HAVAALANINDA LEZZETLi YEMEK, GÜZEL OTEL VE THY

TAV Airport Otel’in lokantasında lezzetli bir öğün denedim. Yemek olunca bence en ilginci iç hatlardaki Kokpit Cafe. Bazlama ekmeğinde güzel tostlar falan hazırlıyorlar ama asıl ilginç olan yöresel yemekleri

Bu pazarki yazımı okursanız ülkemizde Yeşilköy Atatürk Havaalanı Dış Hatlar’daki Greenport-Menuport’un ülkemize getirdiği bir yenilikten bahsedeceğim.
Ben geçen seneden beri TAV şirketi ve BTA catering’i takdir etmeye başladım.
Havaalanında tekel durumundalar ama bunu kötüye kullanmıyorlar.
Fast food bile olsa işletmelerinde belli bir kalite düzeyi tutturuluyor.
Ayrıca çalışanların bilgili ve güleryüzlü olması büyük bir artı.

Rahat ve konforlu
Aynı şeyi TAV Airport Otel için de söyleyebilirim.
Sabahın köründe kalkan uçaklarda sık sık seyahat ettiğim için bu otelde ara sıra kalıyorum.
Personelin sadece tanıdıklarılarına değil herkese olan nezaketi ve odaların hijyen açısından temizliği, duşların ve banyoların zemininin kaymaması, odalara diş fırçası-macunu koymak gibi basit ama önemli detayların gözden kaçmaması, yastıkların ve yatağın rahatlığı dikkatimi çekiyor.
Servis çok iyi. Otel lüks değil ama rahat ve konforlu.
Genellikle akşam yemeğini yemiş oluyorum ama lokantalarında bir kez pide üzeri köfte ve ince bonfile dilimleri ve üzerine yoğurt ve tereyağlı bayağı lezzetli bir öğün denedim.
Ama söz yemek olunca bence en ilginci iç hatlardaki Kokpit Cafe.
Bazlama ekmeğinde güzel tostlar falan hazırlıyorlar ama asıl ilginç olan yöresel yemekleri.
Örneğin son ziyaretimde Karadeniz’in güzelim madımağı vardı. Ben bu acımsı otu çok seviyorum. Olması gerektiği gibi cemeni eksikti bu çorbanın ama lezzetliydi.
Patlıcan söğürmeleri hiç fena değildi. Subura denen haşlanmış yarma buğday ve süzme yoğurtlu mezeyi ilk kez tattım. Omaç denen ekmek içi, beyaz peynir ve domates salatasını İtalyanların ‘panzanella’ salatasına benzettim. Cevizli ve keş peynirli erişteyi kuru buldum ve kullanılan unu beğenmedim. Buna karşılık kuzu kulağı salata olması gerektiği gibi tazeydi. Bulgurlu ve salçalı köfte olsun, pirpirim (semizotu) piyazı olsun lezzetliydiler. Kekik, nar ve maydanozlu zahter hiç de fena değildi.
Bunların üstüne acı bir dibek kahve de lezzeti olmasa bile hatırı 40 sene sürecek bir dostluk izi bıraktı.
Uçağa binmeden önce iyice bir yemek yemekte gerçekten fayda var.
Ben THY dışında Delta ve Air France kullanıyorum.
Delta’nın yemeklerini ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Kötü demek bile iltifat olur. Kabul edilemez bir çizgi var onu aştılar.
Air France eskisi kadar iyi değil ama gene de en azından şarapları içilecek gibi ve yemek sonrası dijestif ve yemek öncesi şampanya ikram ediyorlar Amerika uçuşlarında. (Ekonomi kabininden bahsediyorum).
En iyisi bizim THY idi ama maalesef yemek kalitesinde bir düşme var son zamanlarda.
Ama asıl üzücü olan uçak dışı servisleri.
Ben İstanbul-Kars direkt uçuşunda kullanılmaz hale getirdikleri yepyeni valizimin peşinden hiçbir hatunun peşinden koşmadığım kadar koştum. “Yaptır, faturayı yolla” diye elektronik mesaj attılar. “İstanbul kazan ben kepçe elde bavul dolaşacak vaktim yok, buyrun siz gelin Moda’daki evime alıp gidin ve tamir ettirip getirin valizi” dedim.
Lütfedip cevap vermediler!
Benden meşgul olan hanım mucizevi şekilde faturayı buldu (Siz valiz faturası saklar mısınız?) da sonunda zararımın bir kısmını karşılamayı kabul ettiler.
Halbuki valizin fotoğrafı çekilmişti, verdikleri zarar aşikardı ve valizin markası, ürünün adı ve boyutları hepsi tespit edilmişti ve internette fiyatı kolayca bulunuyordu.

Kabin sıcaklığı ayarı
Bizim uçaklarda başka bir sorun da kabin sıcaklığı. Uluslararası normalara göre 21 derece olmalı. Hem sağlık açısından yararlı hem de yolcular uçus sonrası kendilerini daha dinç hissediyorlar.
Gelin görün ki, iki hafta önceki İstanbul-Frankfurt uçuşunda kabin 26-27 dereceydi ve personel bu durumun kendilerine hatırlatılmasına rağmen durumu değiştirecek bir çabada bulunmadı.
Bir de inişte yanlışlıkla “Hemen maskelerinizi takın” anonsunun yapılması bana göre çalışanların ilgisizliğinin ve umursamazlığın bir göstergesiydi.
Tahmin ediyorum ki sayın yetkililer hep birinci sınıf seyahat ettikleri ve kendilerine farklı muamele edildiği için bu sorunları göremiyorlar.
İnşallah TAV’ın uluslararası normlara uygun ve düzgün işletmeciliğinden onlar da ders çıkarır.
Bir vatandaş olarak bunu bekliyor ve bir zamanlar hepimizin gurur duyduğu başarılı işletmenin geri gelmesini diliyorum.