Bazı insanların gidişi ailenden birinin gidişi gibi acıtıyor insanın canını.

Chris Cornell öyleydi.

Sadece şarkılarını dinlediğim adamlardan biri değildi. Ağladığımda dinlemek istediğim adamlardan biriydi.

Sevindiğimde dinlediğim adamlardan biriydi.

Dinlediğimde sevindiğim,

ağladığım,

güldüğüm,

sustuğum,

aşık olduğumda dinlediğim adamlardan biriydi.

Ayrıldığımda dinlenecekler listemde aklıma ilk gelenlerden biriydi.

Yıllar önce bilmem hangi sosyal mecraya üye olacakken aklıma gelen ilk nickname onun şarkısı yüzden Euphoria idi.

“Bugün ne dinlesem” diye düşündüğümde en güvenilir seçenek hep oydu.

En sevdiklerimden ve seni birlikte en çok dinlediklerimden birinin doğum gününde giderek de bundan sonraki her yılki rutinimizi sonsuza kadar değiştirdin be adam.

Artık her sene seni dinleyerek biraz buruk kutlayacağız doğum günlerini.

Öte dünyadakiler de bizim gibi grunge seviyor herhalde.

Cornell de gittiğine göre bu kadar aceleyle…

Ama bekle bizi. Oralarda. Like a stone.

Günün birinde elbet yine ön sıradan dinleriz.

Bu da İstanbul'daki konserinden bir kare...

Instagram/gizemaydogan

Saygılar