MEYHANE RUHU PRiNKiPO’DA

Büyükada’da Fıstık Ahmet’in yeri olarak bilinen Prinkipo Meyhanesi, otantik ve mevsime uygun mezeleri ile meyhane ruhunu yaşatıyor...

Büyükada’da zevkli bir meyhane. Verdiği hazzın gerisinde işletmecisinin kişiliği ve zevki yatıyor. Ahmet Tanrıverdi eski adalı; adalar tarihi ve meyhane kültürü hakkında epeyce yayınlanmış kitabı var.
Meyhane demek ‘Çilingir Sofrası’ demek. Adabı ile aheste aheste rakınızı yudumlamak demek...
Meyhane geleneği, incelmiş bir kültür anlayışını varsayar. Kaba ve hoyrat insanlar yemeği dayak yer gibi yer, içki içtiğinde de hızlı, ne içtiğini anlamadan ve sarhoş olmak için içer.

BİZANS’A KADAR UZANIYOR
Meyhane geleneği eski Bizans’a uzanır. Evliya Çelebi; Tahtakale, Galata, Üsküdar ve Eyüp semtlerinde birçok meyhanenin varlığından bahseder. Osmanlılar zamanında da meyhaneler çoğalmaya devam etmiş ve resmi belge ile operasyonlarını sürdüren ‘Gedikli’ ile resmi belgesi olmayan ‘Koltuk Meyhaneleri’ olarak ikiye ayrılmıştı.
İstanbulumuzun kozmopolit niteliğini giderek yitirmesi, eski İstanbul efendilerinin yok olması ve topografik ve siyasi depremler yüzünden artık eski tip meyhane kalmadı ya da kalmamış gibi. Meyhanelerde daha çok ya Güneydoğu mezeleri ya da hazır alınan mezeler servis ediliyor.
‘Fıstık Ahmet’ otantik ve meyhane ruhu ile mevsime uygun mezeler hazırlıyor. 8 soğuk, 4 sıcak ve balık, içki dahil adam başına 110 TL.
Yazın benim bahtıma çıkan soğuklar şöyle: Patlıcan salata, kapari meyvesi, kalamata zeytinli bir meze, bakla favası, vişneli bademli yaprak sarma, içbaklalı enginar, bamya turşusu, nohut pilaki, sarımsaklı yoğurt, cevizli kabak, havuç küpleri ve tarama.
En önemlisi tutarlılık. Bu mezelerin arasında hiçbiri gevşek dokulu, dolapta uzun süre kalmış veya baştan savma değildi.
Elbette favorilerim var... Taze kapari, zeytin gibi tek başına çok leziz ve rakı ile uygun. Ceviz, kuru domates, limon, karabiber ve sızma yağlı Kalamata zeytinini hergün yesem bıkmam. Bakla favası bol soğan ve dereotlu olduğu için yavan değil.
Yazık ki bizde volkanik toprağı olan Santorini Adası’nda çok iyi sonuç veren Asirtiko üzümü yok.
Ara sıcakları da sevdim Fıstık Ahmet’te. Özellikle zeytinyağı, soğan, dereotu ve az soya ile pişen taze ciğerden yaprak ciğeri sevdim. Hem bir meyhane klasiği, hem de özenilmiş. İtalyanlar Venedik bölgesinde çok iyi yapılan, soğanlı dana ciğer yahniyi daha çok bölgenin Valpolicella şarapları ile renklendiriyor.
Bu tip bir kırmızı şaraba itirazım yok ama rakı da iyi gidiyor ciğer ile.
Bildiğimiz yetiştirme yavan levreği de güzel ve malzemesi bol, defne yapraklı, bir pilaki hazırlayarak leziz hale getirmişti Ahmet Bey.

ADA’YA YAZIN GİTMEYİN!
Büyükada’yı ziyaret için kanımca en kötü mevsim; yaz. Çok kalabalık ve turistik.
En büyük sorun dönüş saati için son vapurun 22:40’da olması. Halbuki sohbetin koyulaştığı, uzun bir akşam sefasının tam ortası olan erken bir zaman.
Acaba güzel bir meyhane keyfi çok mu görülüyor?

DEĞERLENDiRME: *** **