STRES, KISIRLIĞA YOL AÇIYOR MU?

Araştırmalar, depresyon öyküsü olan kadınların diğerlerine göre, iki kat daha fazla kısırlık sorunu yaşadığını ortaya koyuyor

İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan ‘Tüp Bebeği Beklerken’ isimli kitabın yazarı Gonca Şensözen, tüp bebek tedavisinde yaşanan psikolojik sürece kadının, erkeğin ve çiftin gözünden bakıyor. Ve bu sürecin daha sağlıklı yaşanabilmesi için ipuçları sunuyor.

* En çok merak edilen konu, stresin kısırlığa yol açıp açmadığı...
Bizler kısırlığın strese yol açtığını biliyoruz ama stresin kısırlığa etkisiyle ilgili farklı görüşler var. Eğer stresi sadece endişe diye tanımlarsak, o zaman kısırlık ve stres arasındaki bağlantı zayıflıyor. Ama kaygı, depresyon ve sosyal izolasyonun bir arada yaşanması olarak tanımlarsak, doğurganlığı olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz.
Araştırmalar, depresyon öyküsü olan kadınların diğerlerine göre, iki kat daha fazla kısırlık sorunu yaşadığını ortaya koyuyor. Bir çalışmada, tüp bebek tedavisi öncesinde depresyon yaşayan kadınların yüzde 13’ünün, depresyon yaşamayanlarınsa yüzde 29’unun gebe kaldığı ortaya çıktı. Kısırlık tedavisi gören kadınların yüzde 11’i major depresyon tanısı alırken, doğal yolla çocuk sahibi olanlarda bu oran, yüzde 3.6.
Bu araştırmaları baz alacak olursak, depresyonun doğurganlık üzerinde olumsuz etkisi olduğunu ve tüp bebek tedavisini olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz. Kısır döngüyü görebiliyor musunuz? Kısırlık sorunu yaşadığınız için depresyona giriyorsunuz ve depresyona girdikçe kısırlık sorununu çözmeniz zorlaşıyor.

* Neden depresyondaki bir kadının gebe kalma şansı daha düşük?
Sanırım bunu doğanın kendini koruma mekanizması olarak görebiliriz. Depresyon teşhisi almış bir kadın kendine fiziksel ve duygusal olarak iyi bakamaz. Kendine bakamayan bir kadının bebeğine özenli bakması beklenemez. O yüzden, kısırlığı, depresyondaki kadının doğurganlığının azalarak, bebeğin gelmesini, kadının daha iyi hissettiği bir döneme ertelemesi olarak görebiliriz.

- Kişi depresyonda olup olmadığını nasıl anlar?
Aşağıda sıralanan belirtilerin içerisinde 5 taneden daha fazlası en az 2 haftadır devam ediyorsa, depresyon tanısı koyulabilir:
*Normalde yapılan aktivitelere ilgi kaybı,
*Süreklilik gösteren çökkün ruh hali,
*Ajitasyon ve anksiyete,
*Evlilikte anlaşmazlık,
*Eşle, arkadaşlarla ve aileyle gergin ilişkiler,
*Kısırlık dışındaki bir konuya odaklanmakta zorlanma,
*Yüksek kaygı,
*Konsantrasyon güçlüğü,
*Uyku bozuklukları,
*İştahta ve kiloda değişim,
*Alkol ve sigara tüketiminde artış
*Ölüm ve intihar düşünceleri.
Bir araştırmada kısırlık sorunu yaşayan kadınların depresyonunun, ölümcül hastalığı olan kadınlarınki kadar yüksek olduğu bulundu.
Depresyon, gebe kalmaya çalışan kadının ikinci ve üçüncü senelerinde tavan yapıyor. Çünkü ilk yıllarda doktora giden ve umutlanan kadın, denemelerden sonra çaresizlik, umutsuzluk hislerine kapılıyor. Bu, altta varolan depresif süreci daha da alevlendiriyor.

- Depresyon tedavisi için tüp bebek sürecinde ilaç kullanılabilir mi?
Anti-depresan ilaçların fetüs üzerindeki etkisiyle ilgili net bulgular yok. O yüzden kadın çok şiddetli düzeyde depresyon yaşamadığı sürece bu tip ilaçların kullanımından kaçınılıyor.

“BAŞARISIZLIK KORKUSU, HASTA EDiYOR”

Beden uzun süre normal düzenine geri dönemeyince, bazı kronik ağrılar (migren, sırt, boyun ağrıları gibi) oluşuyor, bağışıklık sisteminin işlevi zayıflıyor ve kişi hastalıklara daha açık hale geliyor. Uyku sorunları, kronik yorgunluk, sinirlilik ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar açığa çıkıyor. En sık uykusuzluk yaşanıyor. Rahatlayamayan zihin bir türlü gevşeyip, uykuya geçemiyor. Bunun yanı sıra döküntü ve egzama gibi cilt sorunlarına,
sindirim sistemi bozukluklarına da sık rastlıyoruz.

YARIN: RAHATLAMA METOTLARI

13 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber