevdiği armut ve biberli baba tatlısı tercih edilebilir. Hem şekerli hem de acı olsun diye armut ve biberle yaptıkları sos, bana enteresan ve garip geldi. Sanırım eski usül romlu bir sos tercih ederdim. Fiyatlar özellikle çok makul seviyede tutulmuş. Personel eğitimli ve belli ki uzun zamandır orada çalışıyor.
Masa bulmak da zor. Bu şartlar altında işinin başında başarılı bir şef olduğu
hemen anlaşılıyor.

Güney Fransa sahillerinin tam mevsimi olduğu bu ayda, hoş bir alternatif L’ane Rouge yani Kırmızı Eşek…

NICE’İN KIRMIZI EŞEK’İ