Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

UEFA Eğitimcisi Jaap Uilenberg, geçen yıl Ocak ayında yaptığımız röportajda gülerek şöyle demişti: “Ben hayatımda böyle ülke görmedim. 4 yıldır buradayım tam 4 Merkez Hakem Kurulu değişti.”

O günlerde MHK Başkanı Yusuf Namoğlu idi. Sezon öncesi istifa etti. Yerine Kuddusi Müftüoğlu atandı. Hollandalı hakem hocasının görev süresinde çalıştığı kurul sayısı da 5’e yükseldi.

Kalsaydı altıncısına tanıklık edecekti, olmadı!

Uilenberg, “Ben kurullarla değil, hakemlerle ilgileniyorum. Profesyonelim ve işimi en doğru şekilde yapmak istiyorum” dese de, dünyanın hiçbir ülkesinde tanıklık edemeyeceği bu değişim, onun da başını döndürmüştü kuşkusuz.

Haberin Devamı

Neredeyse her sene yeni bir başkan, yeni bir ekip, yeni bir yönetim anlayışı...

Böyle bir ortamda Avrupa standartlarında eğitim verecek, hakemlerin olumsuz etkilenmesini önleyecek, kafa karışıklıklarını gidermeye çalışacaksın.
Mümkün mü? Değil elbette.

İstikrarın olmadığı, sürekliliğin sağlanmadığı yerde başarı beklenemez. Türk hakemliğinin durumu ortada. Takılmışız Cüneyt Çakır’ın peşine, dünya onun performansından ibaretmiş gibi at gözlüğü ile bakıyoruz olaylara. O iyi olunca sevinip, kötü olunca karalar bağlıyoruz. Gerçekleri değil, işimize geleni görüyoruz.

Kimse memnun değil

Sonuç?.. Liglerin kaderini etkileyen fahiş hakem hataları ve canı yanan onlarca kulüp.

Sonra dönüp soruyoruz kendimize, “UEFA’nın en iyi eğitimcilerini getiriyor, hakemlerin bir dediğini iki etmiyoruz. Neden hâlâ kimse memnun değil” diye.

Yanıtı belli değil mi? Bu kısır döngü içinde sadece başkan ve kurullar değişmiyor. Açın bakın son 5 senede kaç kere talimat yenilenmiş?.. Yeni gelen her kurul, kafasına göre yazıp çizmiş, kendi uygulamalarını dikte etmiş ve klasman kriterleri ile oynamış.

Sayın Yusuf Namoğlu çarşamba günü, “Talimatlar bu kadar sık değişmemeli” demiş. Peki, kendi döneminde kaç kere talimat değişmiş?..

Klasmanların bölünmesi ile ilgili kararı kim almış ve niçin bir sezon ertelemiş, hatırlasın.
Ve eklemiş başkan, “Her hakemi her ligde kullanabiliriz.” Yok başkan, talimat o kadar kafa karıştırıcı ki, bu konuda da açıklık yok...

Haberin Devamı

Yanlış anlaşılmasın. Sorun elbette kişilerle ilgili değil. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır ama, yiğitler bu kadar kısa sürelerle değişince; insanın, dolayısıyla hakemlerin de kafası karışıyor haklı olarak.

Bir başka gerçek, son yıllarda atanan kurulların hepsinde iş aceleye gelmiş. Başkan atanmış, kurulların oluşumu sırasında dış faktörler devreye girmiş, hatır-gönül, rica ve diretmeler, ekibin bir ayağını hep topal bırakmış. Hâl böyle olunca da, verimli, etkili, bağımsız davranabilen MHK’larına hasret kalınmış!

Zor bir süreç

Şimdi yeni MHK’nin önündeki en önemli sorun motivasyon. Çok iyi biliyoruz ki, A klasmanı hakemlerin büyük bölümü moralsiz, isteksiz. Yıllarca süper lig kadrosunda yer aldıktan sonra bir alt kategoriye inmiş olmak, çoğunun canını sıkıyor. Oysa hepsi, süper lig kadar değerli ve önemsenen bir kulvarda görev yapacaklar. Daha alt kadrolarda hakkının yendiğini düşünen onlarcasının durumu da cabası!

Haberin Devamı

Onları zihinsel olarak hazır hale getirmek, teşvik etmek ve işlerini doğru yapmalarını sağlamak, kuşkusuz MHK’nin sorumluluğu.

Eğitim mi? Her zaman, her koşulda verirsiniz. Dünyanın en iyi eğitimcisini de alsanız, hakemleri içinde bulundukları bu psikolojiden kurtaramazsanız, önce sizin başınız ağrır!

Haa bir de, pastanın kaymağını yemeyi düşünen süper lig hakemleri var. Çoğu profesyonel sözleşme ve koşullarında iyileştirme bekliyor. Geçmişte acele ile alınmış kararlar ve uygulamalar, eşitlik ve adalet gibi kavramların tartışılmasına yol açabilir. Dikkat edin, bir huzursuzluk da oralarda yaşanmasın!

Sonuç olarak Yusuf Namoğlu ve ekibinin işi gerçekten zor. İkinci kez kriz döneminde görev üstlenmesi, tamamen kendi tercihi. İstese kabul etmeyebilirdi. .

Geçmişte yanılgıları da oldu başkanın. Örneğin 10 hakemle ligi bitirmeye çalışmak, genç ve yetenekli isimleri kullanmaktan çekinmek, geleceğe projektör tutacak projeler üretmekte yetersiz kalmak gibi. Bunlardan ders çıkarmak erdemli bir davranıştır, o makamı küçültmez, yüceltir.

Ve en önemlisi çalışana, emek harcayana, kondisyonu, performansı iyi olana hak ettiği değeri verebilmektir. Hakeme bu duyguyu hissettirebilirseniz, yükünüzün yarısını zaten onlar üzerinizden alıp, sizi rahatlatacaktır!

Aksi taktirde, “eski tas eski hamam”, bir sonraki MHK’yi konuşuyor olacaktır insanlar...

TFF kayıtsız kalamazdı


15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra devletin tüm birimlerinde başlatılan FETÖ operasyonuna Türkiye Futbol Federasyonu’nun kayıtsız kalması söz konusu olamazdı.

TFF, hükümetin talimatı doğrultusunda kendi bünyesindeki kurullar, bunlara bağlı çalışanlar ve personel ile ilgili soruşturma başlattı. Listeleri Milli İstihbarat Teşkilatı ile paylaştı. Oradan gelen bilgiler doğrultusunda, daha önceden istifalarını aldığı kurullarla ilgili tasarrufta bulundu. TFF ile ilişkisi kesilenlerin sayısı 150’ye yaklaştı.

Ancak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın 15 Temmuz’un hemen ardından yaptığı açıklamada kullandığı, “Kurunun yanında yaş da yanabilir” sözü, adı geçen örgütle bağlantısı olmayanları da etkilemiş olabilir.

Konu sıcaklığını koruyor. Bir süre sonra, TFF’den ayrılıkların detayları ile ilgili paylaşım yapılırsa, hem kafa karışıklıklarının önüne geçilebilir, hem de gerçekten masum olanlar varsa, bundan sonraki hayatlarında karşılarına çıkabilecek engeller kaldırılabilir.. Naçizane düşüncemiz budur.