VAR, yani Video Hakem Uygulaması... Üzerine TRT Spor’da Erbatur Ergenekon bir çeşitleme yaptı.
Ceyla Büyükuzun’la enteresan bir ikili oluyorlar. Biri, ‘mahallenin temiz pak çocuğu’, diğeri, ‘haşarı kızı’...
Bizim Etiler Basın Sitesi’ndeki günlerim aklıma geliyor. Ben Erbatur gibiydim. Bir de kulakları çınlasın, Lalehan vardı, sıkıysa bir itiraz et. Korkardık. Aynı durum...

Konuya dönelim, İngiltere’de VAR kararları 20 saniyede veriliyormuş. İzliyoruz maçları, tak karar çıkıyor. Söyleyeyim, orada iş VAR’a gidince, kararı onlar veriyor. Bizde hakem son sözü söylüyor. Kıyamet ondan kopuyor galiba. Neyse devam edelim, Büyükuzun sordu; “Bizde böyle olamıyor mu?” diye... Erbatur başladı anlatmaya: “Getiremeyiz” dedi ve VAR karar sahnesini bizlere hareketlerle anlatmaya başladı. Dizüstü bilgisayarını ekran yaptı ve devam etti; “Bu VAR görüntüsü... Ekrana doğru gidiyor hakem. Gelme, gelme git (etrafını saran futbolculara). Sonra şu var (elini kulaklığa götüren hakemlerin odayla konuşma sahnesi). Orada teatral bir durum var. Mutlaka VAR’da dram yaratacağız.”
Doğrudur. Biz de izlerken bakalım ne olacak diye, heyecanlanıyoruz. Bir dizideki 180 dakika bakışmaları izler gibi...
VAR bir senaryodur bizde. Oyuncusu, seyircisi, spikeri, teknik direktörü ve yedek oyuncuları hülasa, tüm stadıyla... Sahada biter mi, bitmez. Bir de akşamı olur VAR’ın. Eski hakemler, emekli futbolcu abi ve kardeşler VAR’ı var yaparlar.

Hikayesi bitmez...

VAR hikayesi bitmez. VAR’ın yazılı basın, sosyal medya ve de biz izleyici ayağı bulunur. İzlerken hepimiz ‘VAR’ oluruz. Spor yazarlarımız köşelerinde VAR olur. Hele sosyal medya; envaiçeşit cümlelerle ‘ben daha zekiyim’ gösterisinin zirvesi gerçekleşir. Küfür mevcuttur, sinir ve gerilim had safhadadır kullanıcı ahalisinde... Bu VAR’dan kimse kendini kurtaramaz. Ne kadar durum değerlendirmesi de yapsak kaçınılmaz, bizde bu kalabalığın içinde yerimizi alırız. Ev ahalisi için, VAR’sız bir maç, keyifsiz ve eksik oluyor... İngilizler’i izlerken “İşte bu kadar!” diyoruz da hemen yanı başındaki kanalda başlayan bizim ‘yerli’ye dönünce, 180 derece oluyoruz.

Erbatur kardeşimizin dediği gibi, “Biz dramatik yaşamları seviyoruz!”