OtomobilRSS
17.11.2009 - 00:00 | Son Güncelleme: 17.11.2009-19:35

SÜRÜŞ İZLENİMİ : Daihatsu Materia

Kendisi tam anlamıyla Japon tadına uygun olarak tasarlanan Daihatsu Materia, kübik ve "Yıldız Savaşları" karakterlerini andıran görünümüyle dikkat çekmeyi başarıyor. Tabii iç mekanı da. Nedenmiş, birlikte görelim...

Sitene Ekle
SÜRÜŞ İZLENİMİ  :  Daihatsu Materia

Levent KÖPRÜLÜ

 

Türkiye yollarına çıkan belki de en ilginç otomobille karşı karşıyayız. Kübik deseniz, eh biraz öyle. Çizgi film kahramanlarını ya da "Yıldız Savaşları" filmlerindeki robotları andırıyor deseniz o da kabul. Eski otomobilleri hatırlatıyor diyenlere de buradan bir "Eyvallah" gönderiyorum...

 

Zira yukarıda saydıklarımın hepsinden birer parça bu otomobilin tasarımında mevcut. Yüzde 100 Japon olan ve Daihatsu'nun Türkiye ile birlikte hemen hemen tüm Avrupa pazarında da satışına başladığı Materia'yı takdimimdir.

 

Japon piyasasında satılan ve sıkça görülen bir tasarım anlayışının ürünü olan Materia, Daihatsu'nun Avrupa'daki satışlarını bir nebze daha artırma amacıyla model yelpazesini genişletme çabasının bir ürünü. Bunu, çok yakın zamanda "mikro" model "Trevis" de izleyecek zaten.

 

Beni gösterenlere çok alıştım!

 

Otoparktan ilk çıktığım andan itibaren tasarımı sayesinde yollardaki tüm sürücü ve yayalar tarafından büyük ilgi gördüğünü söyleyebileceğim Materia sayesinde, insanların barmaklarıyla beni işaret etmesine, "İyi de ne bu?" gibi sorulara ve "Bu Japon arabası oğlum, Amerikan değil!" cevaplarına çok alıştım! Sanırım pahalı olmasa da, "gösterişli otomobil" dedikleri böyle bir şey...

 

Aerodinamik kaygılara çok fazla yer vermeksizin tasarlanmış hissi veren Materia, yuvarlatılmış köşeli hatlarıyla ilk şirinlik puanını alıyor. Şişkin çamurlukları, basık gibi duran yan camları, eski otomobilleri andıran arka yapısı ve bir hat halindeki stop lambaları grubuyla bu etkisini sürdürüyor. Alaşım jantları, kapı altlarındaki marşpiyelleri ve arka camın üzerindeki rüzgarlığıysa gençlerin göz zevkine hitap ediyor. Zaten hedef de onlar. Zira bu tipteki araçlar, Japon gençleri arasında modifiye açısından çok tutuluyor.

 

İç mekanı, dışarıdan pek farkedilmese de bu küçük otomobili bir "mini-van" sınıfına sokuyor diyebilirim. Nitekim baş mesafesinin yanı sıra, oldukça hatırı sayılır bir diz mesafesi sunuyor. Üstelik arkadaki yolculara. Gerektiğinde ileri-geri hareket edebilen arka koltukları da sayarsanız, gerçekten çok rahat. İçinin yüksekliği ve genişliğine karşın, "içi çok aydınlık" sıfatı, siyah koltuk ve tavan döşemesi yüzünden ağzımızda kalıyor. Kaldı ki sunroof da yok. Bu eksik, "Gold" donanım paketinde bulunan ve kapı kolçakları ile hoparlör kenarlarını maviş maviş aydınlatan "Illumi" fonksiyonuyla gidermeye çalışılsa da, pek faydalı olmayabiliyor.

 

Hayli fonksiyonel iç mekan

 

Aracın bu olumsuz özelliğine karşın, iç mekanı geniş olduğu kadar çok fonksiyonel. Göstergeler ortada yer alıyor. Mavi aydınlatmalı hız ve devir saati analog yani ibreli. Ancak benzin göstergesi dijital. Benzin göstergesinin bulunduğu kutucukta, aynı zamanda otomatik vites bilgileri de bulunuyor.

 

Farklı konumlandırılan yan hava ızgaraları, tiz hoparlörleri yani tweeter'lar ile aynı yeni paylaşıyor. Bu, müzikte tiz sesleri sevenler için iyi, ancak kapılardaki JBL marka diğer kolonlar "bas" sesleri tam duyuramamaktan şikayetçi. Ön ve arka kapı kolçaklarında bulunan bardaklıklar hayli işlevsel geldi bana. Tabii bunu dışında sadece kapı içi cepleri ve ön koltukların arkasındaki cepler dışında pek fazla eşya gözü bulunmuyor. Plastik kalitesi ise, daha gelişmiş görünüyor.

 

İleri-geri hareketli arka koltukların sırtlığı geri yatabiliyor. Aynı zamanda ön yolcu koltuğunu da tam olarak arkaya yatırıp, yatak haline getirebiliyor ya da sörf tahtası filan gibi eşyaları koyabiliyorsunuz. Biraz ufak olan bagajın yardımına, tabii ki arka koltuklar yetişiyor yine.

 

Motor canlı ama...

 

Aracın 1.5 lt'lik yüksek devirli 103 HP gücündeki motoru, aslında canlı karaktere sahip. Ancak bunu, dört ileri otomatik vitesle donatınca arada kimi zaman "nefes alma" süresine ihtiyaç duyabiliyor.

 

Manuel kullanım özelliği bulunmayan bu klasik şanzıman, aracın maksimum hızını fabrika verilerine göre 5 km/s azaltıyor. 160 km/s'ye çıkabilen araç, otomatik şanzımanla 100 km'de yaklaşık 9 lt tüketti. Tabii karışık kullanım koşullarında. Fabrika verisi 7.5 lt. Ancak özellikle bayan sürücüler, otomatik konusunda ısrar edeceklerdir diye düşünüyorum.

 

Bunun yanında aracın yol tutuş konusunda sert süspansiyonu ve iz genişliği sayesinde hayli iyi performans sergilediğini belirtmeliyim. Yan rüzgarlar hariç tabii. Frenler de gayet başarılı görünüyor.

 

Kullandığımız 'Gold' donanım paketli, otomatik aracın fiyatı 30 bin YTL.

 

 

 

Neleri Var?

 

-----------

 

Materia 1.5 Otm. Gold : 2 hava yastığı, ABS+EBD, klima, radyo/CD çalar, güneş ışığını engelleyen ön camlar ve karartmalı arka camlar, merkezi kilit, elektrikli camlar, "Illumi" fonksiyonu, park sensörü standartlardan...

 

DİKKAT ! Haberin izinsiz kullanılması durumunda yasal işlem yapılacaktır.
Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğunun kaçıncı başkentidir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX