Çocuklar psikolojik ve fiziksel olarak yara aldıklarında ebeveynler için bu durum dayanılmaz bir hal alır. Bu gibi durumlarda ebeveynler çocuklarının acılarını bir an önce dindirmeye çalışırlar ve bu acıya sebep olan arkadaşının anne ya da babasını, çocuğunun öğretmenini ve yahut okul müdürünü suçlayıcı bir tavırla çocuğunu nasıl incitme cüretinde bulunduğu konusunda sitem ederler.
 
  Örneğin; akranlarına göre boyu oldukça kısa olan altı yaşlarında bir erkek öğrenci kendisini dışlanmış ve yalnız hissedebilir. Arkadaşları okulda onunla dalga geçebilir ve ona dair aşağılayıcı tekerlemelerle onu incitebilirler. Bu küçük çocuk eve geldiğinde odasına çekilir, yemek yemeyi ve ödev yapmayı reddeder. Aynı zamanda annede okuldaki bu durumdan haberdardır. Bir süre arkadaşlarına ve öğretmenlere sitemde bulunmuş ancak en sonunda oğlunun bu fiziksel görünüşünden dolayı kendisini suçlayan bir moda bürünmüştür. Ona yüksek topuklu spor ayakkabılar almaya ve onu boyunu uzatacak yönde spor faaliyetlerine kulüplere yazdırmaya başlar.
 
  Bu anne çocuğunun acısıyla başa çıkmakta yardım etmek şöyle dursun, onun acısıyla kendisinin dahi başa çıkamaması çocuğun duygularını hissetme şansından mahrum bırakmıştır. ‘’İncinmiş ve haklarından mahrum edilmiş hissetmesine izin verilmeyen çocuk’’ dış görünüşü yeterince değişirse yaşıtları tarafından kabul edileceğine inandırılmıştır. ‘’Dış görünüşü düzeltmek ‘’ ya da ‘’yaşanılan durumdan ötürü başkalarını suçlamak’’ duyguların yaşanılmasına izin vermediğinden ve duyguları gizlediğinden acıyla nasıl başa çıkması gerektiği konusunda çocuk habersizdir. Aynı zamanda dış dünyaya karşı yansıttığı karakteri de içsel dünyasında yaşayamadığı duygulardan ötürü bambaşka bir hal almıştır.
 
  Oysa duygularını yaşamasına izin verilen çocuk acının sadece basit bir duygu olduğunu bilir ve hızla duygularını serbest bırakır.
 
‘’Acı çekme beklentisi çoğu zaman acının kendisinden daha dayanılmazdır.’’ Acı direnç gösterilmeden bir tepkiyle renklendirilmeden saf halinde yaşanıldığında insanı bilgeliğe dönüştüren bir güç kaynağıdır.
 
Biz yetişkinler yaşadığımız acıların sonsuza dek süreceği hissine kapılırız. Bunun sebebi ise düşüncelerimizin geçmişin izlerine dayalı olarak acının içine karışması ve yaşamamıza izin verilmeyen duyguların karmaşık ürünüdür.
 
Yaşadığımız duygularla birlikte olmayı öğrendiğimizde artık bizi bunaltmayacaklardır.
 
Pedagog
Sümeyra Yapıcı