Cannes'da Altın Palmiye kazanan 11 unutulmaz film

72'nci Cannes Film Festivali başladı, kırmızı halı görüntüleri daha ilk günden tartışma konusu oldu. 25 Mayıs'ta bitecek olan, Avrupa ve Dünya sinemasının en önemli etkinliği, sinema aşığı herkesin ilgi odağında... O zaman birazcık nostalji yapalım ve geçmişte Altın Palmiye kazanan 11 unutulmaz filme göz atalım...

Cannes'da Altın Palmiye kazanan 11 unutulmaz film

1- '4 Ay 3 Hafta 2 Gün' / '4 Months 3 Weeks 2 Days'

1- '4 Ay 3 Hafta 2 Gün' / '4 Months 3 Weeks 2 Days'

Rumen Yeni Dalga Sineması 2000'lere damga vurmayı başardı. Romanya'nın yakın tarihiyle hesaplaşan, insan hikâyeleri üzerinden siyasi mesaj ve eleştirilerini yapan bu sinema büyük beğeni topladı. '4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün' ise Rumen Yeni Dalga Sineması'nın en sembolik filmlerinden biri.

Rumen yönetmen Cristian Mungiu'ya 2007'de Altın Palmiye kazandıran bu film, Komünist Romanya'da, Çavuşesku rejiminin son döneminde geçiyordu. Üniversite öğrencisi iki genç kadından birinin yasa dışı kürtaj olması için ayarlanan randevu ve akabinde yaşanan trajediyi bizlerle paylaşıyordu.

Film, gerçekçi ve gerilimi yüksek ambiyansıyla, mesajını en çarpıcı ve en soğuk şekilde hafızalarımıza kazıdı.

2- 'Aşk' / 'Amour'

2- 'Aşk' / 'Amour'

Michael Haneke, psikolojik film sevenlerin müptelası olduğu bir isim. Avusturyalı yönetmenin yakın tarihte en çok ses getiren filmi ise  'Amour' yani 'Aşk' oldu. 2012'de Altın Palmiye kazanan 'Amour', Akademi Ödülleri'nde de 'En İyi Yabancı Film' ödülüne layık görüldü.

80'li yaşlardaki iki emekli öğretmenin evliliklerini, aşklarını ve birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan 'Aşk', özellikle Emmanuelle Riva'nın performansıyla unutulmaz olmayı başardı. Film ayrıca Haneke'nin en bilinen yapımlarının başında geliyor.

3- 'Piyanist' / 'The Pianist'

3- 'Piyanist' / 'The Pianist'

Adrien Brody gibi bir aktörü tüm dünyaya tanıtan filmdi 'Piyanist'. 2002 yılında dünyaca ünlü yönetmen Roman Polanski tarafından çekilen film, Fransa-Almanya-Polonya ortak yapımıydı.

Senaryosu Ronald Harwood'un, Wladyslaw Szpilman'ın hayatını anlattığı kitabın üzerine inşa edilmişti. Müziklerinde Chopin'in nocturne'lerinin kullanıldığı, özellikle Brody'nin performansıyla epey iz bırakan 'Piyanist', Akademi Ödülleri'nde aktöre 'En İyi Erkek Oyuncu' Oscar'ını kazandırdı.

4- 'Karanlıkta Dans' / 'Dancer In The Dark'

4- 'Karanlıkta Dans' / 'Dancer In The Dark'

'Karanlıkta Dans', İzlandalı şarkıcı Björk ile Danimarka'nın en provokatif yönetmeni diyebileceğimiz Lars Von Trier'i buluşturan bir film. Björk'ün şarkıcı kimliğinin haricinde oyunculuğa da yatkın olduğunu bu filmde görmüştük.

2000'lerin başında Lars Von Trier'e Altın Palmiye kazandıran film, görme problemi olan ve bu sorunu oğlunun da yaşamasını önlemek için para biriktiren hayalperest bir fabrika işçisinin öyküsünü anlatıyordu.

Lars Von Trier'in görece en az provokatif olan bu filmi, yönetmenin tarzını beğenmeyenlerin bile sempatisini kazandı.

5- 'Mavi En Sıcak Renktir' / 'Blue Is The Warmest Colour'

5- 'Mavi En Sıcak Renktir' / 'Blue Is The Warmest Colour'

Cannes'da 'Altın Palmiye' kazanan filmler arasında 'Mavi En Sıcak Renktir'in yeri biraz ayrı. Tunus asıllı Fransız yönetmen Abdellatif Kechiche'in yönetmenliğini yaptığı film, ergenlik çağındaki iki genç kadının birbirlerine duyduğu aşkı anlatıyor. Lea Seydoux ve Adele Exarchopoulos'un bu filmdeki performansları, zamanında çok konuşuldu büyük beğeni topladı.



 

Mavi En Sıcak Renktir'i diğer Altın Palmiyeli filmlerden ayıran en önemli özelliği, iki başrol oyuncusunun yönetmenle çalışmaktan duydukları pişmanlığı itiraf etmeleriydi. 

