Sanata sonsuz saygım var, resim yapmayı da çok severim. Ancak, çocuklara her yerde devamlı masa başı etkinliği yaptırılmasını doğru bulmuyorum. Gelen aktivite maillerini tek tek okuyorum, her yerde masa başı etkinliği var. AVM’ler işin kolayına kaçıp devamlı resim, boyama etkinliği düzenliyor. Okullarda zaten yapılıyor. Evde de çocuk hoplamasın, zıplamasın diye eline boya, hamur tutuşturuyoruz. Peki, bu çocuklar enerjilerini nasıl atacak?

Çocuk masa başı etkinliği de yapmalı, açık hava etkinliği de.

Haberin Devamı

Çok fazla işle boğuşan anne, bir hafta sonu çocuğuyla vakit geçirmek istiyor ama yorgun. Bir AVM’ye giderek oradaki masa başı etkinliğine katılmak, çocuğun peşinde koşturacağı bir açık hava etkinliği yapmaktan daha kolay. Sonrasında ebeveyne sorduğunuzda “Çocuk çok eğlendi.” diyor. Ama neye göre eğlendi? Eğer kıyasladığınız evde oturmak ise, bu pek doğru bir kıyaslama olmasa gerek. Çocuk ile açık hava etkinliği yapıp, sonra da masa başı etkinliği yapmak ve çocuğa hangisinde daha mutlu olduğunu sormak gerekir diye düşünüyorum. Her şeyde olduğu gibi burada da dengeyi sağlamak daha doğru sanırım. Çocuk, masa başı etkinliği de yapmalı, açık hava etkinliği de.

Hareketlilik = Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olarak algılanan bir toplum olduk çıktık.

Büyü şehirde yaşıyorsanız, eğer çocuğunuz okulda veya okul harici bir spor kulübüne üye değilse yapabileceği tek spor evde düz duvara tırmanmak. Evde bu hareketleri engelleneceği için konu okula yansıyor. Özellikle bazı özel okulların PDR bölümleri bu tip fazla hareketli çocukları keşfedip etiketlemek için uğraşıyor gibiler. Hareketlilik = DEHB olarak algılanan bir toplum olduk çıktık. Hareketlilik, çocuğun normal doğasında olan bir özelliktir ama ‘Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’ (DEHB), nöro-psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Ayrıca bırakın tüm bunları çocuk DEHB’de olabilir, ama bunun teşhisini koyacak yetkili, okulların PDR’leri değil, çocuk ve ergen psikiyatristleridir.

‘Çocuk’ neden uslu olsun ki?

Özellikle benim gibi 1970’li yıllarda doğanlar, kendi çocukluk yıllarımıza bir bakalım. Bizler okuldan gelir, çantaları eve atar, sokakta oynardık. Komşuların bahçelerindeki ağaçların tepesinde gezer, saatlerce lastik oynar, yüksek atlama, birdirbir, uzuneşek oynayarak atletizmin değişik dallarını hayatımıza sokardık. Aynı zamanda hepimiz birer futbolcu, basketbolcu, kısa mesafe koşucusuyduk. E tabii bahçesindeki ağacına çıktığımız evin sahibi kovalayınca hızlı koşarak kaçmak gerekiyordu. Hafta sonları oyun sürelerimiz gece saatlerine kadar uzardı. Şu an büyük şehirlerde kaç çocuk gün içerisinde bu kadar hareket edebiliyor? Bu arada şunu da belirtmek isterim: bizler, gün içerisinde şimdiki çocuklar kadar yüksek kalorili beslenen bir nesil değildik. Zaten istesek de alabileceğimiz fazla çeşit yoktu. Şekerli içecekler, çeşit çeşit yüksek kalorili atıştırmalıklar nerede… Hem çocukları kalorili yiyeceklerle besleyip, hem hareketlerini kısıtlayıp sonra da ‘uslu çocuk’ olmalarını bekliyoruz. Ayrıca adı üzerinde ‘çocuk’, neden uslu olsun ki?

Haberin Devamı

Tabii burada ‘çocuk hareketli olmalı’ veya ‘neden uslu olsun ki’ derken ev dışı, açık alanda yapılan hareketlilikten bahsediyorum. Evde, komşuları rahatsız etmek, gürültü, patırtı yapmak burada bahsettiğim hareketlilik kavramıyla karıştırılmamalı. Hatta çocuğun dışarıda aktif olması, eve geldiğinde bu tip toplumun genel saygı kurallarına uymasını da kolaylaştırabilir. Sizi de komşularla gereksiz diyaloglara girmekten kurtarabilir. Zira dışarıda enerjisini atmış olan çocuk eve geldiğinde çok da enerjik olamayacaktır.

Haberin Devamı

Teneffüslerde oyun oynamalarına, spor yapmalarına çaba gösterilmeli

Okuduğum bir yazısında, Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Spor Hekimi ve Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tolga Aydoğ , “Çocukları oynamaya teşvik edin.” diyor ve şöyle devam ediyor. “Ellerine bilgisayar, telefon verilip uslu uslu oturmalarını sağlamak yerine, arkadaşları ile bir araya gelip oynama imkânı yaratılmalı. Hareket etmenin keyfine varan çocuğu daha sonra yaşına, fiziksel çevresine, fiziksel uygunluğuna ve ulaşılabilirliğine göre uygun bir spora yönlendirmek gerekiyor. Ancak unutmayın ki seçtiğiniz sporun uygun sürede ve düzenli yapılması önemli. Bu nedenle kreşler, anaokulları ve okullar mutlaka iyi değerlendirilmeli, teneffüslerde oyun oynamalarına, spor yapmalarına çaba gösterilmeli.”

Uygun yaş, uygun etkinlik

Ebeveyn, çocuğunun hareketli oyunlar oynarken sakatlanması ya da bir şekilde zarar görmesinden çekiniyor. Burada çocuğun yaşına, fiziki gelişimine uygun aktiviteleri seçmek ebeveyne düşüyor. Günümüzde çocuk obezitesi ve kalp-damar hastalıklarındaki artış düşünüldüğünde, uzmanların da uyarılarına kulak vererek çocuklarımızı hareketli yaşamaya, spor yapmaya alıştırmamız gerekiyor. Hekimler, hareketli yaşam ve sporun, çocuklarımızın sağlıklı birer yetişkin olmasında büyük önem arz ettiğini vurguluyor.

Serap Torun

Kids&Gourmet Dergisi

www.kidsgourmet.com.tr