'Sanat acıları sarabilir'

‘Leyla’nın Evi’ ve ‘Fosforlu’daki performansıyla adından söz ettiren Ayça Varlıer, şimdi de ‘Mavi Gece’ filmindeki rolüyle konuşulacağa benziyor. Oyuncu, “Üretmeye devam etmemiz gerekiyor. Sanat acılarımızı sarabilir” dedi

'Sanat acıları sarabilir'

- ‘Mavi Gece’ 30 Ekim’de vizyona giriyor ve türü itibarıyla Türkiye’de pek yapılan bir tarz değil...

Evet, fantastik komedi bir film. Senaryo çok güzel. Steve Martin’in ‘All of Me’ filmine benziyor biraz. Kadın ve erkeğin ruhu yer değiştiriyor. Çok zıt kutuplarda iki insan... Biri taksi şoförü, öteki doktor. Ortak özellikleri, ikisinin de evli olması ve çocuk istemesi. Be-nim oynadığım Emel’in mutsuz bir evliliği var, düz bir tip.

Zeki’nin karısı çocuk sahibi olmak istiyor ama o biraz zampara, küfürbaz, bitirim, hayatın eğlencesine bakan bir adam. Bir trafik kazası sonucunda kaotik bir durum yaşanıyor. Uyandıklarında birbirlerinin bedenlerine geçmiş oluyorlar. Karikatürize etmeden oynamak çok önemli, bıçak sırtıydı. Absürt bir durum ama çok gerçekçi bir şekilde oynamak gerekiyordu. O noktaya gitmeden hallettik.

- Sizin gibi naif bir kadın, bitirim bir erkeğe nasıl dönüştü merak ediyorum...

Fırat’ın iç sesini ben okudum, benim iç sesimi Fırat okudu. Emel, uyandığında Fırat’ın iç sesi konuşuyor, kendisini keşfetmesi tuvalete gitmesiyle oluyor. Orada büyük bir patlama krizi yaşandı. İki karakterin de paralel kurguda bedenlerini keşfettikleri an çok komik. Esasında filmin çok güzel bir mesajı var, kimse yaşadığı bedeni seçmiyor... ‘Acaba bir günlüğüne de olsa başka bir bedende olsaydık, dünyaya nasıl bakardık?’ı sorduruyor.

- Senaryoyu okurken bu soruyu kendinize sordunuz mu?

Evet. Ben kedi olmak isterdim. Acaba bir günlüğüne kedi olsam ne yapardım diye düşündüm. Herhalde günün 17 saati uyurdum... Aslında küçüklüğümden beri ya kedi ya da köpek olsam demişimdir. Ama hiçbir zaman erkek olsaydım demedim.

- Role nasıl hazırlandınız?

Fırat Tanış’la çalışmak çok güzel bir deneyim oldu. Onun ruhu benim içime girdiği için, Fırat’tan bayağı yardım aldım. Bazı jargonlarda erkek arkadaşımdan yardım aldım.

Gözlem yaptım, sordum soruşturdum. Sokakta gözlem yaptım. Bence benim rolüm Fırat’ınkinden daha zor. Bir kadının erkek olması, bir de böyle bir erkeği canlandırmak çok zor oldu. Zeki, uç bir karakter, salon erkeği olsa daha kolay olurdu.

- Sizin maskülen bir tarafınız var mı?

Her insanın bence eril ve dişil yanları var. Benim çok çabuk iki tarafa da giden bir yapım var. Dünyaya böyle bakabiliyorum, anlayışlıyım o anlamda. Öğrenme isteğim var. Sonuçta böyle bir rol oynayacağım aklımın ucundan geçmemişti ama bu rol geldiği zaman o tarafa gitmek, daha çok çözmek istedim. Çekmeceleri açtım, kurcaladım, düşündüm, yardım aldım. Bu oyuncunun istemesiyle ilgili bir durum. Sonuçta Fosforlu Cevriye’yi oynuyorum, o da bana çok uzak bir rol.

