Her cuma saat 24.00 - 02.00 arası Radyo 92.3'te "Boyalı Kuş" programı ile karşınızdayım. Telefon bağlantıları alıyoruz. Radyo şimdilik Marmara Bölgesi'nden ve netten dinlenebiliyor şimdilik.
Fötr şapkalı memurun kasabadaki tek içkili salaş gazinosunda şarkı söyleyen kadına aşık olması öyküleri beni etkilemiştir. Bir de küçüklüğümün geçtiği Florya Basınköy'de nenemin evinin balkonundan yaz akşamları dinlediğim o tiz ses. Menekşe'de Çanakkaleli Melahat'in dere üzerindeki tahta kazıklar üzerine oturtulmuş gazinosundan her akşam kulağıma gelen o kadının sesi...
Uzun bir yolculuk sonunda bir kasabanın dağ oteline geldiğimizde lobide onu gördüm. Elinde kumanda sabahın üçünde klipleri zaplıyordu. Bizi görünce ayağa kalktı. Her gece karşılaştığı insanlardan farklı birileri gelmişti. Hep o koltukta oturduğunu hem de sabaha oturduğunu daha sonra öğrenmiştim. İşte senaryo gerçek olmuştu. Başlangıç hayallerim ile örtüşüyordu. Tek başınaydı yanlızdı ve oteldeydi. Şimdi senaryonun ikinci bölümü gelmeliydi. İsli puslu anason ile kızartma kokularının karıştığı homurtular arasından yükselen bir ses...
Saat on bire doğru geliyordu. Tam aradığım koku kıvama gelmişti. Bir elektro saz, bir klarnet ve klavyeden oluşan üçlü... Genç kadın kırmızı bir kadife elbise giymişti. Yırtmacı kendine baktıracak şekilde kesilmişti. Kısa meç saçları vardı. Ve üzerlerine sim serpiştirmişti. "Aman ormancııı" şarkısını bir çağrıldığı bir masanın başında söylüyordu. Dört erkeğin olduğu bir masa. Tam göğüs hizasında, on binlikler aşağı doğru sarkıyordu. Parayı uzatanlara yardım ediyor sarhoş ellerin fazla dokunmaması için parayı belli mesafede kendi alıyordu. Kimse felekten bir gece çalmıyordu aslında. Genç kadın repertuarını tamamlayıp bir an önce kendi yanlızlığına koşmayı düşlüyordu. Dört erkeğin beyinlerden geçenlerin ise gerçekleşmesi mümkün değildi. Onlar da biliyorlardı. Rakı kokan ağızların kan çanağı gözlerin son durağı yıllanmış birlikteliklerin yabancı yataklarıydı...
Turunu tamamlamıştı. Yüzünü gördüm, "bu gece de bitti" der gibi oflayarak hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi ve yalancı alkışların arasında kayboldu...
İzmir'den gelmişti. Aslında bir özgün müzik kasedi çıkarmak istiyordu. Ama meneceri bu kasabada iş bulmuş buraya gelmişti. Buradan Antalya'ya gidecekti. Elbiseyi çıkarmış, bir blucin giymişti. Ayağında beyaz spor ayakkabılar vardı. Sanki o şarkıları, o söylememişti... Hiç uyumamak nasıl bir duyguydu? O geceler boyu neler düşünüyordu. Hiç bitmeyen geceler boyu, birgün bu kasabada birgün bir başka şehirde bir otel lobisinde... Hayallerime kızdım... Biz yatarken o anlattıklarını bir kenara bırakmış kendi dünyasına dalmıştı bile...
æ
Dünya Kupası
Malum Dünya Kupası günleri. Sizce Tv'deki en başarılı ve en başarısız kupa ile ilgili reklamlar hangileri?
Kafana Takılanı Yaz