“Bir yeni dizi daha başladı, hadi tüketelim bakalım” diye ev ahalisiyle oturduk, izledik. ‘Tatlı İntikam’ Kanal D’nin yeni dizisi. Bir D yapım işi.

Yıldızı parlayan ağırlığınca para kazanıyor, seyirci tükettiği için izlememeye başlıyor ve “bana yeni isimler göster” diyor. ‘Tatlı İntikam’ da bunu yapmış. “İşte nur topu gibi yıldız adaylarımız” demiş. Pelin (Leyla Lydia Tuğutlu) ve Sinan Tankut (Furkan Andıç).

Tuğutlu ‘güzelli yarışmalarının’ kazandırdığı oyuncu kafilesinden. Üç dizisi ve beş filmi var ‘filmografisinde’. Bu çok izlenen kanalda alıp bir diziyi götürecek tecrübe için yeter mi? Hayır. Sadece Kanal D’de dizide başrol oynadım diye kartvizitinde yerini almıştır bunu söyleyebilirim.

Furkan Andıç kardeşimiz de genç bir oyuncu. ‘Umutsuz Ev Kadınları’nda Zeliş’e ilgi duyan Levent karakterinde beğenmiştim. Burada da rolün çerçevesi içinde işini yapıyor. Ama daha ‘yıldız’ olmaya çok zaman var. Onun çin de bu dizi bir kartvizit olur.
Peki ya dizi? “Benden bu kadar, isteyen izlesin” der gibi!

‘Kehribar’ ve ilk izlenim

‘Kehribar’ muhteşem görüntüler eşliğinde başladı. ATV’de ‘Kaçak’tan sonra Gürkan Uygun’un dizisini merak eder olduk ev ahalisiyle... İlk bölümü bitti “Nasıl buldun?” sorusuyla evde bir suskunluk yaşandı. Hareket, hikaye vardı ve oyuncular yeteneklerini gösteriyorlar. Bunları anladık ama bir eksik vardı işte bütün bunları bir araya getirmekte zorlanan? Bulduğumuz kelime samimiyet. Sanki Gürkan Uygun (Orhan Yarımcalı) bakışlarıyla, duruşuyla ve sesiyle ona çizilen kotada gidiyor ama arkasına dönüp acaba diğer oyuncular ne yapıyor diye bakmıyor gibiydi.

Esnaf lokantaları

Cağaloğlu yılları... Az buz değil. Cumhuriyet yılları ardından Milliyet diye sayarsam bir 20 yıl rahat vardır. Öğle vakti bizi bekleyen onlarca esnaf lokantasına gitmek bir alışkanlıktı. Ara sokaklara küçük kuytu dükkanların dar masalarının üstünde mis gibi kuru pilav günleri. 24 TV’de sevgili Artun abiyi (Artun Ünsal) izlerken yaptığım yolculuk buydu. ‘Benim Lokantalarım’da esnaf lokantalarını dolaşıyor.

Cihangir’de 1963 yılından bu yana önce muhallebici sonra da sulu yemek veren lokanta, Özkonak Lokantası’ndaydı. Sulu yemeklerin önündeki anlatımı, masada mercimek çorbasının başında sunumu o duru Türkçesi eşliğinde gerçekten büyük keyif. Bu programı kaçırmamanızı tavsiye ederim. Esnaf lokantasının ruhunu, yemeklerin çeşidini ve samimiyetini başka bir yemek mekanında bulmak mümkün mü?