Pazar

24.06.2018 - 01:30

Caz festivalinde bu konserler kaçmaz

Sitene Ekle
Hafif müzik hafif başka şeyler  |  Mehmet Tez mehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

İKSV Caz Festivali bu yıl 25 yaşında. Nick Cave and the  Bad Seeds konseri (10 Temmuz, Küçükçiftlik Park)  en büyük bomba olarak aylar önceden açıklandı. Ama gölgede kalmayı hak etmeyen çok fazla isim var programda

Bir defa Robert Plant and the Sensational Space Shifters konserini bence sağlık sorunları falan dışında bir bahaneniz yoksa kaçırmayın. Plant, solo müzikal macerasına uzun zamandır devam ediyor. Country ve blues’a eğilen albümlerin ardından 2017 tarihli son işi “Carry Fire”, bir klasik rock albümü görünümünde. Grup bu albümden şarkılar çalacak ve Led Zeppelin’in klasiklerinden bazılarını yorumlayacak. Plant yıllar önce gene festivale geldiğinde kendisiyle yaptığım röportajda artık Led Zeppelin döneminin kapandığını bu konuda bir şey duymak istemediğini söylemişti. Yıllar fikrini değiştirdi. Plant’in sesi hâlâ çok etkileyici. Grup etkileyici enstrümancılardan oluşuyor. (17 Temmuz Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi)

Omar Sosa & Yilian Cañizares, “Aguas” adlı projeyle sahnede olacaklar. Latin cazın saygı duyulan isimlerinden Kübalı piyanist ve müzik adamı Omar Sosa’yı vokalist/kemancı Yilian Cañizares ile birlikte izleyeceğiz. Afro-Küba etkilerinin Amerikan klasik caz çerçevesinde bir araya geleceği heyecanlı hareketli bir konser olacaktır. (9 Temmuz, Esma Sultan)

Caro Emerald’ın memleketi Hollanda’nın sınırlarını aşan bir ünü var. Türkiye’de de tanınan, sevilen bir tarzda, caz ve swing’in buluştuğu sularda müzik yapıyor. Şarkıları ve karakteristik vokaliyle güzel bir yaz akşamı yaşatmaya aday. (12 Temmuz, Zorlu PSM Ana Sahne)

Badbadnotgood ve Zara McFarlane konserini de not edin. Gilles Peterson’ın sahibi olduğu Brownswood sanatçısı Zara McFarlane, yeni nesil İngiliz soul vokalleri arasında en dikkat çekici olanlardan. Modern caz sound’larını vokaliyle yukarı taşıyan bir isim. Torontolu caz dörtlüsü Badbadnotgood ise beat ve groove ustası, her türden cover’larıyla (hip hop özellikle) varolan iyi müziklere ikinci bir hayat şansı tanıyorlar.   (7 Temmuz Küçükçiftlik Park)

Faytonlar kaldırılmasın!

Atlar eziyet gördüğünden Adalar’daki faytonların kaldırılmasına karar verildi. Yüzbinlerce imza toplandı. Sonunda İBB elektrikli araçların Adalar’da hizmete sokulacağına dair bir açıklama yaptı. Bu aynı zamanda Adalar’ın trafiğe açılması anlamına geliyor ama o başka konu. Hayvanseverlerin argümanları elbette sağlam. Atlara eziyet edilmesin. Benim de argümanım sağlam. Atlar yok olmasın. Eziyeti ortadan kaldırmak lazım. Evet ama bu kadar plansız, aleleacele olması doğru mu? 1500 kadar atın akibeti hakkında bilginiz var mı? Emekli olup bir sahil kasabasına mı yerleşecekler? İBB’ye mesaj atarak atların akibetini sordum. Gelen yanıt,  “Bu konuyla ilgili açıklama yapılacak” falan. Sanırım eziyetin göz önünden kalkması önemsenmiş. Başka bir yerde bu atları mezbahaya mı yollayacaklar? Doğaya mı salacaklar (O nasıl olacak, bu atlar doğada yaşayabilir mi?) O konuyu kimse gündeme getirmiyor. Faytonlar konusunda okuduğum ilginç bir yazı geçen günlerde Hürriyet’te yayınlandı (“Faytonların kaldırılmasına karşıyım, kızmadan önce bir okuyun”, Yücel Sönmez). Burgazada’da oturduğunu öğrendiğimiz Hürriyet yazarı, faytonlar kalkmasın, denetlensin, atlar en iyi şartlarda varolmaya devam etsin demiş, eğer özetim başarılıysa. Ben de aynı fikirdeyim. Bu konu yeniden düşünülmeli. Atları korumak için atları kesin bir ölüme mahkum etmek ne kadar doğru? Atları hayatımızdan çıkarmak anlamına gelen faytonları kaldırma kararı gerçekten arzulanan amaca uygun mu? Umarım az kızarak okumuşsunuzdur.

Geçen haftadan notlar

Gorillaz neredeyse her hafta bir şarkı sarkıtıyor internete. Albüm yapıp bir kerede bütün şarkıları yayınlamak çoktan eskilerde kaldı. Tek tek veriyorsunuz. Tek tekçi dönemin krallarından biri de, müziğine bayıldığım Gorillaz. Üstelik bunu yaparken sosyal medyadan, Twitter üzerinden karşılıklı paslaşıyorlar da. Her şeyi gerçek zamanlı izliyoruz: Aaa Gorillaz Snoop Dogg’a selam çaktı “Hazır mısın giriyoruz şarkıyı” diye. O da kendi meşrebinde bol argolu bir yanıt patlattı. Eskiden bunları bilmez duymaz, yeni şarkıyı ya radyoda duyar (tekrarı için bekler dururduk) ya da mahallenin kasetçisinde plakçısında karşılaşırdık. Düşünüyorum, hiç de sorun olmuyordu yani. Gene müzikten keyif alabiliyorduk. X kuşağı olarak müzikal tatminimiz daha az değildi. (Y ve Z kuşağına göndermeli cümle.) Bir de not: Ben sosyal medyada ünlü takibini yıllar önce Slash salata görseli paylaşmaya başladığında bıraktım.

74 yaşındaki Mick Jagger’ın sahne performansı geçen hafta gündemdeydi. 19 Haziran’da Londra’da Twickenham stadyumunda bir konser verdiler. Jagger sahneye girerken şöyle gözlerinizi kısıp baksanız sene 1967, en ufak fark yok. “Jagger Moves” denen kendine has dansını hâlâ eksiksiz yapıyor. The Rolling Stones mercek altına alınmalı. Sadece müzik açısından değil, bilimsel açıdan da analiz edilmeli. Bu adamlar gençliklerinde ve yetişkinliklerinde dünyanın en sağlıksız hayatını yaşayarak, bin türlü zararlı maddeye ve uyuşturucuya maruz kalarak hâlâ nasıl bu kadar enerjikler? Ateistler bunu da açıklasın o zaman.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.