Sofraya oturduğunuz zaman henüz kendini besleyemeyen çocuğunuza yemek yedirmek- hele ki pırasa, ıspanak, kereviz gibi sebzeler- tam bir işkence haline geliyorsa bu satırları dikkatlice okumanızı tavsiye ederim. Güzel haber; araştırmacılar çocuklara sebze yedirmenin sırrını çözmüş olabilirler.

Çocuğunuza hoşuna gitmeyen bir yemeği yedirmeye çalışırken, kötü olan bir tadı sevilen başka bir tat ile birleştirmek işe yarayan bir yoldur. Yapılan araştırmalarda iki tadı birbiriyle karıştırdığımız zaman, örneğin sade havuç suyu yerine sütle karıştırılmış havuç suyu verdiğimizde bebeklerin çok daha severek içtiği gözlemlenmiştir. Ve bu araştırmalara ek olarak tatlı şeylerin de işe yaradığı anlaşılmıştır (burada bahsedilen basit şeker değil, doğal şekerdir). Tatlı bir yiyeceği yeni bir tattan en fazla 9 saniye önce verdiğimiz zaman, tatlıdan sonra verilen yiyeceğin yenme olasılığı artar. Örneğin, patates, bezelye, havuç gibi sebzelerin içinde şeker miktarı fazla olduğundan; brokoli ya da karnabahardan hemen önce bir lokma patates veya balla tatlandırılmış yoğurt verilen çocukların acımsı sebzeleri daha kolay yedikleri gözlemlenmiştir (S. Aamond ve S. Wang, 2011).

Bebeklerin tat duyuları genelde ilk birkaç ayda şekillenir. Hatta tat duyusunun anne karnında oluştuğunu kanıtlayan araştırmalar var. Bir bebeğin kendi kültürüne ait olan yiyeceklere yönelik tercihlerinin anne sütüyle aktarılıyor olabileceği konusunu test etmek üzere pek çok araştırma yapılmış. Örneğin, hamileliği ve emzirme süresince bolca sarımsak tüketen bir annenin bebeğinin, ilerleyen yıllarda sarımsaklı yemekleri sevdiği gözlemlenmiştir. Yapılan bir diğer araştırmaya göre, hamilelik sırasında bolca brokoli yiyen annelerin çocukları, ilerleyen yaşlarında brokoliyi en sevdiği sebzeler sıralamasında ilk sıraya koymuşlar (S. Aamond ve S. Wang, 2011).  Yani çocuklarımıza sebzeleri sevdirmek istiyorsak, hamilelik süresince bolca sebze yemek fena bir fikir olmayabilir.

En önemli nokta da çocuğa zorla hiçbir şey yedirmemektir. Zorla yemek yedirilen çocuklarda ilerleyen zamanlarda duygusal sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz. Yemiyorsa bırakın. Anne babaların bu konuda çok endişelendiğini anlayabiliyorum, ancak unutmayalım ki hiçbir canlı aç kalmaz, acıktığında ve kendi doğal ritmini dinlediğine mutlaka yemek yer. 

Yazar: Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist İpek Gökozan

www.ipekgokozan.com

Instagram: @psikologipekgokozan