Çocukların gelişimini araştırıp okurken sıklıkla karşımıza çıkan bir kelime: “beceri”. Peki bu kelimenin anlamını ve neleri kapsadığını biliyor muyuz? Beceri, öğrenme süreci içerisinde kazanılması, geliştirilmesi ve yaşama aktarılması tasarlanan kabiliyetlerdir. Bu tanımdaki en önemli unsur, bir kabiliyetin beceriye dönüşmesi için günlük hayatta kullanılarak faydalanılması ve pratik edilmesidir. Aksi takdirde kabiliyet ham olarak kalacak ve beceri niteliği taşımayacaktır. Resim yapma kabiliyeti olan bir kişi ancak kendisini geliştirip bu kabiliyetini günlük hayatına aksettirirse resim konusunda becerikli olarak anılacaktır.  

Her ne kadar doğuştan getirilen özelliklerle her bireyin kendine ait becerileri zaman zaman farklı yatkınlıklar gösterse de; önemli olan bireyin güçlü olan becerilerinin desteklenmesi gereken becerilerine yardımcı olarak dengenin sağlanmasıdır. Biz yetişkinler zaman içerisinde deneyimlerimiz ve tecrübelerimiz ile kendi becerilerimizi tanımaya başlarız. Böylelikle kendimizi garantiye alacak kolay yollar ve çözümler buluruz. Hafızasına güvenmeyen biri telefonundaki hatırlatmalardan, organize olmakta güçlük çeken biri ise ajandalardan yararlanarak kendisi için rahat yolu bulmuş olur.

Okul ortamını ise çocukların kabiliyetlerini becerilere dönüştürme fırsatı bulduğu bir yer olarak düşünebiliriz. Akademik ve sosyal faaliyetlerin yanı sıra çocuklar  yetişkinliklerinde de sıklıkla kullanacakları yönetici becerilerini geliştirme imkanı bularak hayata hazırlanırlar. Peki bu yönetici beceriler nelerdir?


        1.  Kendi davranışlarının farkında olma.

Çocukluktan itibaren çevremizdeki kişilerden davranışlarımızla aldığımız her geri dönüt bize kendimizle ilgili bilgi vermeye başlar. Eğer çocuğumuz kendi davranışları ile ilgili edindiği bu geri bildirimleri doğru bir şekilde anlamakta güçlük çeker ise davranışlarına ince bir ayar vermekte zorlanabilir. Bu durumda çocuk arkadaşlarından veya çevresinden aldığı eleştiriyi anlamayabilir veya çalışmadığı sınavdan yüksek not beklentisinde olabilir. Çocuklarınızla yaptığı davranışların sonucunun nasıl olacağını konuşarak neden sonuç ilişkisi kurabilmelerine yardımcı olabilir ve farkındalıklarını arttırabilirsiniz.


        2.  Olumsuz duygularla baş edebilme.

Hem yetişkinler hem de çocuklar için olumsuz duygularla baş etmek her zaman kolay olmayabilir. Davranışı nedeni ile  arkadaşından eleştiri aldığı için üzülen bir çocuk arkadaşının kendisini sevmediğini düşünebilir. Fakat üzüntüsü ile baş edebilen bir çocuk arkadaşının eleştirisini ilişkilerini düzeltmek için söylediğini de düşünebilir. Çocuklarınız olumsuz duygularla sizlere yaşadıklarını anlattıkları her zaman onları konuşturarak duygularını tanımlamalarına ve kendilerini anlamalarına yardımcı olabilirsiniz. Aynı zamanda objektif olarak iki tarafın da duygularını fark etmelerine, empati kurmalarına olanak sağlayarak daha hızlı çözüm bulmalarını sağlayabilirsiniz.


        3.  Düşünerek hareket etme.

Bazı zamanlarda çocuklar zamana veya mekana bakmadan içlerinden geldiği gibi davranabilirler. Bu küçük yaşlarda bazen eğlenceli durumlara yaratsa da çocukların yaşları büyüdükçe bu davranışları nedeni ile olumsuz durumlarla karşılaşmaya başlayabilirler. Aklından geçen her soruyu filtrelemeden soran bir çocuğun ders sırasında yemekte ne olduğunu sorması veya hareketi seven bir çocuğun koridorda önüne bakmadan koşup arkadaşını düşürmesi, onu olumsuz sonuçlarla karşılaştırabilir. Bu tarz durumlarda çocuğunuza yaptığı davranışın zamana veya mekana uygun olup olmadığını sorgulatın. Sonrasında ise davranışların sonuçlarını ve bu davranışı daha uygun hangi zamanlarda yapabileceğini konuşun. Çocuğunuz ile birlikte doğru yer ve doğru zamanda yapacağı davranışları bularak ona yol gösterebilirsiniz.


        4.  Esnek düşünebilme

Hayatta karşımıza çıkan sürprizlerin hem olumlu hem de olumsuz olacağını unutmamalıyız. Doğum günü partisi sürprizi çocuğu çok mutlu edebilir fakat hava durumunun yağışlı olması nedeni ile iptal edilen doğum günü partisi çocuğu ağlamaktan halsiz bırakacak kadar mutsuz etmemelidir. Olumsuz sürprizlerle karşılaşan çocuğunuzun duygularını anlayarak durumu kabul etmesine ve esnek düşünerek farklı çözüm yolları bulmasına destek olabilirsiniz. Böylece çocuklar, kontrol edemeyecekleri durumlarda üzülmek yerine farklı açılardan bakarak kendilerini mutlu edecekleri formülleri kendileri de üretmeye başlayacaklardır.


        5.  Planlama, sıralama ve ertelemeden işe başlama.

Yapılan her işin bir başlangıç, gelişme ve sonuç noktası vardır. Yetişkinlerin iş dünyasında olduğu gibi çocuklar da okulda öğrenmeleri, tamamlamaları, başarmaları gereken birçok yeni konu ve ödev ile karşı karşıya kalırlar. Konuların çalışılma, ödevlerin yapılma sırasını belirlemek ve işe koyulmak ise durumu kolaylaştırabilir. Aynı zamanda planlayan, sıralayan ve ertelemeden işe başlayan çocuklar ilişkilerini de benzer şekilde sürdürebilirler. Arkadaş edinmeye çalışan bir çocuk, teneffüslerde anlaştığı bir arkadaşı ile bir hafta sonu programı organize edebilir, o gün içerisinde yapacaklarını sıralayabilir ve keyifli bir hafta sonu geçirebilir. Bu konuda çocuğunuzun zorlandığını gözlemlerseniz çocuğunuza yapması gerekenlerin hepsini bir kağıda dökmesine, önceliklerini belirleyerek sıralamasına, zaman tahmini yapmasına ve işe başlamasına destek olabilirsiniz.

Sonuç olarak, bizi biz yapan birçok kabiliyetimiz vardır. Bu kabiliyetlerimizi kullanmak bizim becerilerimizi geliştirmemizi sağlar. Çocukların akademik ve sosyal becerilerine ek olarak belli başlı becerilerinin geliştirilmesi onların hayata hazırlanmalarına katkı sağlayacaktır. Böylelikle,  kendi davranışlarının farkında olan, olumsuz duygularını anlayabilen, düşünerek hareket eden, esnek düşünebilen ve planlayan, sıralayan ve ertelemeden işe başlayan bireyler olarak daha güvenli, başarılı ve kendilerinden tatmin olacaklardır.

 

Uzm. Psk. Rakel Duenyas

Instagram: sosyalcocukatolyesi

Facebook: Sosyal Çocuk Atölyesi