Topluma hizmet ediyoruz iktidara değil

Uğur Dündar, Aktütün’le ilgili yaptığı haberle, Milli Eğitim Bakanı’nın hedef tahtasındaki isim oldu. Ama o, “Toplumun gerçekleri öğrenme hakkına hizmet ediyoruz, iktidara değil. Bu hizmeti ederken de dürüstlük çizgisinden hiçbir şekilde ayrılmıyoruz” diyor

Topluma hizmet ediyoruz iktidara değil

Türkiye’de şöhret sahibi olmak ne denli kolaysa, kalıcı ve saygın bir şöhrete sahip olmak o denli zordur... Çoğu kez “düşman kardeşler” gibi olan “saygınlık”la “şöhret”i terazinin kefelerini dengede tutarak sürdürmek ve çıtayı her geçen yıl biraz daha yükseltmek de herkese nasip olmaz. Türkiye’de “araştırmacı gazetecilik” ya da “soruşturmacı televizyonculuk” denince ilk akla gelen isim olan Uğur Dündar işte bu zoru başaranlardan.
Bir süre önce TBMM çatısı altında AKP’li Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşanan tartışmanın hakemliğine layık görülen tek isim olması da bunun en somut kanıtı. Toplumun önemli bir kesimince “Akil adam” olarak kabul edilen Dündar, “yandaş medya”nın, Milli Eğitim Bakanı’nın ve Başbakan’ın hedef tahtasındaki isim aynı zamanda.

Yıllardır yaptığınız haberler ve programlar size toplumda saygın bir imaj oluşturdu. Son olarak TBMM’de ilk kez yapılan bir tartışmada hakemlik yaptınız. Bunun size yüklediği ekstra sorumluluklar neler?
Hem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın tereddütsüz benim ismimi o açık oturumda yönetici olarak kabul etmeleri tarafsızlığıma ve dürüstlüğüme duydukları güvenin bir işaretidir. O benim 40 yıllık meslek hayatıma verilmiş bir ödüldür. Oradan gerçekten adaletin terazisini saptırmadan ayrıldığımı, her iki sayın politikacının daha sonra bana ettikleri teşekkürlerden biliyorum. Dolayısıyla çıta giderek yükseldi.
Aslında çıtanın en yükseldiği an 17 Mart’ta Star TV’de haber sunmaya başladığım andır. Bizim sevgili Yılmaz Özdil’le ki, her zaman kendisine müteşekkirim benimle yol arkadaşlığı yapmayı kabul ettikten sonra üstlendiğimiz bu görevde o hiç seyredilmeyen Star TV Ana Haber Bülteni’ni en çok seyredilen ana haber bülteni haline getirmemiz bence çıtanın en yükseldiği andır.

Aktütün’le ilgili yaptığınız haberlere Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan tepki gösterdi.
Toplumun gerçekleri öğrenme hakkına hizmet ediyoruz, iktidara değil. Bu hizmeti ederken de dürüstlük çizgisinden ayrılmıyoruz. Biz Aktütün’de okul ve öğretmen yoktur demedik. Biz, Aktütün’de ilköğretimin başladığı 8 Eylül’den o haberi yaptığımız 7 Ekim tarihine kadar bir gün bile tedrisat yapılmadığını, okulun kapısının kilitli olduğunu sadece bir kez temizlik için açıldığını ve ondan sonra öğretmenlerin ders yaptırmadan gittiğini söyledik. Oysa Aktütün’ün çocukları da diğer çocuklar gibi 8 Eylül’de okullarına başlamak istiyordu. Bunlar okumaya aç çocuklar. Biz istiyoruz ki, İstanbul’daki eğitimin kalitesi neyse Hakkari’nin Aktütün mezrasında da olsun. Biz Milli Eğitim hiçbir şey yapmıyor demiyoruz. Bir mezraya okul götürmüş. Bu takdir edilmesi gereken bir durum. Ama bir okul götürmekle, oraya bir vekil öğretmen tayin etmekle iş bitmiyor. Orada top, tüfek sesi işiterek yaşayan, sürekli çatışmada öldüm öleceğim korkusuyla yaşamaya mahkum olan, evlerinin şarapnel parçalarıyla isabet aldığı bu çocukların yaşadıkları ruhsal travmaları oraya tayin edilen bir vekil öğretmenin çözmesini beklemek aşırı iyimserlik. Oysa ki bu çocuklar öncelikle o travmalardan kurtarılmalı ve bu çocuklara Batı standart-larındaki eğitim mutlaka götürülmeli. Bizim çabamız bu. Burada Milli Eğitim Bakanlığı’na köstek değil, destek olmak istiyoruz. TEGEV’in götüreceği yardımlarla oradaki eğitim kalitesi çıtasını yükseltmek istiyoruz. Bu bence eleştirilecek, tu kaka edilecek bir çaba olmadığı gibi tam tersi alkışlanacak ve desteklenecek bir çaba.

Ona rağmen iktidardan gelen bu tepkinin sebebi ne peki?
Sadece biz yapmadık ki o haberi. Bütün özel televizyonlar yaptılar. Aktütün çocuklarının özellikle başta Çiçek kızın çığlığını bütün Türkiye’ye duyurmaları üzerine apar topar açıldı ve eğitim başladı. Milli Eğitim Bakanı haberlerimizi seyretmeden, “Yok efendim yalan haberdir” dedi. Destek olmaya çalışırken öylesine bir tepkiyle karşılaşmayı anlamak mümkün değil. Ancak orada AKP yaklaşan yerel seçimler dolayısıyla fevkalade etkili bir çalışma yapıyor. Tabii ki yapacaklar, tabii ki kazanmak isteyecekler ama bizi yine hissettiğim kadarıyla seçimde bir malzeme haline getirmeye çalışıyorlar. Bunu yapmasınlar.