- Filmdeki gibi çocuk istiyor musunuz?

Şu anda çocuk düşünmüyorum, bakalım.

- Müzik susturulsun, tiyatrolar dursun tartışmalarına ne diyeceksiniz?

Acılarımızın dinmesine ihtiyacımız var ve sanat bunu yapabilir, acılarımızı sarabilir. O yüzden bir yandan da üretmeye devam etmemiz gerekiyor. O kadar zor bir dönem ki... Konuşmak çok zor. Dua edip duruyoruz. Buruğum, bilemiyorum.

‘Dizilere küsmedim’


- ‘Leyla’nın Evi’ devam ediyor, bir yandan da ‘Fosforlu’ müzikalinde rol alıyorsunuz. Dizilere küstünüz mü?

Hiç küsmedim. ‘Zeytin Tepesi’nde oynadım en son, rolüme de çok aşıktım. Sonrasında birkaç projeyle görüştüm ama olmadı. Çok istediğim bir şey çıkmadı. Her şeyin bir zamanı var. Ben boş duran bir insan değilim, dizi varken de boş durmuyordum. Tiyatrom var, konser- lerim devam ediyor. Şu anda çok mutluyum hayatımdan. İçinde yer alacağım çok güzel bir televizyon programı var, aralık ortası gibi ekranda olacağım. Dizi de kısmet, şans... İçinde olmak istediğim bir proje denk gelirse rol alırım. ‘Mavi Gece’ filmi muhteşem bir senaryo mesela, direkt atladım. Beni heyecanlandıran işlerde olmam lazım ki, enerjimi tüketeyim. 20 saat dizi çekmek kolay değil. İşe aşık olmak lazım.

- Dizileri izliyor musunuz peki, imrendiğiniz bir rol oldu mu?

Yaz tatili yapmadım, dört ay gece gündüz prova yaptım. Açıkçası dizi seyredecek pek vaktim yok ama arada arkadaşlarımın işlerine bakıyorum. Birbirine benzeyen çok iş var.

- Sektörün en büyük sıkıntı ne sizce?

140 dakika dizi mi olur? Yazık! 90 dakikayı 140’a çıkardılar. İnanılır gibi değil. 140 dakika verirsen, seyirci bıkacak bir süre sonra, başka şeye gidecek. O sistemi kim değiştirecek bilmiyorum. Bu çarkın içinde ya olursun ya olmazsın. Ben oynamak istediğim rollere odaklanıyorum. ‘Zeytin Tepesi’nde oynadığım rol, bir öncekinden bambaşkaydı. Yelpazenin de cast anlamında genişlemesi gerekiyor. ‘Leyla’nın Evi’, ‘Mavi Gece’deki rolü getirdi. Şimdi ‘Fosforlu Cevriye’de bambaşka bir rol, bu da başka kapılar açacaktır.

‘Yapımcıların fon ayırması gerekiyor’
“Bizimki sulu zırtlak bir komedi değil. Konusu itibarıyla çok farklı, ilgi çekici. Hiç işlenmemiş bir konu. Ama hakikaten patladı film sektörü. Ben o filmlerin teker teker izlenmesi taraftarıyım fakat öyle bir şans verilmiyor. Yapımcıların bir fon ayırmaları gerekiyor tanıtmak için... Bazen onca emek hakikaten yerini bulamıyor. Dizi sektörünü de bilmiyorum, anlamış değilim. Bir de o kadar acılı günler yaşıyoruz ki, sürekli ruh halimiz değişiyor. Bir günümüz bir günümüze uymuyor.”

"12 bin yaşındaki" kelebek, Ağrı Dağı'nda yeniden görüntülendiSon Buzul Çağı'ndan kaldığı bilinen, Türkiye'de ilk kez 1970'te Ağrı Dağı'nın 4 bin metre rakımında kaydedilen "Kuzeyli Nazuğum" isimli kelebek türü, yaklaşık 50 yıl sonra yeniden görüntülendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber