Çalışma, düzenli ceviz tüketiminin daha iyi bir sağlık durumuyla oldukça ilişkili olduğunu gösteriyor. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular, ceviz tüketiminin mikrobiyota (bağırsak florası) kompozisyonunu ve çeşitliliğini de olumlu etkilediğini ortaya koyuyor. 

8 hafta boyunca günde 43 gr ceviz tüketiminin sağlıklı deneklerdeki lipidleri anlamlı ölçüde etkilediği daha önce Dr. Parhofer tarafından gözlemlenmişti. Bağırsak mikrobiyomunun da değerlendirildiği aynı çalışmada, 134’ü kadın toplamda sağlıklı 194 Avrupa kökenli denekler aldı. Sonuçlar, 8 hafta boyunca günde 43 g ceviz alımının, sağlıklı bireylerde probiyotikleri ve butirik asit üreten türleri artırarak bağırsak mikrobiyomunu anlamlı ölçüde olumlu etkilediğini gösteriyor. 

Ceviz Tüketimi Kalp ve Bağırsak Sağlığı İçin Faydalı

Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, ceviz ve bağırsak mikrobiyotası ilişkisiyle ilgili olarak; “‘Mikrobiyom’ adını verdiğimiz mikroorganizmalar, bir yandan sindirime yardımcı olup ihtiyacımız olan, fakat vücudumuz tarafından üretilmeyen besin maddelerini bize sağlarken, diğer yandan bizleri hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruyorlar. Sağlıklı bir mikrobiyotaiçin prebiyotikler ve probiyotikler oldukça önemlidir. Sert kabuklu yemişler ailesinden olan cevizin bağırsak mikrobiyotasına olan olumlu etkileri ile ilgili çalışmalar heyecan verici sonuçlar içeriyor.

Ceviz, hem yapısında bulunan değerli yağ asitleri, hem de ince kabuğunda bulunan lif nedeniyle, bağırsaklarda bulunan yararlı probiyotik bakterilerin gelişimi için destek sağlıyor. Ceviz içinde bulunan antioksidan polifenol bileşikler de, prebiyotik etki göstererek bağırsak sağlığına katkı sağlamaktadır. Günde 30 gram ceviz tüketimi hem kalp sağlığı, hem de bağırsak sağlığı açısından gereklidir” diyor. 

Uygarlık Hastalıklarına Karşın Bitkisel Kaynaklı ve Yüksek Lif İçerikli Beslenme

Sağlıklı bir yaşam için bitkisel kaynaklı ve yüksek lif içerikli beslenme türünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş; “Günümüz beslenme alışkanlıkları ‘uygarlık hastalıkları’ olarak bilinen obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler ve benzeri kronik hastalıklar dünyayı tehdit altına almıştır. Çok sayıda çalışma, Tip 1 diyabet, lupus, astım, MS, romatoidartrit, alerji, çölyak hastalığı, İltihaplı Bağırsak Hastalığı (IBD) ve Crohn hastalığı gibi hastalıklar ile bozulmuş mikrobiyota arasında ilişki olduğunu göstermektedir.

Yüksek yağlı ve basit karbonhidratları içeren beslenme alışkanlıkları iyi bakteri türlerini azaltırken, kötü bakteri türlerinin artışına neden olmaktadır. Ceviz gibi bitkisel kaynakların ağırlıklı olduğu, yüksek lif içeren beslenme alışkanlıkları ise; tam tersine iyi bakteri türlerinin artması ve kötü bakteri türlerinin azalması ile sonuçlanmaktadır.