Kadına yönelik şiddetin ucu bucağı, yaşı maalesef yok.  Şiddetin her türlüsüne karşıyız ve çoğumuz gibi ben de bu konuda elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. Ancak yetememek duygusu maalesef içimi acıtıyor, gazetelere  yansıyan her haberle biraz daha anlıyorum denizde küçücük bir damla olmanın çaresizliğini.

Ama yılmıyorum. Olsun, damlalar bir gün birleşecek elbet, belki de okyanuslar oluşturacak.

Kadına yönelik şiddetin bir örneği de çocuk gelinler. Geçen gün bir gazetede okuduğum iç sayfalardan birinde küçücük bir kare olarak kalmış bir haber yeniden düşündürüyor beni. DİKASUM’un (Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) 7 ay boyunca 300 kadınla yaptığı görüşmelerin sonucunda edinilen bilgiler, maalesef hiç iç açıcı değil.

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye genelinde 181 bin çocuk gelin var. Araştırma okur yazarlık oranı, yaş dilimleri  gibi,  bir çok sonucu ortaya koyuyor. Beni özellikle düşündüren iki sonuç var ve sanırım bu iki sonuç çocuk gelin sorunumuzu çözmenin ne denli zor ve uzun bir sürece yayılan bir uğraş olacağını  gözler önüne seriyor;

 Araştırmaya katılan kadınların annelerinin yüzde 96,3’ü okur yazar değil.

Kendimize kattığımız her bilgi küçük bir çakıl taşı aslında. Bugün benim kim olduğum, ne bildiğim, kendime ne kadar yetebildiğim doğal olarak çocuğumun kaderini ve dolaylı olarak torunumun hayatını etkileyecek. Ben kızımı ne denli güçlü, bilgili ve kendine yeten biri olarak yetiştirebilirsem o da kendi çocuğunun hayatına o denli katkıda bulunabilecek ve toplumlar ancak  böyle değişebilecek.

 

Bu yaralarına bir türlü çare bulamadığımız çocuk gelinlerimizin büyük anneleri eğitimli, okur yazar, kendilerine güvenebilen kadınlar olabilseydi eğer, bu küçük Ayşe’ler Fatma’lar, ellerinden çekilip alınan bez bebeklerin yerine, kendi doğuracakları bebeklerle  beraber büyümek zorunda kalmayacaklardı.

 

-          Evlenmeden önce şiddet mağduru olduğunu ifade eden çocuk gelinlerin oranı %25. Evlendikten sonra bu oranın iki katına çıktığı görülmüştür.

 

Aile içinde yaşanan şiddet, maalesef bu kız çocuklarına hayatın bundan ibaret olduğunu, büyüğün küçüğü, güçlünün güçsüzü, erkeğin kadını dövmeye hakkı  olduğunu öğretiyor. Baba dayağından uzaklaşan bu küçük kadınlar, koca dayağının normal olduğunu sanıyorlar.

 

Maalesef araştırmanın en acı sonuçlarından biri de şu;

Çocuk gelinlerin %50’sinden fazlası karşılaştıkları problemlerin çözümüne ilişkin herhangi bir yere başvurmadıklarını belirtmekte.

 

Yani  çoğu seslenmeye ihtiyaçları olduğunun,  yaşadıkları bu hayatın normal olmadığının bile farkında değiller.

Yardımın gücünü hafifsememek gerek. Kendi bütçemizden ayırdığımız küçücük bir meblağ, sadece  bir çocuğun okumasına katkıda bulunmakla kalmayacak. O çocuğun kaderini, onun sahip olacağı evlatların hatta torunlarının hayatını etkileyecek. Yardım ettiğimiz kız çocukları, kendi bebeklerini daha iyi eğiterek büyütecek, erkek çocukları kadına şiddetin yanlış olduğunu öğrenme fırsatı bulacaklar.

 

Evet, belki küçük bir su birikintisinde minik bir damlayız. Ama büyük denizler o minnacık damlalardan oluşur, unutmayalım.