Ev ahalisi böyle söyledi: “Ferhat ile Şirin’in ilk bölümü ilgimizi çekti.”
Cansu Dere, dikkatleri üzerine toplamış. “Yönetmen, nasıl oynatacağını biliyor” da dediler. Mehmet Ada Öztekin, ‘Kaybedenler Kulübü’nün yönetmeni... Son olarak yine çok ilgi gören ‘7. Koğuştaki Mucize’yi çekti. Ev ahalisi, “Dere’ye baskın bir karakter elbisesini güzel giydirmiş” diyor. Hatta oyunculuğunu orta karar buldukları Leyla Tanlar’ı da “Sırıtmıyor” diye yorumluyor. Şahsen hâlâ oyunculuk anlamında kendilerine ısınmış değilim. ‘Paramparça’nın içinde, Alina Boz’la ‘sınırları içinde rollerini’ yapıyorlardı. Gençler seviyor ve beğeniyor, o minvalde giderler ama ‘başrol’ elbisesi fazla gelir.
Dönelim ‘Ferhat ile Şirin’e... Bu dizide, marangozluk hem de entelektüel boyutta, antika eşya, yine uzmanlık aşamasında ve neyzenlik gibi iddialı müzisyen karakter, bir araya getirilmiş. Merak ettiğim, bu üç ‘önemli ve derinlikli işlerin’ ne kadar gideceği... Malum, bizim yerli yapımlarda meslekler
ve uğraşılar birden unutulur, aşk meşk arasında kaynar gider. Şimdilik, ‘izlenebilir umudu veren bir yapım’ diyebiliriz.

PAZARIN DİZİLERİ

Pazar dizileri ‘Aşk Ağlatır’ ve ‘Kimse Bilmez’, aralarına ‘Güvercin’i de aldı. Ortak özellikleri, ‘Latin rüzgarı’ yapımların, stüdyo çekimlerini dış mekanlara taşımış olması. Bizim yerli ‘telenoveların’ en büyük özelliği ve Brezilya dizilerine üstünlüğü de bu zaten. Hafta içi benzer örnekleri de yer alıyor. Hafta sonuna ‘yedek projelerden’ bir demet, tutarsane âlâ durumu. Naçizane önerim,
‘O Hayat Benim’i izlesinler. Entrikanın ‘damardan hali’ nasıl verilir, görülebilir. Olacaksa, bari öyle olsun!