30.05.2008 01:00 | Son Güncelleme:
TOLGA ŞARDAN, GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Çetelerden dinlemelere bir korku cumhuriyeti

Kulislerde, dinlenilen kişilerin tamamının “laik cephede yer aldığının belirtilmesi, kayıtların güncel ve çarpıcı sözler içermesi” dikkat çektiAyrıca sadece telefonlarla değil, takiple de kayıt yapıldığı düşüncesi oluştu. Bu da Türkiye’nin “dinleniyoruz” kaygısını artırdı

Çetelerden dinlemelere bir korku cumhuriyeti

ANALİZ...

Türkiye son dönemde art arda ortaya çıkan ses kayıtlarıyla sarsıldı. Bugüne kadar “telekulak” denildiğinde, telefonların yasadışı olarak dinlenilmesini algılayan Türkiye “ortam dinlemesi” olgusuyla tanıştı.
Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Öğretim Komutanı Tümamiral Kadir Sağdıç, Genelkurmay Başkanlığı GES Komutanı Tuğgeneral Münir Erten, Hakkâri Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik, Özel Yetkili Savcı Salim Demirci’ye ait olduğu öne sürülen kayıtlar www.youtube.com adlı internet sitesine yüklendi.
Her gün binlerce kaydın yüklendiği sitede bu ses kayıtlarının yer aldığı, bazı internet siteleri tarafından duyuruldu. Olağan koşullarda varlığının bilinmesi güç olan kayıtlar da böylece kamuoyuna yansıdı.

Hepsi ‘karşı’ cepheden
Kulislerde, bu kişilerin tamamının “laik cephede yer aldığının belirtilmesi, kayıtların güncel ve çarpıcı sözler içermesi” dikkati çekti. Kritik zamanlamalarla siteye yüklenen kayıtlar “herkese ait bir kayıt var ve zamanı geldiğinde piyasaya sürülüyor” algısı yarattı. “Tüm kayıtların tek merkezde toplandığı ve gerektiğinde açığa çıkarıldığı” düşüncesi de oluştu.
- Teziç’e ait olduğu öne sürülen kayıtta, Abdullah Gül’ün Köşk’e çıkması halinde başına “kaza gelebileceğine” yönelik konuşma yer aldı.
Kuzey Irak’a yönelik hava ve kara harekâtının düzenlendiği dönemde açığa çıkan ve Tuğgeneral Erten’e ait olduğu öne sürülen kayıtta, örgütün kayıplarının Genelkurmay’ın açıkladığından az olduğu ifadeleri yer aldı.
- Askerin müdahale olasılığının kulislerde tartışıldığı dönemde açığa çıkan ve Tümamiral Sağdıç’a ait olduğu öne sürülen kayıtta, ordunun gerektiğinde reaksiyon göstereceği konuşması duyuldu.
- Hakkâri Dağlıca’ya PKK’nın düzenlediği baskından bir süre sonra siteye yüklenen ve Yarbay Dirik’e ait olduğu öne sürülen kayıtta, baskının aslında komutanların hatasından kaynaklandığı ifadesi yer aldı.
Nur cemaati lideri Fethullah Gülen hakkındaki beraat kararına itiraz eden Savcı Demirci’ye ait olduğu öne sürülen ses kaydında ise Başbakan’a yönelik hakaret içeren sözler duyuldu.

Yakalanma olasılığı çok düşük
- Türkiye’deki yasal sistem; MİT, emniyet ve jandarmanın savcılık aracılığıyla mahkemeden karar çıkarması ve tek bir kişinin iletişim araçlarıyla yaptığı temasların takibi üzerine kurulu. Bu kapsamda kişinin fiziksel takibi de yapılabiliyor. Ancak Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, www.youtube.com kayıtlarının büyük olasılıkla, konuşan kişilerle aynı ortamdaki farklı kişiler tarafından kaydedilmiş olduğu sonucuna vardı. Bu düşünce, internete ses kaydı yükleyenlerin herkesten yararlandığı ve herkesin konuşmalarının en yakınındaki kişiler tarafından bile kayda alınabileceği kuşkusu yarattı. Üstelik bu kaydı yapan kişilerin, savcılık tarafından sonradan yakalanma olasılığı da neredeyse sıfır.

Biz de mi dinleniyoruz?
Bu tablo, Türkiye’nin “dinleniyoruz” kaygısını arttırdı. Sadece telefonlarla değil, takiple de kayıt yapıldığı düşüncesi oluştu. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün kendisini takip ettiğini öne sürdüğü aracın polise ait çıkması tedirginliği katladı. Paksüt, benzer araçlarca 2 aydır izlendiğini öne sürdü.
Paksüt’ten önce de Zirve Yayınevi katliamı davası avukatlarının birbirleriyle yaptıkları özel görüşmeler bazı İslamcı gazetelerde yayımlandı. Yine Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Selçuk’un özel görüşmelerinin dinlendiği iddiaları gündeme geldi. 

Ana muhalefete uzandı
Son olarak, kısa süre önce Hac ve Hz. Muhammed ile ilgili sözleri nedeniyle eleştirilerin odağında yer alan CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın, Merkez Valisi Ali Serindağ ile makamında yaptığı görüşme Vakit gazetesinde aynen yayımlandı. Bu durum, internete yüklenen ses kayıtlarıyla ilgili zamanlamayı anımsattı.
Yaşanan tüm gelişmelerden sonra gözler emniyete çevrildi. Emniyet gibi gelişmiş dinleme cihazları kullanan MİT veya jandarma ise hemen hemen hiç gündeme gelmedi. Halen başkent kulislerinde yaşanan gelişmelerin, emniyetteki iki grubun kavgasından kaynaklandığı iddiası konuşuluyor.
Bu iddiaya göre, emniyet içindeki grupların çatışması son dönemde tırmandı. Tasfiye edilmek istenen bir grup da bu tarihten sonra hükümeti zor durumda bırakmak için elindeki dinleme kayıtlarını kritik süreçlerde farklı yöntemlerle kamuoyuna sundu.

Ve kavga başladı
Bu iddianın temelini, hükümetin devletin bazı önemli kadrolarıyla “barışma” sürecine girdiği ve bu süreçte kendisinden istenen bazı tedbirleri aldığı yorumu oluşturuyor. Ancak seçimlerden oylarını artırarak çıkan AKP bürokrasideki atamalarda kendisini desteklediği öne sürülen cemaat ve grupların taleplerini karşılamakta zorlanmaya başladı.
Abdülkadir Aksu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde yürüttüğü dengeli atama anlayışı, 22 Temmuz seçimi sonrası Beşir Atalay’ın koltuğa oturmasıyla değişti. 

‘Emniyet zayıflatılıyor’ iddiası
Kulislerdeki bir iddiaya göre de; emniyet mensupları, teşkilatı zor duruma düşürmek isteyen başka kurumların yasadışı dinleme yaparak bunları kamuoyuna duyurduğunu düşünüyor.

 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0