Meto (Metin Gökalp), annesini yitirdi.
Emel Hanım, Cavit’i ile buluştu yıllar sonra.
“Altınordulu Cavit”, beyaz mermere kazınmış, tanımlama böyle...
Futbol alanında yaşamında aceleciydi Cavit ağabey.
Son yolculuğunda da öylesini yeğledi. Erken gidenlerdendi.
Onun kuşağının tamamını sayamam ama çoğu hala belleğimde, gözlerimin önünde.
Kuşandığı formayla anılanlar, epey eksildi yada hiç kalmadı günümüzde.
Sait Altınordu, Vahap Özaltay, Fuat Göztepe, İzmirsporlu Tarık, Göztepeli Orkinos Mustafa, Karşıyakalı Gazcı Erol, Baba Rafet, Altay’da Bayram Dinsel, Edwin Clark, Kazım Yıldız ve daha niceleri...
Günümüzde artık öyleleri yok.
Giydiği takım forma sayısını saymakta zorlanıyoruz çoğu zaman, günümüzde izlediklerimizin...
Efendim, artık eski çamlar bardak oldu, dediklerini işitir gibiyim.
Ancak o bardak olduğu şaka yollu vurgulanan eski çamlarla hayat pek daha güzeldi, eski zamanlarda...
Gelişen, değişen, devinen, bu yaşama karşı duruşum hiç olmadı.
Üstelik “Bizim zamanızda” diyerek söze girenler de hep canımı sıktı.
Evrimin sıkı savunucularından biri sayılırım.
Yeninin, güzelin, gelişmişin yanında sayarım kendimi ama tüm bu olan biten akıl almaz yeni dünya içinde geçmişin namusuna, ahlakına, değerlerine, tutkularına da biraz olsun şu günlerde tanıklık etmek isterdim.
O nedenlerle de rengarenk formalar içerisinde koşuşturup, “Elbette profesyonelliğin dayatmasından”; yolun sonuna doğru ilk formasına dönenlerin “Efsane yuvaya döndü” nitelemesi, hep bana günümüz söylemiyle biraz değil, epeyce çakma gelmiştir.
Kim ne derse desin, beni hala mezar taşında “Altınordulu Cavit” yazan semboller duygulandırıyor, heyecanlandırıyor.
Hele sözünü ettiğimiz futbolsa, takım olmak için de başarıya ulaşmak için de Cavit’leri çoğaltmak kaçınılmazdır.
Bul

Bir Bahar Akşamı daha / Rastlaştık Aliağa'da / Eridi Güneş Koyda / Akşam Olunca