Sosyal tırmanıcı ilişkiler

.

Sosyal tırmanıcı ilişkiler

Aşklar, arkadaşlıklar; kısacası tüm sosyal ilişkiler eski ruhunu kaybetti değil mi? Devir, sahte dostlukların, davet arkadaşlıklarının devri... Kiminle gezdiğin, kimin davetine gittiğin, orada hangi selfie’ye girdiğin artık seni tanımlıyor. Kendin için değil; sosyal medyan için yaşıyorsun. Harika bir kariyerin mi var; bunu LinkedIn’den anlattığın kadar iyisin! İyi bir heykeltıraş mısın? Sosyetik arkadaşlar ve fenomenlerin hashtag’leri kadar yarattıkların fiyatlandırılıyor. Kısacası devir sosyal tırmanıcıların, kendini buradan konumlandıranların devri... Siz onlardan değilseniz bile, bir selfie’de, toplu bir fotoğrafta merdivenin kendisi olmanız kaçınılmaz…

Havalı görünmek!

Sosyal tırmanıcı olmak, sosyal medyada kendine özel bir kimlik devşirmekle başıyor. Buradaki popüler konular çok değişken... Mesela yemek fotoğrafı paylaşmak, seyahat ettiğin destinasyonun sembol binası önünde poz vermek, çok demode. Lokal hareketleri buradan gösterip ‘ilk gelişim değil’ ispatı önemli. Okuduğun kitabı paylaşmak, aforizmaları fosforlu kalemle işaretlemek, ilk kültürel apolet! Arkası yarın vasat bir diziyi TV’den değil internet aplikasyonlarından izlemek de, sosyal tırmanıcının olmazsa olmazı... Kişisel gelişim mi? Netflix’ten tek dizi tadında, hangi kaynağa bağlı olduğu bilinmeyen bir biyografi izlemeniz, ortamlarda 22 ciltlik Larousse okumak kadar havalı satacağınız bir durum...
Sosyal medyada konumlanmaları, sosyal masalarda pekiştirmek de önemli. Popüler ne varsa izlenecek, takip edilecek hatta giyilecek! Buluşmalar genelde lansmanlarda oluyor. Sosyal sohbet bitince, anneler eğitim yarıştırıyor; bekar kadınlarımız “Erkek yok” sohbeti yapıyor. Hasbelkader sevgilisi olanlar da onların hobilerinden mübalağalarla George Clooney havası oluşturuyor.
Erkeklerde durum daha farklı! Eskisi gibi açık değil; gizli, kapalı profille ilgi çekmeye çalışılıyor. Mümkünse Boğaz hattında bir düğündeki smokinli profil fotoğrafı, işin olmazsa olmazı... Son dönemin anlamsız hareketi tuttuğun takımın kongre üyeliğini belirtmek. Okulunun profilinde olmasıyla da yetinmeyeceksin. Bu yurt dışıysa o şehirle bağını belli edecek bir hareket yapmalısın. Mesela Boston’da eğitim görmüş tayfa, direkt Amerikan futbolu fanatikliğiyle buradan dem vuruyor. Orada yaşadıkları süre önemli değil; onlar Tom Brady’den daha koyu Patriots’lı!

22’den 54’e

İlk duyduğumda konsept olsun diye uydurulmuş bir sayı sanmıştım Studio 54’ü... Abdi İpekçi Caddesi’ndeki Cafe 22’nin içerisinden girilen mekanda, rakam göz kararı değil; bizzat mimar Abdullah Burnaz ve ekibiyle yapılan teknik çalışma sonrası belirlenmiş.
Üç yıldır Alaçatı’da yaptığı konseptlerde, başarısıyla bildiğim Serkan Koca, bu konsepte çok inanıyor. 23.00’te kapılarını açan mekan, gece 01.00 gibi en dolu seviyesine geliyor.

Aynı semte dört şube

Kadıköy civarının medyaya yansımayan kendi popülerliğinde büyük yükselişi var. Son dönemde Umut Karakuş gibi isim şefler bile mekanlarını burada kurmaya başladı. Kadıköy’ün kendine has markaları arasında en fazla Zeki Kulaç’ın Küff’lerinin ismini duyar oldum.
Küff, henüz dört yıllık bir marka olmasına rağmen dört şube açmayı başarmış. Bunların da Kadıköy’de olması, semtin potansiyelini gösteriyor. Bunlar arasında benim en sevdiğim, son açılan Küff Kolektif. Lezzeti ve hijyene verdikleri önem muazzam. Geniş menünün içerisinde bulunan vegan bölümü, bu konuda arayışta olanlar için tatmin edici...

 

14 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber