iSKELE BEKLENTiLERiMi KARŞILAMADI

Çengelköy'deki İskele'de yediğim yemekler beni hayal kırıklığına uğrattı. Emektar garsonları sizi mutlu etmek için ellerinden geleni yapıyor ama mutfağı isteksiz...

Lokantalar da insanlar gibi. Yaşlanıyorlar ve pek çok insan gibi kendilerini yenilemekte başarısız kalıyorlar. Ben Çengelköy’deki İskele’nin bir zamanlar çok iyi bir balıkçı olduğunu güvendiğim arkadaşlardan duymuştum. Belki bu yüzden beklentilerim yüksekti ama yediğim yemek beni hayal kırıklığına uğrattı.
Yıllanmak sanki buranın emektar garsonlarına yaramış. Ben servisi çok başarılı buldum. Rahatsız etmeden ilgileniyorlar ve sizi mutlu etmek için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar.
Ama sanki mutfak isteksiz. Önünüze gelen mezeler fazla özenilmeden hazırlanmış.
Bunun gerisinde de malzeme seçimi yatıyor. Artık, dünyadaki trendlerin 20 yıl gerisinde olsak bile, bir şeyler değişiyor İstanbul’da.
Ya da degişmeli!
Örneğin beyaz peynir. Daha çok özen gösterilip, daha kaliteli ve yağlısı bulunabilir. Evet, iyisi daha pahalı ama İskele ucuz mu?

ARA SICAKLARI ZAYIF
Ahtapot salatası; eh... Yumuşak ama yeşilliklere rağmen yavan. Lokanta sahiplerinin meraklı olmaları ve hem başka lokantaların benzer yemekleri nasıl hazırladıklarını, hem de başka ülkelerde nelerin yapıldığını bilmeleri lazım. Örneğin; siz Madrid, San Sebastian ya da Barselona’da, vasat ve ucuz bir barda ‘Galisya usulü ahtapot’ deneyin. Bizden çok daha ucuz ve leziz olduğunu görürsünüz.
Ahtapotu çoğu lokanta bilmiyor ama lakerda’ya ne dersiniz?
Balıkçı meyhanelerinin olmazsa olmazı. İstanbul’da çok iyi lakerda bulmak mümkün.
İskele’nin lakerdası fazla yumuşak, hiç tuzu yok. Dokusu da garip.
Kaz ciğeri pate ya da terin gibi. Belli ki tuzunu almak için buzda fazla bekletilmiş ve yavanlaşmış.
Levrek marine daha iyi.
Soğuklar arasında en iyisi, en basit olanı. Çengelköy salatalığından yapılan turşu kıtır kıtır.
Maalesef ara sıcakları da başarılı bulmadım.

BALIK TAT VERMEDİ
Kalamar ızgaranın yerli kalamardan hazırlandığını sanmıyorum. Yanıldıysam özür dilerim. Ama yanılmadığıma emin olduğum dışının kıtır olmaması. Bunu öyle pişireceksin ki içi sululuğunu kaybetmeden dışı kıtır kalacak ve bulamacı çok ince olacak. Yanında da gerçek, bol sarımsaklı tarator sos olacak...
Pul biberli güveç karides, İstanbul balıkçı meyhane ortalamasını tutturuyordu. Margarin değil, tereyağı kullanılmıştı.
Sonunda tadına baktığım ızgara balık taze idi ama belki benim damağımın tadı bozulmuş olduğu için ondan pek zevk alamadım.

KUVER PARASI TALEBİ
Hesapta dikkatimi çeken bir şey, kuver parası. Dört kişi, 20 TL ödedik. Ben buna karşı değilim, örneğin İtalya’da da var ama buna karşılık lokantalar size tadım hoşluğu ve ev yapımı ekmekler sunuyorlar.
Örneğin ‘hoşgeldin’ olarak size, lafın gelişi, marine hamsili bruschetta sunulsa, sonra ev yapımı iki farklı ekmek ve birisi tuzlu diğeri biber ezmeli iki köy tereyağı önünüze gelse, ekmeklerden biri ‘doğal mısır unundan’ olsa... İşte o zaman seve seve kuver parası verelim. Öyle olsa, şöyle olsa...
Çok şey istiyorum ben herhalde. Belli ki İskele’nin müdavimleri var ve onlar hallerinden memnun.
O zaman hiçbir şeyi değiştirmek için bir neden yok tabii.

DEĞERLENDiRME: 2.5