Sadece iktidar partisinden değil “Bir kısım medya”dan da var tepki?
Biz çok etkiliyiz de ondan. İnsanlar bize güveniyor. Çünkü 40 yıldır kimseye yalakalık yapmadık, kimsenin önünde eğilip bükülmedik. Gelmiş geçmiş tüm iktidarlar bize kızdı. Bizi yok etmeye çalışanlar da oldu, ama doğru bildiğimiz evrensel gazetecilik ölçülerinden milim sapmadık. ,

‘Çiçek, Türkiye’deki bütün çiçeklerin simgesi’
Aktütünlü Çiçek’i uzun uğraşlardan sonra İstanbul’a getirdiniz. Bu yolda destek verenler mi daha fazlaydı, köstek olanlar mı?
Destek çığı gibi, samimi olarak söylüyorum. Aslında Çiçek, Türkiye’nin bütün çiçeklerinin simgesi. Böyle bir özelliği var. Çiçek çok akıllı bir kız. Gözlerinden zeka fışkırıyor. Aslında Aktütün’ün bütün kızları öyle. Çiçek’i İstanbul’a gönderirken Aktütünlü bütün kadınların gözlerinde, “Biz okuyamadık bari Çiçekler okusun. Okumaktan mahrum kalmasınlar, yetişsinler. Topluma yararlı bireyler olsunlar” mesajı yansıyordu. Öylesine büyük coşkuyla ve içtenlikle yolcu ettiler Çiçek ve Ayten’i İstanbul’a. Ben o gözlerden onu okudum.
Engellemelerle şöyle karşılaştık. İlk haberimizi yaptıktan sonra Çiçek’i canlı yayına çıkardık. Oradaki yerel idari makamlar tarafından apar topar kız ve babası alınıp götürüldü. Canlı yayına çıkmalarına izin verilmedi. Bunu da anlamakta zorluk çektik.

“Arkamdan ‘Avanak’ diye güldüler”
Yıllar önce bir Uzan Grubu maceranız oldu. Aldığınız iki milyon doları iade edip ayrıldınız. Sizinle gelen ekibe aylarca cebinizden maaş ödediniz. Paranız mı çok, parayla aranız mı yok?
(Gülüyor) Para benim için namertten ve ailemin namerde muhtaç olmayacağı kadarıyla çok önemli. Ben eğer TRT’de kalmış olsaydım hiçbir şekilde bugün sahip olduğum maddi olanaklara sahip olmayacaktım. Harcırah yolsuzluğu yapamam, başka türlü ilişkiler kuramam, maaş neyse onunla yetinirim. Hatta TRT yıllarında harcırah alıp gittiğimde tümüyle kuruşuna dokunmadan iade ederdim parayı.
Bir seferinde beni Almanya’ya gönderdiler 10 bin mark verdiler. Yaklaşık 3 bin markı artırarak döndüm. Parayı TRT’ye iade etmeye çalıştım, “Böyle bir uygulama şimdiye kadar yok. O para harcanmalıydı” dediler. Harcayamadım dedim. Beni Merkez Bankası’na gönderdiler. Sabahtan öğlene kadar oda oda dolaştım, öğlen vezneye yatırdım parayı. Tam çıkıyordum baktım herkes masaya kapaklanmış arkamdan gülüyor “Avanağa bak” diye.
Uzan Grubu’ndan ayrılırken gerçekten servet sayılabilecek bir rakamı sırf bugün birlikte çalıştığım için Aydın Doğan’a Uzan saflarında yer alıp hakaret etmemek için reddettim. Ekonomik kriz var diye arkadaşlarımı işten çıkarmak istediler, itiraz ettim. Beni çıkarın, çünkü en yüksek parayı ben alıyorum, en büyük tasarrufu böyle yaparsınız dedim. O zaman maaşlarını yarıya indireceğiz dediler ve yaptılar. Arkadaşlarımın maaşlarından kesilen paralarını cebimden ödedim, onlara kesintisiz maaş verdim.
İstifa ettim, paraları bıraktım, ayrılıyorum arkamdan arkadaşlarım gelmeye başladılar. Dışarıda kriz var, işsiz kalabilirsiniz dedim, “Biz seninle geldik, seninle gideriz” dediler... Birikmiş 200 bin dolarım vardı. İhtiyaç durumuna göre kimine 5 bin dolar, kimine 10 bin dolar verip arkadaşlarıma dağıttım.
Aydın Bey’le de, çalıştığım diğer TV patronlarıyla da hayatımda para pazarlığı yapmadım.
Birisi para lafını açtığında hâlâ yüzü kızaran bir adamım. Kimseye şu kadar parayı verirseniz burada çalışırım demedim.
Paranın ben ve çocuklarımın namerde muhtaç olmayacakları kadarını çok önemsiyorum. Bana bir şey olursa Allah korusun geride çok küçük çocuklarım var, onlar aç kalmasınlar diye yatırım yaparım.

10 ismin çağrıştırdıkları
Yasemin Baradan Dündar (Eşi): Bulunamayacak bir eş
Bora Uğur Dündar (Oğlu):İlk göz ağrısı
Bartu Dündar (Küçük oğlu): Dünyalar sevimlisi
Damla Dündar (Kızı): Biricik kızım
Dengir Mir Mehmet Fırat:Açık oturumun konuğu
Kemal Kılıçdaroğlu:Açık oturumun diğer konuğu
Mehmet Ali Birand: Rakibim
Ali Kırca: Diğer rakibim
Hakan Gündüz: Radyo efsanesi
Halil Bezmen: Cezasını çekti ve o defter kapandı.

20 Ekim 2019 Magazin Bülteni20 Ekim 2019 Magazin Bülteni
Cadde Yazarları

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber