DİZİ SEKTÖRÜNÜN ORTA ÇAĞ’I KAPANIYOR MU?

Yazılarımı okuyanlar bilirler. Dizi sektörünün birçok sorununu yazdım. Bugün güzel şeyler yazmak istiyorum. Geçen hafta dijital platform Puhu TV’nin ilk orjinal dizisi ‘Fi’yi izledik. Volkswagen Arena’da, sektörün en önemli isimlerinin katıldığı bir lansman yapıldı. Herkes çok heyecanlıydı. İnternet dizileri yeni kapılar açacak diye umutlanıyordu. Bir gün öncesinde de senaristlerin ‘yerli dizi yersiz uzun bildirisi’ yayımlanmış ve olumlu tepkiler almıştı. Yazarların isyanı nereye varacak, bir şeyler değiştirebilecek mi umudu da gecenin en çok konuşulan konusuydu.

Lansman gecesinde dizinin 15 dakikalık tanıtımını izledik. Sonrasında hemen o gece merakla yayınlanan üç bölümün tamamını izledim. Süre 60 dakikaydı. Reklam araları bir buçuk dakika kadar. Günlük hayatta kullandığımız kelimeler sansüre uğramamıştı. Lastik gibi uzayan sahneler yoktu. Bulaşık yıkarken dizi izleyen seyirci anlasın diye gereksiz açıklamalar yoktu. Reyting garantisi sanılan klişe hikayeler, sahneler de.

Azra Kohen’in ‘Fi’ adlı çok satan romanından uyarlanan senaryosu, “Üf yine aynı şeyler” dedirtmedi. 150 dakikayı birkaç gün içinde çekme telaşı olmadığı için yönetmen Mert Baykal özenle çekebilmişti. Dizi ekibi, üç bölüm sonrasında kalkar mı acaba diye düşünmemiş, huzurla çalışmıştı. Yeterli sürede yazılmış, çekilmiş ve bittikten sonra yayınlanmıştı çünkü. “Birkaç saatim daha olsaydı bu hataları düzeltebilirdim” diyen senarist, yönetmen yoktu ortalıkta. Ozan Güven, Mehmet Günsur, Serenay Sarıkaya, Berrak Tüzünataç yaptığı işin heyecanını yaşayabiliyordu.

Kitap okunmayan bir ülkede, bir özel ilgi romanının hikayesi pekala dizi senaryosu olabiliyordu işte. “Televizyon seyircisi tembellik yapmak istiyor, kafalarını yormayalım” denmemişti. Psikolojik bir hikaye anlatılmış, alışkın olduğumuz melodram klişelerine ihtiyaç duyulmamıştı. Ve sonuç: İlk 50 saat 3 milyon, aldığım duyumlara göre bu yazı yazılırken 6 milyonu geçmişti izlenme. Bu rakam, televizyonda izlediğimiz çok reytingli diziler kadar izlenmiş demek.

DİZİ SEKTÖRÜNÜN ORTA ÇAĞ’I KAPANIYOR MU‘Fİ’, dizi sektörüne yeni umut oldu

‘Fi’yi izlerken yapımcılarla, kanal yöneticileriyle yaptığımız toplantılar geldi aklıma. Kimse kusura bakmasın, modası geçmiş, köhnemiş geldi yaptığımız konuşmalar. Zamanı geçmiş tespitlere sarılarak suyun akışına karşı durmaya çalışan bir sektörün içinde olmaktan dolayı kendime ve arkadaşlarıma üzüldüm. Evet, zamanın akışını değiştiremeyiz. Dijital yayıncılık, dizi sektörüne büyük bir umut oluyor. Şimdi, öykündüğümüz yabancı dizilerle rekabet etme vakti... Bu işe inanan, destekleyen, risk alan, emek harcayan herkese teşekkürler...

‘BODRUM MASALI’ BAŞARDI

Geçen hafta yazmıştım, Kanal D cesur bir karar alarak ‘Bodrum Masalı’nı 60 dakika yayınlamaya başladı. Kanallar kısa dizi sürelerinin reytingi azaltacağını düşündüğü için uzattıkça uzatıyordu. O nedenle reyting sonuçları hepimiz için çok önemliydi. Sonuçlar olumlu. Dizi, AB grubunda reytingini yükseltti. Tüm izleyicide ise önceki reytingine yakın bir sonuç aldı. Artık süre kısalırsa reyting düşer teorisini çökertme vakti. Sevgili seyirciler, teşekkürler ama bir omuz daha atın. Eski reytingini korur ve geçerse, siz de gereksiz uzatılan sürede, sevdiklerinize daha çok vakit ayırabilirsiniz!

‘BİR ŞEY YOK BEYLER, DAĞILIN!’

10 yıl önce polisiye bir dizi yaparken emniyet müdür yardımcısı Fatih Bayar’la tanıştık. Bize hem polis okulunu gezdirdi, hem de senaryo için merak ettiklerimizi anlattı. Emniyet müdürlerini hep sert bakışlı, ciddi görünümlü, biraz da sinirli sanırız. Fakat o, kafamdaki bütün klişeleri yıktı. Hem esprili, hem de sıcak karşıladı bizi. Teşkilat, operasyonlar, polisliğin raconu, suçlar ve suçlular konusunda çok faydalı ve ilginç bilgiler verdi. Hikayeleştirerek anlattığı için de senaryoya da çok katkısı oluyordu.
Dizi bitti ama dostluğumuz hep devam etti, Fatih Abi’miz oldu. Yazmaya merak sardı, film senaryoları yazdı. Polisiye dizi ya da film yapılınca mutlaka danışılan, danışılmadıysa da çok şey kaybedilen biri haline geldi. Önerdiği hikaylerin hepsini senaryolara koyamadık, o da bize nispet yapar gibi anılarını kaleme aldı. Emniyet teşkilatının hiç düşündüğümüz gibi olmadığını gösteren çok ilginç hikayeleri var. Üstelik gerçekten de gerçek. Meraklıları dışında, özellikle polisiye dizi ya da film yapanlara ‘Bir Şey Yok Beyler, Dağılın!‘ kitabını mutlaka öneririm.