Yılın bu zamanını seviyorum….
Işıklar süsler, renkler, partiler, hediyeler, yeni umutlar, yeni beklentiler insana kendini iyi hissettiriyor, her şeye baştan başlayalım havası yaratıyor.
Bütün bu kandırmacalar senin istediğin kadar umrunda olmasın; başkalarının motivasyonuyla, enerjisiyle bir bakmışsın sen de moda girmişsin.
‘Hayatımın geri kalan günleri’ diye basitçe bakmıyorsun meseleye… Her şey yeniden başlıyor, her şeyi sen kurgulayacaksın ve her şey tam da istediğin gibi olacak sanki…
Havada böyle bir koku, böyle bir enerji var işte.
Ne var fena mı?
İsteyelim ki olsun.
O yüzden ‘hoş geldin aralık’ kafasındayım ben bu ay.
Olay kutlama olunca da, gelsin hediyeler…
En sevdiklerine hediye alma telaşı, en sevdiklerinden hediyeler gelmesi bu ayın en şahane olayı bence.
Mesela, farkında olmadan cümle içinde istediğin bir şeyden bahsediyorsun, hoop bakmışsın ertesi gün o bahsettiğin şey, paketlenmiş, yılbaşı süsleriyle süslenmiş, sana gelmiş.
Hediyenin en kıymetlisi de bu işte…
Düşünerek, önemseyerek, karşındakinin kurduğu cümleye kulak kesilerek hediye vermek.
Şanslıyım ki, ben böyle dostlardan hediyelerimi aldım bile!
Neyse konuyu yaymayalım, duygusala bağlamayalım…
Neticede bir araştırma yapılmış; yılbaşı hediyelerinde en aranan kriter ‘ince düşünce eseri’ olmasıymış!
MasterCard’ın yaptığı, Avrupa çapında hediye alışkınlıklarını araştıran anket, Türkiye’nin de içinde olduğu 17 ülkede, 15 bin kişiyle yapılmış.
Anketten çıkan sonuçlar şöyle…
* En çok Türkler on dakikada alınan, günü kurtarmaya yönelik hediyeler yüzünden kavga ediyor.
* Avrupalılar için en özensiz hediye ise nakit para vermek.
(Hakikaten o ne öyle…Al kafasına fırlat terbiyesizin!)
* Türkler’e göre hediyenin ihtiyaçları karşılaması, kişiye özel olması ve sürpriz şekilde verilmesi onu daha anlamlı kılıyor.
Nakit dışında kırtasiye malzemeleri vermek, yemek ısmarlamak da Türkler’e göre kötü ve özensiz hediyeler arasında.
* Türkiye’de tartışmaya neden olabilecek bir diğer hediye de, kişi adına bağış yapmak.
(Bırakın bağışı kişi kendisi düşünsün, siz onu düşünün yeter!)
* Hayal kırıklığı yaratan diğer hediyeler; akvaryum balığı, küçük ev aletleri ve kozmetik ürünleriymiş.
Yılbaşı hediyesi alırken, bu yazı aklınızda olsun. Yeni yıla sayemde kötü başlamamış olursunuz!

LOUIS VUITTON İLE ŞEHİR TURU

Dünyanın en ünlü markalarından Louis Vuitton, kurulduğu günden bu yana seyahat sanatıyla özdeşleşmiş durumda.
(O şahane bavulları hatırlayınız...)
Bu yüzden de marka, 1998 yılından itibaren seyahat perspektifini ve önerilerini, çıkardığı şehir rehberleri aracılığıyla paylaşıyor.
Bu rehberler, dünyaca ünlü seyahat yazarları ve gazete editörleri tarafından hazırlanıyor. İçinde bazen öyle mekanlar oluyor ki, lokal insanlar bile bilmiyor; o derece kapsamlı. Haliyle dünyanın en sofistike seyahatseverlerinin her yıl heyecanla beklediği bu rehber sayesinde okuyucular kendilerini seyahat ettikleri kentin yerel halkı gibi hissediyor.
Sözün özü, bu sene Louis Vuitton City Guide İstanbul çıktı.
2015 yılı için, İstanbul’un da dahil olduğu 6 yeni şehir rehbere eklendi. Milan, Berlin, Rio de Janerio, Shanghai, Singapur ve İstanbul…

24 SAATLİK TUR
Louis Vuitton şehir rehberleri, her biri denenmiş yeni açılan mekanlar ve o şehrin imzası olan klasikler, gurme mekanlar, sanat merkezleri ile en güzel otellerden oluşuyor. Seyahat ettiğiniz şehirde yapabileceğiniz 24 saatlik program alternatiflerinden, o kentin pazar günü klasiklerine, antika pazarlarından en popüler mekanlara kadar seçilmiş özel adreslerle hazine değeri taşıyor.
Yeni yılda ilk hedefim, 24 saatlik İstanbul turunu hayata geçirmek olacak! Çoğunu bilmediğim mekanlardan oluşan öyle güzel öneriler var ki içinde, bayıldım.
Rrehberde, Cibali’deki Cibalikapı Balıkçısı da yer alıyor mesela... Uzun yıllardır haklı bir şöhrete kavuşmuş bu mekana ne zaman gitsem Türkler’den çok turist görürüm.
Sahibi Behzat Şahin, uzun yıllardır verdiği inanılmaz emeğin karşılığını almış demek ki... 98’den beri çıkan bu özel rehberde yer almak, adını görmek ne güzel..