İstanbul Boğazı denilince akla ilk gelen balıktır. Yerli ve yabancı turistlerin İstanbul’u ziyaretlerinde arzuladıkları ilk etkinlik, Boğaz’a inip, mevsim balıkları ve deniz ürünleriyle kendilerine ziyafet çekmektir. Osmanlı padişahları da yabancı konuklarını Boğaz’da teknelerde ağırlarmış. Hatta menü kartları önceden hazırlanır, ana yemek olarak da hep lüfer yazılırmış. Lüfer hariç tüm malzemeler kayığa alınırmış. Lüfer nasıl olsa her oltayı denize bırakınca garanti yakalanır, gözüyle bakılırmış...

Yeniköy’de Azur

Yeniköy’de açılan Azur Restoran, yepyeni konseptiyle balık severleri Boğaz’a çekmeyi başardı. Aysberg salata, kavun ve beyaz peynir üçlüsünden sıkılan balık müşterisine nefes aldırdı. Çünkü denizler dipsiz bir kuyu gibi... İspanya’daki balık restoranlarında bunu çok rahat görebiliyoruz. Ülkemizde bol miktarda bulunan deniz kulağı ve deniz minaresi gibi kabuklu ürünlerin yüzüne bakmıyoruz. Ama Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerinde kabuklular baş tacı ediliyor. Bizde yıllık tüketim kişi başı 1 gram civarlarında...
Azur, kabuklu deniz ürünlerinin çeşitliliği, inovatif mezeleri ve yenilikçi balık pişirme teknikleriyle, Boğaz’a güzel bir çıkarma yaptı. Deniz mahsullü makarnadan levrek seviçeye kadar hepsini deneyebilirsiniz...
Kaju lor peynirli biber sarma, bademli zaho ve karides tava benim yıldızlarımdan... Başlangıçlardaki çeşitliliğe dayanamayıp hızlı giderseniz, balık yiyecek yeriniz kalmaz.

Kuruçeşme’de Ringa

Ringa ismini, yıllar önce Hamburg’da dünyanın ilk Michelin yıldızlı Türk şefi Ali Güngörmüş’ün Le Canard isimli restoranına TRT’de yaptığım ‘Dünyanın Türk Şefleri’ programı için gittiğimde duymuştum. Devasa Hamburg limanının bu kadar büyük yapılmasının nedeni, çok avlanan ringa balıklarını ivedilikle sevk etmek için...
Ringa’nın yaratıcısı ve sahibi Yücel Özalp Bey’i uzun yıllardır tanırım. İstanbul’da yarattığı mekanlarda hep kalite ve süreklilik ön planda oldu. Mekanda manzara müthiş! Lezzetli mezeler ve taze balık çeşitleriyle fark yaratıyor.
İşine meraklı Şef Mahmut Cansever, gerçekten güzel işler çıkarıyor. Balığın ve deniz ürünlerinin her çeşidinin, farklı ülkelerin mutfaklarından esinlenen yöntemlerle hazırlandığı Ringa, hem ruhunuza hem de midenize hitap ediyor. Dekorasyon sade ve gösterişsiz bir halde... Makromelerin duvardaki görünümü sıcaklık katıyor. Bütün bir lüferi üzerine çizgi atmadan pişiren şef Cansever, damağımın mutlu olmasına yardımcı oldu. Hem öğle hem de akşam tercih edilecek bir mekan...

Not: Bu sene Antalya Akra Otel’de 18 Ekim tarihinde üçüncüsü gerçekleşecek olan Uluslararası Meze Festivali’nde pek çok yabancı şefle birlikte Trilye Restoran olarak biz de varız. İlgilenenleri bekliyoruz...

KARİDESLİ SEZAR SALATA

Malzemeler:
- 200 gr. karides
- Yarım demet maydanoz
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 adet marul göbeği
- 8 adet siyah zeytin
- Kıtır ekmek
Sezar sos malzemeleri:
- 20 gr. ançüez
- 3 yemek kaşığı mayonez
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Yarım limonun suyu

Yapılışı: Karidesleri zeytinyağıyla marine edip, ızgarada pişirin. Derin bir kabın içerisine marul yapraklarını kırıp atın, doğranmış maydanoz, kıtır ekmek ve zeytin dilimlerini ekleyin. Sezar sosunu hazırlayıp, salatayla karıştırın. Karidesleri salatanın üzerine dizip, servis yapın. Afiyet olsun.