Gündüz kuşağı programları
katili bulma, kaçırılan çocukların resmi geçidi, DNA testi, kavgası
bol yemek programlarıyla anılır. Hiç mi faydası yok? Sonuçta katili buluyor ve adalete yardımcı oluyor.
Müge Anlı mesela... Böyle programlar her ülke kanalında mevcut. Toplumun halini anlamak açısından anlatılan hikayeleriyle Esra Erol ne kadar köpürtülme halinde de olsa, fikir veriyor. Bu açıdan, zaman zaman izlerim ve
bu köşede de yer veririm.
Dün ev ahalisi, TV8’deki ’Doya Doya Moda’ programına takıldı. “Kadını sömüren ve tüketime yönlendiren sıradan bir program” diyecekler. İzlerken şöyle bir soru geldi: “Hepimiz kendi çapımızda giyinmiyor muyuz? Millette para mı var, keyif mi kaldı, ne bulursak giyiyor ve çıkıyoruz” diyenler çoğunlukta olabilir. “Moda, zengin işi” diyenler de hayli kalabalıktır. Çarşamba günleri bizim oralarda pazar var. Her markanın çakması, kapış kapış gidiyor. Tezgâhlarda kazaklar, kadınlar bir onu, bir bunu deniyor. Emekli teyzem, gelin adayı genç kadınlarımız, tepedeki soba dumanı mahalleden ablamız gelmiş. Giyinmek ve renkleri uydurmak, parayla değil.
İşte bu programın felsefesi bu...
Ha bir de iyi giyinmek, model gibi bir vücuda sahip olmayı gerektirmiyor.
“Bu kilolarla ne giyeceğim ben?”
diyenlere, bir moral programı gibi...

Kilolu adaylar giyiniyor

Bu tür programlarda yarışmacı olarak ince ve ölçüleri orantılı kadınlar seçilir. ‘Doya Doya Moda’nın anlayışında ise tam tersi... Tabii ki sıhhate dikkat etmek ve orantılı bir vücuda sahip olmak önemli. Ama büyük çoğunluk böyle değil. Ne yapacaklar, giyinmeyecekler mi? Projenin ‘Siz de kendinize yakıştırabilirsiniz’ mesajını vermesi, en büyük artı...
‘Hangi renk, neyle uyumlu, neyin üzerine, ne giymek daha doğru?’ gibi ayrıntılarda fikir vermesi açısından yararlı bir yapım. İki jüri üyesi, Kemal Doğulu ve Uğurkan Erez, bu anlamda izlenmesi gereken yorumlar yapıyor. Moda zaten ‘demode olan’ın birgün tekrar hatırlanmasından ibarettir. Elinize aldığınız kazak, eteğinize uyuyor mu, mesele bu...