Okan Bayülgen TV8’in gençlik kanalını artık ve nihayet devreye sokacak. Bu arada Kanal D’deki şovunu TV8’e taşıması da gündemde. “Daha karar vermedim” diyor. “Yok böyle bir şey. O iş ayrı, bu iş ayrı” diyebilirdi. Demek ki ya gitmek istiyor, ya “Ortalık biraz kızışsın” diyor. Peki giderse ne olur? Pek bir şey olmaz. Peki TV8’de şovunu devam ettirse? Aynısını yapamaz. Zaten olmaz. Okan Bayülgen ya şovunu bitirir ve yeni kanalına eğilir. Ya da şovuna Kanal D’de devam eder. Başka bir şey yapar. O da ‘Disko Kralı’ olmaz.

MECLİS TV OLMAYACAKMIŞ!
Meclis TV’nin yayınlarına sınırlama geldi. Daha doğrusu Meclis TV’nin ‘TV’liği kalmadı. ‘Meclisten kısa haberler’ kanalına dönüştürülüyor. Mutlaka TRT’nin kendine göre haklı bir gerekçesi vardır. Ama bu tek başına gerekçe olmanın ötesine geçmez. Muhalefet “Sesimiz kısılıyor” diyor. İktidar da şovunu yapıyordu icabında bu kanalda. Sanırım, bu karardan vazgeçer TRT. Ya da vazgeçmesi söylenir kendilerine!

SEVGİLİ KİMİ DİNLESİN?
Taner acayip adam. Beyaz saçları da bir jöleye sokmuş. Sanırım dizi çekimindeki sürdüğü jöle hâlâ durmaktadır. Bu haliyle Neriman’ı hamile bırakmış. Bir sahnede ayrılacağı eşiyle gençlik yıllarında birlikte el ele, diz dize izledikleri film tekrar yayınlanmaktadır televizyonda. Taner’in karısının “Eski günlere dönelim” hamlesine, yani elini Taner’in elinin üstüne tost makinesi gibi bastırmasına “Dur kadın, biz boşanacağız” diyerek olay yerinden uzaklaşması tek kelimeyle muhteşemdi.
Haa bu arada Ceren’le Taner arasında neler olur bilinmez. Tüm bunlar olup biterken, altta olsa da olur olmasa da melodiler çalar. Sadece klip tadındaki sahne için sözleri anlaşılır bir parça devreye girer. Mehmet’le Hande kopamazlar. Kızkulesi’ne karşı simit yerler, kedi severler ve bu sadelik onların birlikteliklerinin devamını sağlar. Bunlar benim tespitlerim! Taner her şekilde saç rengi ve şekliyle dizinin çapkınıdır, bu kesin. Rahat durmayacaktır. Dizi bu minvalde ilerleyecektir. Bizim millet de, özellikle genç kızlar ve mutsuz, evli kadınlar merak ve ilgiyle izliyorlardır ‘Dinle Sevgili’yi. Biterse? ‘Deniz Yıldızı’ var. Ya da her ikisi de devam eder.

REHBERiM

HAYRETTİN’İN FİLMİ

Ya benim izlediğim bölümlerde bayıyor ya da ben uçurduğu bölümlere denk gelmiyorum. Hayrettin’den bahsediyorum. Jerry Lewis’le Jim Carrey arasına ‘Türk malı’ sosu koymaya çalışıyor. Sinema filmi ‘Gelecekten Bir Gün’ ekranda. “Bu haliyle kısa süreli bir sempati toplamaktan öteye gidemez” denilmiş filmin eleştirisinde. Bir de şöyle bir dip not eklenmiş ; “Bu mizah anlayışıyla akran bir seyirci kitlesi için anlamlı olabilir.” Hah işte bütün hikaye burada yatıyor aslında. Bu akran kitlesi şimdi onu izleyecek ve gülecek. ATV/23.15

TÜRK, ERMENİ VE AJAX’LI
Bir kere bu belgesel futbol konusunda dünya standardında bir konuyu işliyor. Al bu belgeseli her yerde göster. Avrupa’da bir ‘gurbetçi Türk futbolcu olayı’ vardır ve tüm dünyayı ilgilendirir. Bu belgeseli yapan arkadaşlar bu olayı çok iyi görmüş. Almanya Milli Takımı’nın iskeletini ‘gurbetçi futbolculardan’ oluşturacağı konuşulurken bu belgesel daha bir anlamlı oluyor. Ajax’ın genç yıldızı Aras Özbiliz ‘Gurbetçi Futbolcular’ın bu akşamki bölümünde. İstanbul Bakırköy’de doğdu (Hırant Dink’in semtinde), 8 yaşında Ajax altyapı seçmelerine katıldı. Bugün 21 yaşında. Türkiye’de doğan, Hollanda’da yaşayan, Ermeni kökenli Aras’ın hangi ülkenin milli takımında oynayacağı şu an belirsiz. Gönlü Galatasaray’da. Kaçırmayın. TRT TÜRK/23.40

SAİT FAİK VE KUZU KOL KEYFİ
Ekranda yemeği sevdiren isimlerin başında Mehmet Yaşin gelir. Öyle iştahla yer ki; “Bu ne güzel olmuş” demesine gerek yoktur. Yemek yemenin yakıştığı ender insanlardandır. Ayrıca benim Cumhuriyet gazetesinden magazin şefimdir. Benden çok çekmiştir. Tembelliğimden yani. Hayatın keyfini çıkararak yaşamak sanki onunla bütünleşmiştir diyebilirim. Gazete işinin keyfinin kaçtığını görmüş kendini fotoğraf, gezi ve lezzetlere vermiştir. ‘Lezzet Avcısı‘ olarak bugün Burgaz Ada’ya gidiyor. Sait Faik’in çok sevdiği Kalpazankaya’da kuzu kol keyfi yapıyor. CNN TÜRK /20.30

BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR, OLSUN VARSIN
‘Deja Vu’ kurgusu, hızı ve Denzel Washington’la zaten çarpıyor. Çarparken de herkesin, tuvalette bile, izlenebileceğini, neredeyse normal karşılamasına çalışılıyor. “İyi ki evimiz gözetleniyor da kimin suçlu olduğunu bu sayede anlıyoruz” gibi bir izlenim uyandırılmaya çalışılıyor. Bir de şöyle izleyin derim; teknolojiyle devlet ideololjisi böyle bir işbirliği yaparsa bizim halimiz filmdeki gibi olur... Ya da bugün yaşadıklarımız belki bizim evimize daha girmedi ama bir gün biz de onlara lazım olabiliriz. İşte o zaman halimiz ne olur, filmi seyredin görün. KANAL D/21.30