İki genç isim... Burak Uyanık ve Emir Can... Burak, 10 yıldır müzikle ilgileniyor, yazarlık yapıyor genç yaşına rağmen ilk kitabı ‘Bir Dilim Elmadır Aşk’ı okuyucularıyla buluşturmuş. Emir ise dobra, rol yapmayı sevmeyen eleştirmeyi seven, birçok insan tarafından antipatik bulunan bir isim. İkili, radyo TV programcılığı bölümü mezunu. Lisans düzeyinde radyo TV ve sinema bölümüne devam ediyor. “Bir gün sınıfta hiç alakası olmayan bir konuşmayla başladık, hâlâ konuşuyoruz” diyorlar. Bu konuşmaları radyoya taşımak isteyen ikili, birçok radyonun kapısını çalıyor, fakat yanıt alamıyor. Delta FM, bu yeni seslere kapılarını açıyor ve “Deliliğini topluma kabul ettirene dahi derler” diyerek başlıyorlar yayınlarına... Eğlenceli bir sohbet yaptığımız ikili pogramlarını şöyle anlattı: “Yıllardır hep en güzeli seçeriz, güzel olanları yarıştırırız. Biz dedik ki en kötüyü seçelim... En kötü performans bölümümüzde kötü fıkra, kötü anekdot, kötü şarkı performansı yapan dinleyicilerimizi yerden yere vuruyoruz. Yayınımıza ünlü isimleri bağlıyoruz. Program içinde şarkılara hikâyeler yazarak, tiyatral biçimde canlandırmamız dinleyicinin çok hoşuna gidiyor. İlk yarım saat bıcı bıcı saati, sonrasında günün konusu, radyo tiyatrosu, sokak radyosu ve radyo gazetesi kısımlarıyla dinleyiciyi şaşırtıyoruz. Dinleyici de bizi şaşırtıyor. Fenomenlerimiz var. Vinç operatörü bağlanıyor taş kırıyor, ütücü tekstil firmasında elinde ütü bize şarkı söylüyor. Her kesime seslenebilmek gerçekten harika bir duygu. Programımız içinde kesinlikle müstehcenliğe yer vermememiz ise en büyük artımız. İnsanlar artık basit esprilerden sıkıldı.” ‘Radyonun Delileri’ni hafta içi her gün 10.00 - 13.00 saatleri arasında 87.5 Delta FM’den dinleyebilirsiniz.

İKİ GENÇ... BURAK UYANIK VE EMİR CAN, AYNI OKUL MEZUNU İKİ ARKADAŞ... DELTA FM’DE İÇERİĞİ FARKLI, EĞLENCELİ BİR PROGRAMA İMZA ATAN İKİLİ, ‘RADYONUN DELİLERİ’ OLARAK MİKROFON BAŞINDA...

