Vedat Milor

Vedat Milor

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Zanzibar sosyetik bir cafe tabii. Teşvikiye’deki yerlerinden bahsediyorum. Ben daha çok kokteyl için gidiyorum çünkü adam gibi kokteyl yapan birkaç yerden biri.
Geçenlerde yemek de yedim. Hiç de fena değil.
Özellikle tavsiye edeceğim üç farklı şey var. Pizza, turnedo zanzibar ve kestaneli mereng.
Pizza bildiğimiz pizzadan çok daha çok ABD’de yapılan ‘flatbread’ gibi. Bir nevi ‘kıtır ekmek’.  İncecik ve özellikle kenarları çıtır.  Ricotta peyniri, acılı domates sos, ıspanak ve dereotlusu güzel.
Bonfile benim dananın en sevdiğim parçası değildir ama  ‘şarap soslu turnedo’ burada iyi.  Pamuk gibi. Yanındaki ince dilimlenmiş patates gratine de çok başarılı.
Somon gravlax yanında lezzetli bir sosla geliyor. Ama pek tadı yok. Saman gibi. Çok daha iyisi bulunuyor balık pazarında.
İçpilav ile sunulan kuzu külbastı ve kuzu pirzola sıradan yemekler. İstanbul’da iyi kuzu pirzola az sayıda yerde bulunur oldu ama biraz daha özen gösterseler herhalde daha kaliteli malzeme bulabilirler. Sorun malzeme, aşçılık değil.
Kestaneli mereng tatlısını çok beğendiğimi söyledim. 5 kişi üç tatlı ısmarladık. Diğer iki tatlı profiterol ve krem brüle idi. İkisi de belli bir düzeyi tutturuyor ama krem brülenin yanında sunulan mango dondurması, çok suni madde kullanıldığından dolayı yenecek gibi değildi.
Şikâyet eden  kimse yok mu acaba?
Etseler eminim buranın yöneticileri ciddi olarak kulak verir müşteri isteklerine. Yönetim ve servis üst düzeyde. Kaliteli bir kadro kurmuşlar ve devamlı müşterileri var. Helal olsun...
Değerlendirme : *  *  *



Otto
Burası  Asmalımescit’teki meyhaneler arasında farklı bir yer. Daha çok üniversiteli gençlerin takıldığı bir cafe. Pizza, hamburger tipi.
Pizza bizim milli mutfağın parçası değil ama artık öyle oldu ve çabuk kabul gördü.
Öte yandan hamur açmayı iyi bilen bir mutfak kültürümüz olduğu için bayağı iyi pizza yapılıyor bizde. İtalya ile en büyük fark (Napoli hariç, onların pizzaları ayrı ve üst bir kategoride) kalite değil fiyat. Orada ucuz bizde pahalı
Bizde pizza Avrupai diye algılandığı için herhalde 30 TL civarı ‘lüks’ lokantalarda. Malzeme ve masraf açısından aynı kategoride olan pide ve lahmacunlar 2-3 TL iken bu işin nasıl olduğuna akıl sır ermiyor..
Gençlerin pek çoğunun da niçin lahmacun ve pideye burun kıvırıp pizza delisi olduklarını anlamak için kültür antropoloğu olmak lazım.
Otto bu kesime hitap etmeyi biliyor. Fiyatlar 10-15 arası gibi.
Pizzaları adapte etmişler Türk zevkine. Örneğin tulum peyniri, nar ekşisi ve cevizli olanı var.  Daha klasik olanı da var. Kestane ve porcini mantarı ve mozarellalısı gibi.
Birincisi iyi idi. Kenarları kıtır, malzeme uyumlu ve içi sulu kalmış. İkincisi ise sanki soğuk bir fırında pişmiş gibi sönük ve soğumuş olarak kondu önümüze..
Hamburger ve erişte de istedik. Mevsim sebzeleri ile gelen ev yapımı erişte iyi. Hamburger olması gerektiği gibi iri kıyılmış.  Köfte değil gerçekten hamburger. Odun ateşinde pişiyor ve yanında salata ile sunuluyor. Ancak ciddi sorunlar var. Yengem hamburgeri yiyemedi çünkü et iyi temizlenmemiş içinden sinir çıktı.
Listede hamburger için ‘karamelize soğanlı’ deniyordu.  Soğan, moğan yoktu. Garsona sordum. “Efendim, cheddar peynirinin altında” dedi.
“Mikroskopla bile baksan yok”,  diye cevap verdim. Gitti mutfağa sordu ve “haklıymışsınız” diyerek geri geldi.  Bileşim değişmiş, artık koymuyorlarmış karamelize soğan.
İyi ya kardeşim bu bilginin önceden garsona iletilmesi gerekmez mi?  Garsonun da hamburger isteyene bileşimin değiştiğini söylemesi görevi değil midir? Müşteri, kendi istediği yerine lokantanın ona uygun gördüğünü yiyecekse bence mönüde yazılı fiyatı değil gönlünden kopanı ödemeli!
Sorunlar bundan ibaret değildi..
Burada mönü kağıttan masa örtüsü olarak tabakların altında.  Şarap listesi de orada.
7 Şili şarabı vardı. 3 beyaz, 4 kırmızı.
Kırmızılardan birini ısmarladık.  Garson gitti ve “efendim kalmamış” diye geri döndü.
Başka bir kırmızı ısmarladık.  Sonuç aynı.
Bu garip oyun dört kez tekrarlandı.
Sonunda garson baklayı ağzından çıkardı: “Hiç Şili şarabı yok efendim,  ne beyaz ne kırmızı. Sadece Kavaklıdere şarapları var”.
“Kağıt masa örtülerinin yenisi basılmadıysa bile en azından elle çizilemez mi olmayan şarapların üzeri”,  diye sordum.
Daha sonra hamburger olayında da benzer ve daha vahim bir sorun ortaya çıkınca aynı soruyu yineledim. Bunun üzerine garsonumuz, büyük bir incelik ve diplomasi örneği vererek ekledi “bu tip soruları sizden başka soran kimse yok”!
Sanırım düşündüğü şu: Buraya gelen gençlerin aklı başka şeylerin peşinde olduğu için yemek ile ilgilenmiyorlar. Bence yanılıyor.  Gençler akıllı.  Buranın fındıklı votkası güzel.  Onu içip, bir pizza yiyip, gidiyorlar.
Değerlendirme: * *