Seydoux ve Exarchopoulos'un "Bir daha Kechiche'le çalışmak istemiyorum" açıklamaları yapmasına sebep olan bu olaylar hâlâ gündemde...

6- 'Sınıf' / 'The Class'

6- 'Sınıf' / 'The Class'

Altın Palmiyeli Fransız filmi 'Sınıf', yazar François Begaudeau'nun romanından sinemaya uyarlandı. Festivalin o yılki jürisi tarafından 'oybirliğiyle' Altın Palmiye kazandı, aynı zamanda "21 yıl sonra bu ödülü kazanan ilk Fransız filmi" oldu.

François Marin adlı bir lise öğretmeninin, Fransa'nın farklı etnik kökenden öğrencileriyle kurduğu iletişimi anlatan film, temelde Fransız eğitim sistemini eleştiriyor, göçmenlik problemine değiniyor.

7- 'Beyaz Bant' / 'The White Ribbon'

7- 'Beyaz Bant' / 'The White Ribbon'

Cannes jürisi her yıl değişiyor. Değişmeyen tek şey; gelen her yeni jürinin Michael Haneke filmlerine bayılıyor olması... Orijinal adıyla 'Das Weisse Band', Türkçe adıyla 'Beyaz Bant' da Haneke'ye Altın Palmiye kazandıran bir başka film.



 

2009 tarihli bu siyah beyaz yapım, Almanya'daki bir kasabanın Birinci Dünya Savaşı öncesindeki durumunu anlatıyor. Film, terörizm meselesini, çocukların doğasını ön planda tutarak işlemesiyle, dikkate değer bir başarı elde etti.

8- 'Ucuz Roman' / 'Pulp Fiction'

8- 'Ucuz Roman' / 'Pulp Fiction'

'Pulp Fiction' ya da bizdeki adıyla 'Ucuz Roman', popüler kültüre damga vuran filmlerin başında geliyor. 1994 tarihli yapımın yönetmenliği Quentin Tarantino üstleniyor. Keza Tarantino'nun da en unutulmaz filmlerinden biri. 7 dalda Oscar'a aday olan 'Ucuz Roman', adeta yıldızlar geçidi gibi bir film.



 

Uma Thurman'dan Samuel L. Jackson ve John Travolta'ya, 90'lara damga vuran pek çok Hollywood yıldızı bu filmde rol alıyor. Film, IMDb'nin tüm zamanların en iyi filmleri listesinde de ilk 10'a girmeyi başardı.

9- 'Hayat Ağacı' / 'The Tree Of Life'

9- 'Hayat Ağacı' / 'The Tree Of Life'

Son dönemin en tartışmalı filmlerinden biri olan 'Hayat Ağacı'nın başrollerini Brad Pitt ve Jessica Chastain paylaşıyor. Filmde, 1950'lerde Teksas'ta yaşayan bir ailenin dramatik öyküsü anlatılıyor.

Psikolojik irdelemeler barındıran bu film, kapalı ve komplike anlatımı yüzünden eleştirilse de, sinemaya getirdiği heyecan verici üslubundan ötürü de takdir edilmişti.

10- 'Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor' / 'Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives'

10- 'Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor' / 'Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives'

2010 yapımı 'Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor' için "Tayland'ın dünya sinemasına en büyük hediyesi" diyebiliriz. Senaryosu Apichatpong Weerasethakul tarafından yazılan ve yönetilen bu filmin Altın Palmiye'ye layık görülmesi yoğun eleştirilere sebep oldu.

Filmde, hayatını kaybeden eşi ve kayıp oğlunun ruhu yardımıyla hastalığının nedenlerini bulmaya çalışan bir adamın öyküsü anlatılıyor.

Asya sinemasının iz bırakan filmlerinden olmasına rağmen filmin Altın Palmiye hak edecek kadar çarpıcı olmadığı yönünde yorumlar yapılıyor.

11- 'Kış Uykusu' / 'Winter Sleep'

11- 'Kış Uykusu' / 'Winter Sleep'

Bu listenin olmazsa olmazı... Türk sinemasının medarı iftiharı Nuri Bilge Ceylan'ın filmleri Cannes'dan çoğunlukla ödülle dönüyor. Ama 'Kış Uykusu', içlerinde büyük ödülü kazanarak farkını ortaya koyan bir film.

Göğsümüzü kabartan, ödülü alırken yaptığı konuşmada Türkiye için 'yalnız ve güzel ülkem' diyerek duygulandıran Ceylan'ın bu filminde, başrolleri Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Melisa Sözen paylaşıyor.



 

Temelde 'entelektüel kişi' tanımı üzerine odaklanan filmde, aktörlüğü bırakan emekli bir oyuncunun etrafında olan bitenlere kayıtsızlığı, sorumluluk hissetmemesi gibi durumlar ele alınıyor.

'Kış Uykusu', estetik görüntülerinin haricinde başarılı diyaloglarıyla da Ceylan'ın diğer filmlerinden daha farklı bir yere sahip.

can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak