Her an farkındalığa ihtiyacımız var. Günün akışında ne düşünüyorsun, ne konuşuyorsun bil, bil ki biraz sonra hayatında olacakları nasıl yarattığının farkında ol. Bile bile kimse hayatına sıkıntı çekmek istemez; ama sorun, bunu bilememekten kaynaklanır. Hani, insan her şeyi bildiğini sanır da aslında hiçbir şeyi bilmiyordur aslında. Farkındalık, aydınlanma, öğrenme hiçbir zaman tam olarak olmaz. Her an yeninden fark etmek, yeniden bilmek ve öğrenmek gerekir. Hayat, yaşam okulumuzdur. Farkında olarak, öğrenerek, gelişerek yaşadığımız bir okul. Hayata olan bakış açımız, bizim yaşam felsefemizdir. Ağzımızdan çıkanlar da içimizde var olanın yansıması...

Mevlana'nın çok anlamlı sözlerinden birisi şöyledir: "Kalp denizdir, dil kıyı. Denizde ne varsa kıyıya o vurur." Ne konuşuyoruz, ne dile getiriyoruz; farkında olmak gerekir. Bazen öyle küçük şeylere takılıyor ki insan, kendini parçalıyor, içinden öfke yansıyor. Neyin öfkesi bu?

Genç bir arkadaşın çok sevdiği terliği kopmuştu sahilde. Dakikalarca isyan etti en sevdiği, değerli terliği koptu diye. Etrafına söylendi "terliğim koptu, terliğim koptu" diye. Olayı seyrederken kendimi tutamayıp "biliyor musun şu an belki de dünyanın başka bir yerinde, başka bir insanın da parmağı koptu" dedim. Terliğin kopmasına bu kadar can sıkmak niye? Ben bu yöntemi kendim için de hep kullanırım. Kullandıkça da pek ihtiyacım kalmadı artık. Küçük bir şeyi kaybettiğin ya da olmadığı için kızmak, öfkelenmek hem yaşanan anın güzelliğini kaybettiriyor hem de evrene olumsuz frekans yayarak, benzer bir durumu hayata davet ettiriyor. Tabii ki bazı şeyleri kaybettiğimizde üzülebiliriz. Canımız sıkılabilir; ama neye, ne kadar sıkıldığımızı seçmek bizim elimizde. Bu da farkındalık ile oluyor.

Başkasının yaptığı hata ya da davranış şekli, gün boyunca dilinizde geziyor mu? Başkasının olumsuzluklarını saatlerce düşünerek, konuşarak, ondan şikâyet ederek kaç saatinizi harcıyorsunuz? O sırada içinde bulunduğunuz duygu durumu neyse evrene yine o frekansı yolluyorsunuz. Her zaman şunu hatırlayın: Bizden hangi duygu çıkıyorsa o frekansta çekim alanı yaratıyoruz. Neyi çekmek istiyorsanız frekansınızı ona göre ayarlayın. Ayrıca zaman o kadar kıymetli ki zamanınızı neyle geçirdiğinizin farkında olun. Dedikodu, şikâyet, yakınmalar, yargılamalar için kullanılan zaman ancak bu konulara yapılan yatırımlardır. Ve kişiye olumsuz duygu dolu anlar yaşatır. Bu hafta zamanı daha iyi frekanslar üretmek için kullanmaya ne dersiniz? Ben güzel olur derim... :) Güzel haftalar...

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin...

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu 

www.arzubiyiklioglu.com