‘PAMUK PRENS’ NEDEN İZLENMELİ?

‘Pamuk Prens’ dizi sektörünü içerden anlatan, daha doğrusu sert biçimde alay ederek eleştiren eğlenceli bir film. Birol Güven hem senaristi, yapımcısı, oyuncusu hem de Hasan Tolga Pulat’la birlikte yönetmeni. Hikayesi şöyle. Genç yazarlardan oluşan bir senaryo grubu ‘Kara Prens’ adlı bir dizi projesini getirince Birol Güven bu durumu hemen fırsata çevirir, Karadağlı’ya verdiği avansı kurtarmak için dizide onu oynatmak ister. Liseli bir kahramanın hikayesini saçı beyazlamış Tamer Karadağlı’ya nasıl oynatacaktır? İşte, Güven’in herkesi ikna etmek için zorlu ve eğlenceli mücadelesi başlar. Tabii bu arada Karadağlı’nın özel hayatında da işler kötü gitmektedir. Eski eşi ve kızı Zeyno’nun annesi Arzu Balkan’a kendini affettirip yeniden evlenmek istemektedir. Fakat onun da Arzu’yu ikna etmesi gerekmektedir.

“Seyircimize güveniyorum”

Bu filmin asıl özelliği bütün oyuncuların gerçek kimlikleriyle oynaması. Tamer Karadağlı’yla birlikte Birol Güven de başrolde. İtiraf etmeliyim oyunculuk performansı beni şaşırttı. Çok eğlenceli bir karakteri canlandırmış. Pınar Altuğ, Haluk Özenç, Emel Müftüoğlu, Deniz Oral ve Şoray Uzun da kendilerini oynuyor. Güven’in eşi Burcu Güven, kızı Öykü ve oğlu Cem, yapım şirketinin yazar grubu Caner Güler, Resul Ertaş, Müfit Saçıntı, Yaşar Arak ve yapım ekibi Cesur Taş, Deniz Gök, Caner Karaüç de aynı şekilde kendi kimlikleriyle rol alıyor.

İşte filmi hem özel hem de riskli kılan tarafı bu. Güven, herkesi ikna etmek için sürekli yalan söyleyen, yanar döner bir yapımcı. Karadağlı da herkesin Taşfırın Haluk’tan başka bir rol beceremeyeceğini düşündüğü, üstelik kadınlara zaafını kontrol edemeyen bir karakter. İnsan, ‘Bu rolleri oynamaya nasıl cesaret ediyorlar’ diye düşünmeden edemiyor.

Özel gösteriminde Güven’e bunu sordum. “Kendi kimliğinizle oynuyorsunuz, seyircinin sizi böyle düşünmesinden korkmuyor musunuz?” diye. O da şöyle güzel bir yanıt verdi: “Ben seyircimize güveniyorum. Gerçekle, mizahı birbirinden rahatlıkla ayırır.”

Herkesin kendini farklı göstermeye çalıştığı, tamamen imajlarla ayakta kalınan bir sektörde bu riski göze almak büyük bir medeni cesaret, Güven ve Karadağlı takdiri hak ediyor.

Şimdi sıra seyircide. Madem onlar seyirciye güvenerek bu riski göze aldı, seyirci de karşılığını vermeli. Bu filmi mutlaka izleyin. Hem dizi dünyasının gerçeklerini göreceksiniz, hem de gerçek karakterlerin ekrana yansımayan hayatlarını. Hem çok gülecek hem de şaşıracaksınız…

YENİ DİZİLERDE DURUM NE?

Ekim ayıyla birlikte taşlar yerine oturuyor. Yaz dizilerinden ‘No: 309’, ‘Gülümse Yeter’, ‘Seviyor Sevmiyor’, ‘Yüksek Sosyete’ ve ‘Aşk Laftan Anlamaz’ gibi romantik komediler sezona iyi geçiş yaptılar. Yeni başlayan dramalar karşısında zorlu bir mücadele veriyorlar.

Yeni sezonun işlerinden ‘İçerde’ çok iyi gidiyor, birinciliğe yerleşti. ‘Babam ve Ailesi’ ikinci bölümünden itibaren yükselişe geçti. ‘Bana Sevmeyi Anlat’ ve ‘Rüzgarın Kalbi’ iyi başladı.

Salı sallanıyor

Hep pazartesiyi konuştuk ama salı günü de zor bir gün. Günün yeni dizisi ‘Familya’ Uğur Yücel, Erkan Köstendil, Bülent Parlak, Şükran Ovalı ve Güvenç Kıraç’tan oluşan çok iyi bir oyuncu kadrosuna sahip. Can Yücel’in rejisi ve Uğraş Güneş’in senaryosu da çok yeni ve genç. Özellikle diyaloglarını çok beğeniyorum. Çok güncel esprileri ve zeki göndermeleri var. Sosyal medya kuşağıyla aynı dili konuşuyor.

‘Familya’ komedi dozunu yükseltip, tam yükselirken ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ başladı. Yazın birinci giden ‘Gülümse Yeter’ tahtını ona bıraktı. ‘Hayat Şarkısı’nın reytingleri de çok iyiydi. Star TV’nin yeni dizisi
‘Anne’ de muhtemelen o güne gelecek. Bana göre ‘Eşkıya’ birinciliği, ‘Hayat Şarkısı’ ikinciliği kolay kolay kaptırmaz. Salının en iyi üçüncü mücadelesi oldukça zorlu geçecek!