Moda Deniz Kulübü, geçtiğimiz hafta değişik bir projeye imza attı. Kulübün Genel Müdürü Ayhan Alpakın ve üyesi kıdemli organizatör Metin Menahem, gastro kültürel etkinlikler dizisinde Ali Ertan’la zeytinyağı üzerine tadım ve söyleşi organize etti. Aslında hem zeytinyağına ilgim hem de Ali Bey’i şahsen tanımam güzel bir tesadüf oldu. Onun ilaç değerindeki ürünlerini tatmış bir kişi olarak, hemen kalkıp gittim. Bu benim ilk zeytinyağı tadımımdı, çok daha keyif aldım ve bilgi dağarcığımı zenginleştirdim.
Ali Ertan, İngiltere’de eğitim görmüş, endüstri tasarımı konusunda ODTÜ’de çalışmış bir akademisyen. Hayatının bir bölümünde Ankara’yı terk edip, Çanakkale’ye Kaz Dağları’na yerleşiyor ve 2014 yılında orada butik zeytinyağı üretimine başlıyor. Hayatı, her yaptığı işi çok iyi yapma üzerine kurulu. Bunun için 2016 yılında ürettiği 2015 yılı mahsullerini Dell Anatolia markasıyla dünya yarışmalarına sokuyor ve sonunda altın madalya kazanıyor.
Enteresan bilgiler...
O gece Ali Bey zeytinin yetişmesi, toplanması, depolanması ve yağ haline getirilmesiyle ilgili çok enteresan bilgiler verdi. Ben size bunlardan birkaçından bahsedeceğim; en önemlilerinden birisi hakiki ve yüzde 100 zeytinyağı olması, bir diğeri de erken hasat olmasıymış yani zeytinlerin yeşil ve pembeleşmeye başlarken, toplanıp derhal işleme tabi tutulması...
Ayrıca zeytin ve yağı, ışığı, ısıyı ve havayı sevmez, dolayısıyla koyu cam şişede satılanları tercih etmemiz uygun olurmuş. Zeytin ve zeytinyağı hiçbir zaman plastik kapta muhafaza edilmemelidir, hatta satın alınmamalıdır. Bu tip mamuller tercihen serin yerde saklanmalı ve muhafaza edilmelidir. Sıra tadıma geldi, ilk olarak yağ konmuş küçük bardağı avucumuzda ısıttık ve ağzını kapadık sonra önce karıştırıp sonra da içtik.
Doğrusu anlamak kolay değil hem de ilk defada pek bir şey anlamıyor insan fakat bir kaç defa aynı işlemleri yapıp içtiğimde tadı daha hoş geldi doğrusu. İçimden bu daha iyi dediğim zaman hakikaten de sonuç o çıktı. Daha sonra zeytinle ilgili bazı başka bilgileri de paylaştı Ali Bey bizimle...
Farklı ve hafif
Tüm yemeklerde Feyyaz Usta Dell Anatolia’nın mahsullerini kullanmıştı.
Beyaz peynir, ezik domates salatası, barbunya pilaki, lahana sarma, imambayıldı, yerelması, kereviz ve fava sunuldu. Her tat doğrusu has yağ kullanılınca, bir farklı olmuştu. Beklediğim kulüp usulü kabak kızartma bu menüde yoktu eminim ki bu yağ ile, o da bir başka hafif olurdu.
Ana yemek olarak zeytinyağlı patlıcanlı pilav ve kuzu etli sebze türlüsü her zamanki gibi gayet nefisti. En son gelen baklava ise beni şaşırttı, “Bu da olmaz” dedirtti.
Öğrendim ki Güllüoğlu yıllar sonra zeytinyağıyla özel bir baklava üretmiş, bir yiyen tekrar istedi. Bu kadar hafif, hazmı kolay, kalorisi daha az bir şam fıstıklı baklava yiyemezsiniz
Atatürk ve zeytincilik
Konuşmacı bir an durdu ve “Biliyor musunuz? Türkiye’de zeytincilik Mustafa Kemal Atatürk’ün bir emriyle başlamıştır” diye devam etti. Ulu önder, 1929’da geldiği Yalova termalin bahçesinde yılların bakımsız zeytin ağaçlarını görmüş ve “Bunlar niye bakımsız?” diye sorduğunda aldığı cevap, “Rumlar bakıyorlardı, gittiler, biz bakmayı bilmiyoruz” olmuştu. Bunun üzerine derhal Ankara Ziraat Fakültesinde okuyan beş öğrenciyi İtalya’ya eğitime göndermiş ve böylece zeytinciliğin önünü açmıştı.
Her gün bu büyük insanla ilgili yeni bir bilgi ediniyorum, ona hayranlığım da her geçen gün artıyor...

ZEYTİNYAĞI DOLU BİR AKŞAM…