A Para kanalında Tansu Ceylan’ın sunuculuğunu üstlendiği ‘A Plus’ programında, giyim, kozmetik ve moda adına çalışan kadınların resmi geçidi vardı. Işıl Reçber konuktu. Her gün giyeceği elbiseleri küpe dahil, ‘kombin’ yapıp, hazır askıya asıyormuş. Yani sabah kalkınca, “Ne giyeceğim?” diye düşünmüyor. Bir ayakkabıyla çanta kalıyor. Öyle olunca, 20 dakikada iş bitiyormuş. Fikir iyi. Ama bize uyar mı? Ev ahalisi, “Bir salon büyüklüğünde odayı sadece giyime ayırıyordur, Işıl Hanım” dedi. Ha bir de estetikli haline taktılar; “Çok fazla estetik olmuş, abartmış...”

Ekran böyle mi bölünür?
Kanal 24’te üstte konuşanlar, alt tarafında ‘dekupe’ bir portre ve uzun bir bilgi... Nereyi takip edeceksin? Yeni kurulan TV 100’de ise durum daha abartılmış durumda... Ana haberle ekranın altındaki bölümde yer alan haber, neredeyse eşit büyüklükte... Öncelik, ekranda yer alan haberdir. Ve dikkati dağıtmamak gerekir. Bütün haber kanallarının yaklaşımı böyle... Bu iki örnek de ‘Üste yayını ve alttaki haberi takip et’ diyerek bizi zorluyor.

Acıyı anlatmak!
Kelimelerin genelde kifayetsiz kaldığı anlar. Bazen bir cümleyle de öyle bir anlatılır ki... FOX’ta Nazlı Yerebasmaz’ın ‘Benim Hikayelerim’ deydi o an. Kas hastalarıyla ilgili haberinde... ‘Doğum günlerinde sevinemeyen, ömürlerinden bir yaş daha eksildi diye kahrolanlar onlar” dedi. ‘Doğum günlerine sevinememek...’
Bir acı, daha başka nasıl tarif edilebilir?