İlk bir yaş göz kontrolünde Mir’i kucağıma oturtmuş, ellerini öperek oylamaya çalışıyordum. Bir dişçiden, bir de ilk göz kontrolünden korkuyordum. Bir yaşındaki bir çocuğa ‘‘Başını-gözünü sabit tut.’’ nasıl diyebilirsiniz ki? Eh ben de nasıl panik olmuşsam oda doluydu... Anneannesi, dedesi, babası, dayısı, maaile dediklerinden doktordayız. Göz doktoru aile dostumuz olunca sorun olmadı tabii. Ama her bir ağızdan ayrı ses çıkıyor. ‘‘Melis, düzgün tut. Hareket edemesin.’’ ‘‘Merak etme Mir'ciğim bir şey olmayacak.’’ ‘‘Korkulacak hiçbir şey yok, hemen bitecek.’’ cümleleri arasında, ‘‘Bir durun. Kimse bu tarz cümleler kurmasın. Biz aramızda hallederiz.’’ dedi Tülin Teyze (Prof. Dr. Tülin Berk). Hepimiz sustuk kaldık. Sakin, sakin oyuncakları kullanarak muayenesini yaptı, hatta bir sürü alete baktırdı, kafasını soktu, bakışlarını döndürttü, kıyamet kopacak derken, Mir gayet sakin, eğlenerek, korkmadan, sıkılmadan kontrolünü bitirdi çünkü biz karışmadık, müdahale etmedik.

Hayatım boyunca doktorlardan (ki bütün sülalem doktor) gerilmişimdir, muhtemelen sebebi annem. Şimdi de Mir’e bu gerginliğimi miras bırakmak üzereydim ki; kendime geldim. Doktora gitmeden önce ‘olumluymuş gibi’ kurduğum cümlelerden vaz geçtim. ‘‘Korkulacak bir şey yok.’’ derken, ‘aslında korkmalısın’ duygusunu çocuklarımıza yüklüyoruz. ‘‘Merak etme hiç acımayacak.’’ onlara ‘birazdan olacaklar canını yakacak’ şeklinde geçiyor. Halbuki hiç yorumsuz yaşamalarına izin versek ve onların hissettikleri doğrultuda yanlarında olsak daha kolay atlatacağız krizleri ve travmalarını.

Bir düşünün, kendi olumsuz duygularınızı çocuklarınıza farkında olmadan yüklüyor olabilir misiniz?

Çocukların doktorları Sinan Bey’e (Doç. Dr. Sinan Mahir Kayıran), ‘‘Şu doktor fobisini ortadan kaldırmak için evde doktorculuk oynuyoruz. Birbirimize iğne yaparken çok gülüyoruz. Ama bir türlü aşı olmaktan korkması geçmedi.’’ dediğimde, ‘‘Oyunla, gülerek korkuları yenmek iyi bir çözüm olmasına rağmen, aşının içindeki ilaçlar biraz yakıyor, nasıl sevebilir ki aşı olmayı?’’ demiş ve eklemişti; ‘‘Siz iğneden korkar mısınız? Peki, doktorlara karşı bakış açınız nedir?’’

Kendi duygu-düşüncelerimle yüzleştiğimde, Mir’e ne kadar büyük stresler yüklediğimi, ilk hafta kontrolünde doktorun ağzından duyacaklarımın korkusunu bebeğime yüklediğimi, aylık kontrollerinde yeterince emzirip-emziremediğimin endişesini onunla birlikte Sinan Bey’e taşıdığımı, doktorun odasına girerken Mir’e sıkı sıkı sarıldığımı veya elini sıkıca tuttuğumu,  aslında tam tersini söylemeye çalışırken aksine tehlike var mesajı veren cümleler kurduğumu, hiçbir şey yapmasam bile içimdeki gerginliği enerji olarak ona yansıttığımı zamanla görebildim.


Peki ne yapmalıyız?

- Henüz daha bebekken gittiğimiz doktor kontrollerinde endişe duymamalıyız. Evet onlar çok küçükler ama dirayetliler.

- El kadar olduklarını düşündüğümüzden aşı olmalarından onlardan çok korkuyoruz ya, korkmazsak çok daha hızlı-kolay ve daha az acılı bitiyor. Korkularımızı bir kenara bırakmalıyız.

- Aşı olurken katlanamam ben bakmayayım, ellemeyeyim triplerine girmemeliyiz, o sırada en çok güvendikleri kokuya ihtiyaçları var. Yanında olup, işlem biter bitmez kucağa alıp, istediği kadar ağlamasına (sinirini atmasına-acısını yaşamasına) izin vermeliyiz.

- Doktora giderken, gereksiz kendimizce olumlu cümleler kurmamalıyız. ‘‘Merak etme bir şey olmayacak. Hemencecik bitecek.’’

- Biraz daha büyüdüğünde doktorla ilgili sorular sorarsa kısa, açık, net yanıtlar vermeliyiz. Gereğinden uzun cümleler kurmadan ve sadece sorduğu sorunun yanıtını vermek yeterli. Fazla bilgi göz çıkarabilir.

- Sinirlendiğimiz zaman doktor veya iğneyle korkutmamalıyız. ‘‘Bak soğuk su içiyorsun, boğazların şişecek, ben de seni doktora götüreceğim, o da sana iğne yapacak.’’ geriye dönüşü olmayacak bir tehdit.

- Doktorculuk oyunuyla, doktora neden gittiğimizi, neden ihtiyaç duyduğumuzu ve doktorun bize nasıl sağlık kazandırdığını anlatmalıyız. Bazen doktor ebeveyn olurken, bazen de çocuk olmalıdır ve oyunu çocuğun yönlendirmesine izin verilmelidir. Söyleyecekleri bizi endişelerini giderebilmemiz için yönlendirebilir.

- Korktuğu konuları; iğne, aşı, boğaz kontrolü vs. oyunla birlikte, abartarak-gülerek-eğlenerek stresini atmasını sağlayabiliriz. Kendimize aşı yaptırıp, kendimizi oradan oraya atarak, çok acımış numarası yaparak hep birlikte gülebiliriz. Unutmayın, stres atmanın bir yolu ağlamak, diğeri ise gülmekten geçer.

 

https://www.instagram.com/bebekolduannedogdu/

https://www.facebook.com/bebekolduannedogdu/