|
Anneden alınan zamanı olmayan izinler
Beşiktaş iskelesini hiç unutmadı. Ne zaman geçse sanki o bekliyor gibi gelir. Hatta bazen durur, yine gelecekmiş gibi. İki hatta üç vapur saati öncesinde orada olurdu. Kendini sanki bir şölene hazırlar gibi. Sindire sindire beklemeyi severdi. Yüzlerce adım, yüzlerce surat geçerdi. Bekleyenlerin hepsini kendi gibi zannederdi. Bekleyenlerin kalbinin daha hızlı attığına inanırdı...
Hele sözleştikleri vapur yanaşırken...Bacadan çıkan dumana bakardı. Çıkış kapısından insanların kendine doğru geldiğini görünce başını bir sağa bir sola çevirerek onu arardı. Hızlı adımlarla gelirdi hep. "Annemden zor izin aldım fazla vaktim yok" derdi. Emirgan'a giderlerdi sonra. O zamanlar sandalyeler denizin kıyısında. Oturduktan sonra etrafına bakardı. Aynı kaderi paylaşanların masalarıydı. Birer meşrubat ve kamışları. Hava sıcak. Ama kimsenin içecek hali yok. Onlar konu mankeni gibi. Birer yudum alınır. Soğuk birer yudum. Sonra unutulur gider.
"Fazla zamanım yok annemden zor izin aldım" buluşmaları öylece sürüp gitti. Elele tutuşmaları gerektiğine inanmışlardı. Arkadaş olmak ile çıkmak arasındaki farkın belirlenmesi gerekiyordu. Ama o kadar çok el ele dolaştılar ki...Terledi ve sıkıldı parmaklar. Hep dar mavi gömleğini giyerdi. Daha zayıf göstersin diye. Boru paçalı blucin ve botlar. Yazın bile böyle giyinirdi. Bir öğleden sonra evine davet etti. Kola filan aldı. Annesine de "sen biraz gez" dedi. İlk defa kapalı bir yerde beraber olacaklardı. Pencereden onun gelişini saatlerce bekledi. Ve o geliyordu. Kapının önünde bekledi. Adımlarını duymak istemişti. Onuncu kata ulaşmak zaman aldı. Koridorun başından ayak seslerini duydu. Kalbi de ona eşlik etmeye başladı. Zil bir kere çaldı. Hemen açtı. Nasıl bir merhabalaşma olmuştu şimdi hatırlamıyor. Sonra salona geçtiler. O etrafı seyretti... Plaklar vardı, bir de piyano. Ona uzun uzun piyano çaldı. Sonra bir şeyler yediyer. Bazen ayakta karşılaşıyorlar yakınlaşıyoyrlardı. Ama çok çekiniyordu. Oturdular yan yana... Ne koşutuklarını da hatırlamıyordu. Çünkü bir hamle sadece bir hamle yapması gerekiyordu. Ama beceremiyeceğini anladı. Öpmek istese belki çok komik olacaktı. Hani hızını ayarlıyamıyacağını düşündü. Üzerine düşebilirdi. Hiç o beklenen temas olamayabilirdi. Bu geliş gidişlerin arasında geçen saatler ve "artık eve gitmem lazım merak ederler"...
"Fazla zamanım yok annemden zor izin aldım" hikayesinin üzerinden çok yıllar geçti. İşte o yılların birinde şunu öğrenmişti; "sadece elimi tuttu. Öpmesini istemiştim ama onu bile yapamadı"...
|
|

|