Ev ahalisi, ‘Çarpışma’nın ilk bölümlerini izliyordu. Son bölümle ilgili, “Kısır bir hal aldı dizi” dediler. Kıvanç Tatlıtuğ oynuyor, arkadaşlar durumu izliyor gibi olmaya başladı. Mesela bir sahne vardı meyhanenin önünde, Zeynep’le Kadir böyle hani aşklarının doruklarında... Bizim de kalbimiz atsa... Yok, buz gibi bakıyoruz. Senaryo diyorlar, yoksa oyuncular çok iyi...

Dizilerde nasıl bir kadın olmalı?
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, “Kadın ve aileyi güçlendiren yapımları destekleyeceğiz” demiş. Hep söylenir. Peki nasıl bir aile düşünülüyor? Böyle kalem kalem yazsalar. Nasıl bir kadın olmalı dizilerde? Onu da söyleseler... Yemek yapan, çocuğu giydirip okula yollayan, eşine sadık ve bir dediğini iki etmeyen kadın mı mesela? Aile nasıl olmalı? Lokantaların ‘Aile salonumuz’ vardır’ misali mi?

Dava, magazinlik olunca...
Sıla ile Ahmet Kural’ın davaları başladı. “Yılın davası” diyorlar. Kartvizitlerini bir kenara koyun, ortada bir şiddet var. Ünlü olup olmamaları önemli değil. Dövme ve sövme var... Fotoğraflara baktım, davanın avukatları ‘ünlülerin avukatı’ bakışlarında. Her iki ismin adliyede hayranları var. Onlar için kimin kimi dövdüğünden çok, ‘Bir selfi yapalım mı?’ fırsatı önemli.
Döven de fark etmez, dövülen de!

TRT 2’ye caz ve rock!
Kültür kanalımıza uğradığımda, karşıma şatafatlı dekorlarda sohbetler çıkıyor. Özellikle akşam saatlerinde mutlaka bir film ya da konser olması şart... Caz ve rock müzik hiç yok mesela... ‘Muhfazakârlık’tan mı?