Radyo programcılığından önce neler yaptınız?
Burak Uyanık: 10 yıldır müzikle ilgileniyorum, bunun yanında yazarlık yapıyorum. Şubat ayında ‘Bir Dilim Elmadır Aşk’ isminde bir kitap çıkardım ve ilk baskısı tükendi. Sanatla uğraşmayı çok seviyorum, çok hırslı bir yapım var. Başarı benim için vazgeçilmez bir alışkanlık. İstanbul Aydın Üniversitesi Radyo TV Programcılığı mezunuyum, aynı üniversitenin radyo TV ve sinema bölümünde eğitimime devam ediyorum.
Emir Can: Olduğu gibi davranan, rol yapmayı sevmeyen biriyim. Fazlasıyla dobra konuşurum. Eleştirmeyi çok severim ve bütün bunlar yüzünden çoğu insan tarafından antipatik bulunurum. Ama bu durumu da pek önemsemem... Az biraz gamsızlık da vardır.
Mikrofonun başına nasıl geçtiniz, radyoculuk hayaliniz miydi?
B.U: İlk olarak internet radyosu kurmamla mikrofonun başına geçtim. Sonrasın da bu işi profesyonelliğe taşımam gerektiğini düşündüm. Ulusal ve yerel radyolara demolar göndermeye başladım.
Nedendir bilmem hep “Mail atın”, “Bağırıp çağıran bu iki adamdan enerji alamadık‘’ cevaplarını aldım. Hiçbir sonuca varmadı bu girişimlerim. Kendime, Emir’e ve program formatıma çok güveniyordum. Aynı zamanda radyo TV ve sinema öğrencisiyim...
Çok değerli hocalarımın fikirlerine de güveniyordum. Hiç umudum kalmadığı zamanlarda bir metrobüs yolculuğunda içimden bir ses “Delta FM’i ara” dedi ve aradım. Melike Lena ve Genel Yayın Yönetmenimiz Uğur Bozdağ’ın destekleriyle istediğim programı yapma fırsatı buldum. Ayrıca bizlere şans tanıyan Saran Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Resul Rauf Bey sayesinde hayallerime adım atmış oldum. Radyoculuk hayalimdi evet ama televizyonda benim için ayrı bir yerde.
E.C: Açıkçası hayalimde televizyonculuk vardı ama demek ki daha zamanı gelmemiş şu anda radyoculuk da oldukça keyifli gidiyor.
İki kişi program yapmanın zorlukları var mı?
B.U: Eğer aynı karakterlerdeyseniz zor ama biz zıt adamlarız, fakat bu bize lezzet katıyor. Birbirimize takılmayı çok seviyoruz. İlk başlarda aynı anda konuşma sorunu yaşıyorduk, şu an her şey harika gidiyor.
Siz kimleri dinleyerek radyoculuğu sevdiniz, kimlerin programlarını dinliyorsunuz?
B.U: Ben radyoculuğu, radyo tiyatrolarıyla sevdim. Bana hep samimi gelmişlerdir. Sonrasında Cem Arslan, Ceyhun Yılmaz ve Zeki Kayahan Coşkun’u takip etmeye başladım. Çok başarılı bulduğum radyocular.
E.C: Çok radyo dinleyen biri değilim, “Şunu dinleyip ders aldım, bir şeyler öğrendim” diyemem.
Programınız bol içerikli ve renkli, anlatır mısınız?
B.U: Farklı alternatifler sunuyoruz. “Deliliğini topluma kabul ettirene dahi derler” diyerek başladık yayınımıza.
Yıllardır hep en güzeli seçeriz, güzel olanları yarıştırırız. Biz dedik ki en kötüyü seçelim.
En kötü performans bölümümüzde kötü fıkra, anekdot ve şarkı performansı yapan dinleyicilerimizi yerden yere vuruyoruz.
Yaşınız genç, idealleriniz arasında radyocu olmak mı, yoksa radyoculuk yaparak başka mesleklere ulaşmak mı var?
B.U: İkimiz de radyoculuğu devam ettirip, eğitmen olmak istiyoruz. Bunun yanında yakın zamanda hiç örneği olmayan bir sahne gösterisi planımız var. Televizyon programı yapmayı da çok istiyoruz.
Yeni nesil olarak sizce radyolardaki en büyük eksiklik nedir?
B.U: Aynı şarkıların devamlı dönmesi olabilir. Yayıncıların kendilerini yenilememesi, heyecanlarını kaybetmeleri...
Dinleyiciler sizin programınızı neden dinlemeli?
B.U:Günün stresini atmak istiyorlarsa, farklı bir şeyler arıyorlarsa ve kendilerini bulmak istiyorlarsa dinlemeliler. Çünkü biz onlarız aslında.

BU RADYODA ‘DELİLER’ VAR

‘Nejat İşler ve Teoman’a sabah programı yaptırırdım’
Radyodaki hedefiniz nedir?
B.U: Hedefimiz şu an bulunduğumuz radyoyu zirveye taşımak. Her geçen gün daha da zirvede programlar yapmak. Sonrası için hayalimizde olan radyolar var.
Bir radyonuz olsa içeriği nasıl olur, kadroda kimler yer alır?
B.U: Bir radyom olsa içeriği kesinlikle ‘’dinlenebilir müzik’’, kadroda ise kesinlikle genç radyocular olurdu. Ama baba isimlerden de radyoda olsun isterdim. İlginç gelebilir ama Nejat İşler ve Teoman’a ortak bir sabah programı yaptırırdım. Bence çok ilgi çekerdi.
E.C: Radyom olsa sadece kendim program yapardım ukala adamım.