Her mevsimde Paris başka güzeldir. Bu muhteşem şehrin misafirleri aylara göre değişiklik gösterir. Bunun en belirginleri ağustos ayının en çok İtalyanlara ait olması, kuzey ülkelerinde yaşayanların mevsim nedeniyle kış aylarında Paris’i gezmesi, Japonlar’ın ise 365 gün Paris’i sevmesi gibi. Geriye kalan günlerde de gelmeme sebebi vergi ödeme, sağlık kontrolü ve seçim olmasıdır.

Bu hafta size klasik lirik müzik, gastronomik yemek ve eğlence üçlüsünü barındıran bir mekandan bahsedeceğim.


Bel Canto 18. Yüzyıl’da Milano’daki ünlü katedralin iç mimarisi örnek alınarak inşa edilen, balkonlu yuvarlak merdivenleri olan aynı stilde döşenmiş bir yemek, dans salonuyla birlikte şık masalar, loş bir aydınlatma, sanatçı zarafetiyle davranan garsonlar, piyano eşliğinde yemek yenilebilecek bir mekan.
PARİS RÜZGARI...


Başlangıçta özel ekmeğiyle birlikte gelen ev yapımı kaz ciğeri veya mevsimin ılık taze kuşkonmazları, pembe greyfurt sosu eşliğinde sunuluyor. Bu iki spesiyali tercih etmezseniz işte size Kuzey bölgesinden bir tat:


Katlararası marine edilmiş domates ve ufalanmış yengeçe doldurulmuş milföy tabakta etrafı Estragon bölgesinin meşhur yeşil elma dilimleriyle süslenmiş. Ana yemeklerde sıcak taş üzerinde cızırtılarla gelen jumbo karides ve garnitürleri benim favorim, tercih etmeyenlere iki değişik tat:


Yeşil sebze yatağı üzerinde tatlı biber soslu kalkan sırtı ve mevsim sebzeli, demi glace soslu kuzu pirzolası... Bu muhteşem lezzetlerden sonra gelsin adeta bir ressamın elinden çıkan tatlılar...


Altın yapraklı muhteşem çikolatalı pasta ya da fesleğen sos ve çıtır kekik bisküvisi eşliğinde çilek çorbası.


Benim gibi dondurmadan vazgeçmeyenleri de düşünmüşler ve menünün son satırına daha koyu harflerle kırmızı dağ meyveleri ve krem şanti eşliğinde sorbeyi yazmışlar.

Lezzetler gün yüzüne çıktı

Bütün bu muhteşem lezzetlerin altındaki imza Eric Leautey’e ait. Dünyanın çeşitli şehirlerindeki lokantalarda şeflik yapmış, fakat ünü buradan gelmiyor.


Herkesin yerine oturur oturmaz onu sormasının nedeni France 2 kanalında yaptığı yemek programı ve yazdığı kitap. Gastronomlar onu Fransa’ya özgü kaybolmaya yüz tutan lezzetleri gün yüzüne çıkarmasından ötürü tanıyor.


Servis yapan garsonunuzun Tosca’dan bir bölümü piyano eşliğinde söylemesi ona Don Giovanni’den bir parçayı iki servis elemanının eşlik edip düet yapmaları ve en sonunda salonun tüm katılımcılarıyla ellerinde genç soprano ve teronların ikramı olan şampanyalar eşliğinde Traviata’dan bir bölüm söylemeleri, eğlenceyi doruğa taşıyor.


Paris’te Neully ve Seine Nehri kenarında iki şubesi bulunan müessesede kişi başı içki hariç yemek ve şovun bedeli 80 euro.


Rezervasyon yapılması ve saatinde gidilmesi tavsiye edilir.

Ne acıdır ki…

Güzel ülkem üç tarafı Allah’ın büyük lütfü olan denizlerle çevrili dört mevsimi çoğu gün topraklarımızda yaşayabiliyoruz. Vatanımı koruyan evlatlar bir bir gidiyor. Bugün birleşme zamanı, bütünleşme zamanı.
Önümüzdeki günlerde başta üniversitelerimiz olmak üzere tüm irfan yuvaları kapılarını gençlerimize açacak. Neredeyse 12 ay turizm yapan ve gelirinin önemli bir kısmı bu sektörden olan Türkiye’nin her yaştaki sakini bugün sağduyuyla hareket edip, tahriklere kapılmamalı. Tüm şehitlerimize rahmet diliyor, bu haberlerin son olmasını diliyorum.